Anlatıcı ve Bakış Açısı Nedir? Türleri Nasıl Ayırt Edilir?
Anlatıcı, edebî metindeki olayları okura aktaran sestir; bakış açısı ise bu sesin olayları hangi bilgi ve konumdan gördüğünü gösterir. İlahi, kahraman ve gözlemci bakış açıları; anlatıcının olaylara katılımı, bilgi sınırı ve karakterlerin iç dünyasına erişimi incelenerek ayırt edilir.
Bu yazıda (7)
Bir hikâyede olayların kendisi kadar, bu olayları kimin ve nasıl anlattığı da önemlidir. Anlatıcı metni aktaran unsurken bakış açısı, anlatıcının olaylara ve kişilere yaklaşma biçimidir.
Anlatıcı ve bakış açısı kavramları
Anlatıcı, bir edebî metindeki olayları, kişileri ve çevreyi okura aktaran sestir. Bu ses bazen olayların içinde yer alan bir karakter olabilir, bazen de olayları dışarıdan anlatan ayrı bir unsur olarak kurulabilir. Anlatıcı gerçek yazarın kendisi olmak zorunda değildir; yazarın metin için oluşturduğu anlatma aracıdır. Olayların hangi sırayla verileceği, hangi ayrıntıların seçileceği ve kişilerin nasıl tanıtılacağı anlatıcının aktarımıyla okura ulaşır.
Bakış açısı ise anlatıcının olayları görme, bilme ve aktarma konumudur. Başka bir deyişle bakış açısı, anlatıcının bilgi alanını ve olaylarla arasındaki uzaklığı belirler. Anlatıcı bütün kişilerin düşüncelerini biliyorsa geniş bir bakış açısından söz edilir. Yalnızca kendi yaşadıklarını ve düşündüklerini aktarabiliyorsa bilgisi sınırlıdır. Dışarıdan izleyen bir anlatıcı ise çoğunlukla kişilerin yalnızca görülebilen davranışlarını verir.
Örneğin bir hikâyede “Ali kapıyı açtı, içeri girdi ve korktu” denebilir. Anlatıcı Ali’nin korktuğunu doğrudan biliyorsa onun iç dünyasına erişebilmektedir. “Ali kapıyı açtı; elleri titriyor, gözleri kapıya takılıyordu” denildiğinde ise korku, dışarıdan gözlenebilen davranışlarla sezdirilmiş olabilir. Olay aynı kalsa da anlatıcının bilgi düzeyi ve konumu değiştiği için bakış açısı da değişir.
Yazar, anlatıcı ve karakter ayrımı
Yazar, eseri kaleme alan gerçek kişidir. Anlatıcı, yazarın metin içinde olayları aktarmak üzere oluşturduğu sestir. Karakter ise olaylarda yer alan, yaşayan, düşünen ve davranan kişidir. Bu üç kavram bazı metinlerde birbirine yaklaşabilir; ancak edebî incelemede aynı kabul edilmez.
Birinci kişiyle anlatılan bir hikâyede anlatıcı, “Sabah erkenden evden çıktım” diyen bir karakter olabilir. Bu durumda anlatıcı hem olayları aktarıyor hem de olayların içinde yer alıyordur. Fakat bu kişinin yaşadıkları, eseri yazan kişinin gerçek hayatıyla aynı olmak zorunda değildir. Üçüncü kişiyle anlatılan bir metinde ise anlatıcı, “Zeynep pencerenin önünde bekledi” diyerek karakteri dışarıdan tanıtabilir. Yazar bu anlatıcıyı ve Zeynep karakterini ayrı ayrı tasarlamıştır.
Bu ayrımı yapmak için metinde olayları kimin yaşadığına ve kimin aktardığına bakılır. “Ben” diyen anlatıcı olayların kahramanı olabilir; fakat bu, her “ben” sözünün yazarın gerçek yaşamını anlattığı anlamına gelmez.
İlahi (hâkim) bakış açısı
İlahi ya da hâkim bakış açısında anlatıcı, hikâye dünyasındaki olaylar ve kişiler hakkında geniş bilgiye sahiptir. Olayların farklı zamanlarını, farklı yerlerde yaşanan gelişmeleri ve karakterlerin iç dünyalarını aktarabilir. Bu nedenle anlatıcının bilgisi tek bir kişinin gördükleriyle sınırlı değildir.
Bu bakış açısının çalışma biçimi, anlatıcının birden fazla karakterin düşünce ve duygularına ulaşabilmesine dayanır. Örneğin anlatıcı, “Mert toplantıda sessiz görünüyordu; aslında arkadaşının sözlerinden incinmişti. Aynı sırada dışarıda bekleyen Elif ise gecikmesinden dolayı endişeleniyordu” diyebilir. Anlatıcı hem Mert’in iç duygusunu hem de Elif’in başka bir yerde yaşadığı endişeyi bilmektedir. Karakterlerin henüz öğrenmediği bir sonucu da okura önceden bildirebilir.
İlahi bakış açısında anlatıcı çoğunlukla olayların dışında durur ve üçüncü kişi anlatımından yararlanır. Ancak ayırt edici özellik yalnızca “o” zamirinin kullanılması değildir. Asıl ölçüt, anlatıcının geniş bilgiye sahip olması ve birden fazla kişinin iç dünyasına girebilmesidir.
Kahraman bakış açısı
Kahraman bakış açısında olayları anlatan kişi, olayların içinde bulunan bir karakterdir. Anlatıcı yaşadıklarını, gördüklerini, düşündüklerini ve hissettiklerini kendi bilgisi ölçüsünde aktarır. Bu yüzden anlatım genellikle birinci kişi zamirleriyle kurulur; “ben” ve “biz” ifadeleri sık görülür.
Bu bakış açısının temel sınırı, anlatıcının yalnızca kendi deneyimine ve ulaşabildiği bilgilere sahip olmasıdır. Başka bir kişinin zihninden geçenleri kesin olarak bilemez. Örneğin anlatıcı, “Toplantıda herkes sustu. Elif’in yüzüne baktım; ne düşündüğünü anlayamadım” diyorsa Elif’in düşüncesine doğrudan erişememektedir. Anlatıcı kendi kuşkusunu veya tahminini söyleyebilir, fakat bunu kesin bilgi gibi sunamaz.
Kahraman bakış açısını belirlerken anlatıcının olaylarda bir rol üstlenip üstlenmediğine bakılır. Anlatıcı olayın başından geçen kişiyse ve anlatım onun gördükleriyle sınırlıysa kahraman bakış açısı vardır. Birinci kişi kullanılması güçlü bir ipucudur; yine de asıl belirleyici, anlatıcının olaylara katılması ve bilgi sınırıdır.
Gözlemci (müşahit) bakış açısı
Gözlemci ya da müşahit bakış açısında anlatıcı, olayların dışında duran bir izleyici gibidir. Kişilerin hareketlerini, konuşmalarını ve dışarıdan fark edilebilen özelliklerini aktarır; ancak onların zihninden geçenleri kesin biçimde bilemez. Anlatıcının bilgisi, gözlemleyebildiği davranışlarla sınırlıdır.
Bu bakış açısında anlatıcı çoğunlukla üçüncü kişi anlatımını kullanır. Örneğin “Çocuk sandalyeye oturdu, ellerini dizlerinin üzerine koydu ve kapıya baktı” cümlesi onun görülen davranışlarını verir. “Çocuk korkuyordu” denmesi ise anlatıcının iç dünyaya doğrudan ulaştığını gösterebilir; bu nedenle metnin devamında korkunun davranışlardan mı çıkarıldığına, yoksa anlatıcı tarafından kesin bilgi olarak mı açıklandığına dikkat etmek gerekir.
Gözlemci anlatıcı bir kamera gibi yalnızca dışarıdan görülenleri sıralamak zorunda değildir; seçtiği ayrıntılarla okurun yorum yapmasını sağlayabilir. Fakat ilahi bakış açısındaki gibi herkesin düşüncelerini bilemez, kahraman bakış açısındaki gibi olayların merkezindeki kişi olarak kendi yaşantısını anlatmaz. Bu sınırlı bilgi alanı, gözlemci bakış açısının ayırt edici özelliğidir.
Bakış açısını belirleme ölçütleri
Bir metindeki bakış açısını belirlemek için önce anlatıcının olaylara katılıp katılmadığı saptanır. “Ben” veya “biz” diyerek kendi yaşantısını aktaran ve olayların içinde bulunan anlatıcı kahraman bakış açısına yakındır. Olayları dışarıdan izleyen ve kendisini metindeki kişilerden biri olarak göstermeyen anlatıcı ise gözlemci ya da ilahi bakış açısına sahip olabilir. Bu nedenle yalnızca kişi zamirlerine bakmak yeterli değildir; anlatıcının metindeki konumu da incelenmelidir.
İkinci ölçüt, anlatıcının bilgi sınırıdır. Anlatıcı yalnızca kendi gördüklerini biliyorsa kahraman bakış açısı; kişilerin dışarıdan gözlenen davranışlarını aktarıyorsa gözlemci bakış açısı öne çıkar. Anlatıcı aynı anda farklı kişilerin ne düşündüğünü, farklı yerlerde neler olduğunu veya geçmiş ve gelecekle ilgili ayrıntıları biliyorsa ilahi bakış açısı söz konusudur. Burada “biliyor mu?” sorusu, “hangi kişi konuşuyor?” sorusu kadar önemlidir.
Üçüncü ölçüt, karakterlerin iç dünyasına erişimdir. “Ayşe gülümsedi” ifadesi yalnızca davranışı gösterir. “Ayşe, kimse fark etmese de başarısız olmaktan korkuyordu” ifadesinde ise karakterin iç duygusu doğrudan açıklanır. Metin bunu birden fazla karakter için yapıyor ve anlatıcı farklı kişilerin düşüncelerini aktarabiliyorsa ilahi bakış açısı düşünülür. Sadece anlatıcı-karakterin kendi duygu ve düşünceleri veriliyorsa kahraman bakış açısı daha uygundur.
Örneğin şu kısa parçayı ele alalım: “Kapının önünde bekledim. İçeridekilerin ne konuştuğunu duyamıyordum. Bir süre sonra Ece çıktı; yüzü asıktı. Neden üzgün olduğunu bilmiyordum.” Anlatıcı olayın içindedir, kendi yaşantısını anlatır ve Ece’nin zihnini bilmediğini açıkça belirtir. Bu nedenle parça kahraman bakış açısıyla kurulmuştur. Buna karşılık “Ece odada kaygıyla bekliyordu, annesi ise kızının bu kaygısından habersizdi” cümlesinde iki kişinin iç durumuna ulaşan geniş bilgili bir anlatıcı vardır; bu, ilahi bakış açısına işaret eder.
Aynı eserde bakış açısının değişmesi de mümkündür; böyle metinlerde her bölümde anlatıcının bilgi sınırı ve olaylara katılımı yeniden kontrol edilir. Anlatım teknikleri, olayların hangi yöntemlerle sunulduğunu ayrıca inceler; bu konu için anlatım teknikleri başlığına başvurulabilir.
İç konuşma ve bilinç akışıyla bakış açısının ilişkisi
İç konuşma ve bilinç akışı, karakterin düşüncelerini okura doğrudan ya da parçalı biçimde yansıtabilir. Bu teknikler özellikle kahraman bakış açısında anlatıcının iç dünyasını görünür kılar; ancak tek başlarına bakış açısını belirlemez, metindeki bilgi sınırıyla birlikte değerlendirilir.
Bir olay hakkında yalnızca kendi gördüklerinizi anlatmanız kahraman bakış açısına, sınıftaki kişilerin dışarıdan görülen davranışlarını aktarmanız gözlemci bakış açısına benzer. Aynı anda farklı kişilerin ne düşündüğünü bildiğinizi söylemek ise günlük iletişimde değil, edebî metinde kullanılan hâkim anlatıcı özelliğidir.
Bakış açısını soran sorularda “ben-o” ayrımından önce anlatıcının bilgi sınırına bakılmalıdır. Birinci kişi anlatımı çoğunlukla kahraman bakış açısını gösterir; üçüncü kişi anlatımı ise tek başına ilahi veya gözlemci bakış açısını kesinleştirmez. Birden fazla karakterin iç dünyasını bilen anlatıcı ilahi, yalnızca dış davranışları aktaran anlatıcı gözlemcidir.
Sık sorulan sorular
Anlatıcı ile bakış açısı arasındaki temel fark nedir?
Anlatıcı olayları aktaran sestir. Bakış açısı ise bu anlatıcının olayları hangi konumdan gördüğünü, ne kadar bildiğini ve kişilerin iç dünyasına ulaşıp ulaşamadığını gösterir.
Yazar ile anlatıcı aynı kişi midir?
Her zaman aynı kişi değildir. Yazar gerçek kişidir; anlatıcı ise eseri aktarmak için metin içinde oluşturulan sestir.
Kahraman bakış açısı nasıl anlaşılır?
Anlatıcı olayların içinde yer alır ve genellikle birinci kişiyle kendi yaşadıklarını anlatır. Başka kişilerin düşüncelerini kesin olarak bilemez.
İlahi bakış açısının en belirgin özelliği nedir?
Anlatıcının olaylar, zaman ve karakterlerin iç dünyaları hakkında geniş bilgiye sahip olmasıdır. Birden fazla kişinin duygu ve düşüncelerini aktarabilir.
Gözlemci bakış açısı ile ilahi bakış açısı nasıl ayrılır?
Gözlemci anlatıcı çoğunlukla dışarıdan görülen davranışlarla sınırlıdır. İlahi anlatıcı ise kişilerin düşünce ve duygularını da bilir.
- •Wikipedia (EN) — Narration — Narration / girisen.wikipedia.org