Büyük Buhran: Nedenleri, Yayılması ve Sonuçları
Büyük Buhran, 1929’da ABD’de başlayıp 1930’lu yıllar boyunca dünya ekonomisini etkileyen derin bir ekonomik daralmadır. Borsa çöküşü krizi görünür hâle getirse de aşırı borçlanma, gelir eşitsizliği, üretim-talep dengesizliği ve zayıf bankacılık sistemi krizin derinleşmesini sağladı. Banka iflasları, kredi daralması, deflasyon, uluslararası borçlar ve altın standardı krizi ülkeler arasında taşıdı; kamu müdahaleleri ise toparlanma arayışının temelini oluşturdu.
Bu yazıda (6)
Büyük Buhran, yalnızca Wall Street’te hisse senedi fiyatlarının düşmesiyle açıklanamayacak kadar kapsamlı bir ekonomik ve toplumsal krizdir. Üretimin, ticaretin, yatırımların ve istihdamın aynı anda gerilemesi; bankaların ve işletmelerin iflas etmesiyle krizin kendi kendini besleyen bir yapıya dönüşmesi, onu 20. yüzyılın en önemli ekonomik kırılmalarından biri hâline getirdi.
Büyük Buhran’ın tanımı ve tarihsel çerçevesi
Büyük Buhran, 1929’da Amerika Birleşik Devletleri’nde başlayarak 1930’lu yıllar boyunca birçok ülkeye yayılan, üretim ve istihdamda büyük düşüşlere yol açan küresel ekonomik daralmadır. Dönem genel olarak 1929-1939 arasıyla sınırlandırılır. Krizin ayırt edici özellikleri yüksek işsizlik, yoksulluk, fiyatların düşmesi, sanayi üretiminin ve uluslararası ticaretin daralması ile çok sayıda banka ve işletmenin iflas etmesiydi.
Krizden önce ABD’de hızlı sanayileşme ve tüketim artışıyla tanımlanan 1920’ler yaşanıyordu. Ancak büyümenin sağladığı kazançların önemli bir bölümü üretken yatırımlar yerine spekülasyona yöneldi; gelir ve servet dağılımındaki eşitsizlik de genişledi. 1929’dan sonra güven kaybı harcamaları ve yatırımları azalttı. Bu düşüş, işletmelerin üretimi kısmalarına, işçi çıkarmalarına ve hane halklarının gelir kaybı nedeniyle daha az tüketmesine yol açtı.
Krizin kapsamı ülkeden ülkeye değişti. 1929-1932 arasında dünya gayrisafi yurt içi hasılasının yaklaşık yüzde 15 gerilediği tahmin edilirken ABD’deki daralma yaklaşık yüzde 30’a ulaştı. ABD’de işsizlik 1933’te yüzde 25’e yükseldi; aynı dönemde ülkedeki 25 bin bankanın yaklaşık 9 bini faaliyetini sürdüremedi. Bu örnekler, Büyük Buhran’ın kısa süreli bir borsa paniğinden ziyade finans, üretim ve istihdamı birlikte etkileyen uzun süreli bir sistem krizi olduğunu gösterir.
1929 borsa çöküşü ve yapısal nedenler
1929 borsa çöküşü, Büyük Buhran’ın başlangıç işareti ve güven krizini hızlandıran önemli bir şoktu. Hisse senedi fiyatları uzun süre yükselmiş, yatırımcıların bir bölümü değer artışından kazanç sağlamak amacıyla borçlanarak piyasaya girmişti. Ekim 1929’da fiyatların sert biçimde düşmesi, varlıklarını kaybeden yatırımcıların harcamalarını azaltmasına ve finansal sisteme duyulan güvenin sarsılmasına neden oldu. Fakat çöküş, krizin bütün nedenini tek başına açıklamaz; 1920’lerin sonlarında zaten daha derin dengesizlikler birikmişti.
Bu dengesizliklerden biri gelir dağılımındaki bozulmaydı. Üretim kapasitesi ve şirket kârları artarken geniş kesimlerin satın alma gücü aynı hızla yükselmediğinde, üretilen malların tamamını satmak zorlaşır. Talepteki zayıflama işletmelerin üretimi azaltmasına ve işçi çıkarmasına, işsizliğin artması da talebin daha fazla düşmesine yol açar. Böylece başlangıçtaki harcama azalması, üretim ve istihdam üzerinden büyüyen bir daralma yaratır.
Aşırı borçlanma da bu süreci kırılganlaştırdı. Haneler, şirketler ve bankalar borçlarını ödemekte zorlandığında varlıklarını satmaya yönelir; aynı anda çok sayıda kişinin satış yapması fiyatları daha da aşağı çeker. Bankacılık sektörünün sınırlı düzenlemeye tabi olması, gevşek kredi uygulamalarının ve yaygın borçlanmanın büyümesine izin verdi. Tarımda ürün fiyatlarının gerilemesi ve ABD’nin tarım bölgelerinde yaşanan kuraklık da çiftçilerin gelirlerini zayıflattı. Örneğin Great Plains bölgesinde krizin en yoğun döneminde çiftliklerin yaklaşık yüzde 10’u el değiştirdi. Dolayısıyla borsa çöküşü, gelir eşitsizliği, üretim-talep dengesizliği, borç yükü ve finansal kırılganlıkların üzerine geldi.
Banka iflasları, kredi daralması ve deflasyon mekanizması
Büyük Buhran’ın derinleşmesinde bankacılık sistemindeki bozulma belirleyici oldu. Bankalar iflas ettiğinde mevduat sahipleri paralarına erişemeyebilir, bankaların kredi verme kapasitesi azalır ve işletmelerle haneler yeni finansmana ulaşmakta zorlanır. Bu durum kredi daralması olarak adlandırılır. Kredi daralması, yalnızca bankacılık sektörünün sorunu değildir; yatırım, üretim, tüketim ve istihdam üzerinde doğrudan etkiler yaratır.
Aktarım zinciri şöyle işler: Bankalar daha az kredi verir veya borçlular geri ödeme güçlüğü yaşar; işletmeler makine, bina ve stok yatırımlarını erteler; haneler otomobil ve konut gibi büyük harcamaları kısar. Talep düşünce işletmeler üretimi azaltır ve çalışanlarını işten çıkarır. İşsiz kalanların gelirleri azalınca tüketim daha da geriler. 1930’un ortalarına gelindiğinde faiz oranları düşük olmasına rağmen, insanların fiyatların ileride daha da düşeceğini beklemesi ve borçlanmaktan kaçınması harcamaların canlanmasını engelledi.
Deflasyon, fiyatlar genel düzeyinin düşmesidir. İlk bakışta ucuzlama olumlu görünebilir; ancak borçların nominal tutarı değişmezken gelirler ve fiyatlar düşerse borçların reel yükü artar. Borçlular ödeme yapabilmek için daha fazla mal veya varlık satabilir; bu satışlar fiyatları ve varlık değerlerini daha da düşürür. Fiyatların düşeceği beklentisi de insanları alışverişi ve yatırımı ertelemeye iter. Böylece talep azalması, borç ödeme güçlüğü, banka iflasları, kredi daralması ve işsizliğin yükselmesi birbirini besleyen bir döngüye dönüşür.
ABD’de bu mekanizmanın somut göstergelerinden biri banka iflaslarının boyutuydu: 1929-1933 arasında 25 bin bankanın yaklaşık 9 bini faaliyet dışı kaldı. Hisse senedi piyasasındaki düşüş de uzun süre devam ederek güven kaybını artırdı. Para arzının daralması ve merkez bankasının likidite sıkışıklığı yaşayan bankalara yeterince son borç mercii desteği vermemesi, başlangıçtaki şoku daha uzun ve daha ağır bir bunalıma çevirdi.
Büyük Buhran’ın uluslararası yayılımı
Büyük Buhran’ın ABD’den diğer ülkelere taşınmasında üç temel bağlantı etkili oldu: sermaye hareketleri ve dış borçlar, altın standardı ve uluslararası ticaret. Birinci Dünya Savaşı sonrasında ülkelerin mali ve finansal ilişkileri birbirine bağlanmıştı. ABD kredilerine bağımlı ülkeler, ABD’de bankacılık sistemi ve finansal piyasalar sarsılınca yeni kredi bulmakta ve mevcut borçlarını çevirmekte zorlandı. Almanya bunun belirgin örneklerinden biriydi; ABD kredilerine yüksek ölçüde bağımlı olan ülkede işsizlik yaklaşık yüzde 30’a yükseldi ve siyasal aşırılıklar güç kazandı.
Altın standardı, ulusal paraların değerlerini altına veya altına bağlı paralara sabitleyen uluslararası para düzeniydi. Bu düzende merkez bankaları, kurun korunması ve altın çıkışının önlenmesi amacıyla para politikasını sıkılaştırabilir, faizleri yüksek tutabilir ve harcamaları kısabilir. Böyle bir politika iç talebi daha da daraltırken bankacılık krizinin etkisini büyütebilir. Altın standardından daha erken ayrılan ülkeler para birimlerini değer kaybettirerek faizleri düşürme ve merkez bankalarını son borç mercii olarak kullanma konusunda daha geniş bir hareket alanı elde etti. Bu ülkelerde durgunluklar görece daha hafif, toparlanmalar ise daha erken olabildi; standarda bağlı kalanlarda gerileme daha uzun sürdü.
Ticaret bağlantıları da krizi ülkeler arasında taşıdı. Talep azalınca ithalat düşüyor, ihracata dayalı sektörlerin geliri ve istihdamı geriliyordu. Ülkeler kendi üreticilerini korumak için gümrük vergilerini, ithalat kotalarını ve döviz işlemlerine sınırlamaları artırdığında karşı ülkeler de benzer önlemler alabiliyordu. ABD’nin 1930’da yürürlüğe koyduğu Smoot-Hawley yasası ithalata yüksek vergiler getirdi; ABD’nin ihracatı 1929’da yaklaşık 5,2 milyar dolardan 1933’te 1,7 milyar dolara geriledi. Bu politikanın etkisinin boyutu tartışmalı olsa da iktisatçıların ve ekonomi tarihçilerinin genel değerlendirmesi, ticareti daraltarak krizi ağırlaştırdığı yönündedir.
Yayılımın etkisi her ülkede aynı olmadı. Dış ticarete, ABD kredilerine ve altın standardına daha fazla bağlı ekonomiler daha uzun süre baskı altında kaldı. Örneğin Polonya’da 1932’de kömür üretimi 1928’e göre yüzde 27, çelik üretimi yüzde 61 ve demir cevheri üretimi yüzde 89 azaldı. Bu örnek, finansal şokların dış borçlar, para rejimi ve ticaret kanalları üzerinden farklı ülkelerde üretim krizine dönüşebildiğini gösterir.
Ekonomik ve toplumsal sonuçlar
Büyük Buhran’ın ekonomik sonuçları üretim, gelir, fiyatlar, kamu gelirleri ve istihdam alanlarında aynı anda görüldü. İşletmelerin satışları düşünce fabrikalar kapandı veya üretimlerini azalttı; inşaat faaliyetleri birçok ülkede neredeyse durdu. İşsiz kalan insanların gelirleri azalırken tarım ürünlerinin fiyatlarındaki sert düşüş kırsal bölgeleri de etkiledi. Kriz döneminde bazı ülkelerde işsizlik oranı yüzde 33’e kadar çıktı. ABD’de işsizlik 1933’te yüzde 25’e ulaşırken çiftçilerin yaklaşık üçte biri topraklarını kaybetti.
Yoksulluk yalnızca gelir kaybı anlamına gelmedi; barınma, beslenme ve borç ödeme sorunlarını da ağırlaştırdı. Tarım ürünlerinin fiyatlarının yüzde 60’a varan oranlarda düşmesi, tarıma dayalı topluluklarda üretim sürse bile gelir elde etmeyi zorlaştırdı. Sanayi kentleri de ağır darbe aldı; özellikle ağır sanayiye bağımlı yerlerde iş olanakları hızla azaldı. Düşük fiyatlar tüketicilerin satın alma gücünü bazı mallarda artırabilecek olsa da işsizlik ve borç yükü nedeniyle geniş kesimler bu avantajdan yararlanamadı.
Toplumsal gerilimler siyasal alana da yansıdı. İşsizliğin, yoksulluğun ve gelecek kaygısının artması hükümetlere duyulan güveni sarstı; grevler, protestolar ve siyasal kutuplaşma güçlendi. Almanya’da işsizliğin yaklaşık yüzde 30’a yükselmesi siyasal aşırılıkların yayılmasına katkıda bulundu ve Nazi Partisi’nin 1933’te iktidara yükselmesinin zeminini güçlendirdi. Böylece ekonomik kriz, yalnızca piyasalarda yaşanan bir daralma olmaktan çıkarak toplumların siyasal yönelimlerini etkileyen tarihsel bir kırılmaya dönüştü.
Krizle mücadele politikaları ve toparlanma arayışları
Kriz karşısında hükümetlerin ilk tepkileri aynı değildi. Bazı yönetimler bütçe harcamalarını kısmayı, yüksek faizleri ve kredi sınırlamalarını tercih etti; özellikle altın standardına bağlı kalmak isteyen ülkelerde bu yaklaşım iç talebi daha da zayıflatabildi. Buna karşılık kamu harcamalarının artırılması, istihdam yaratılması, bankacılık sisteminin yeniden düzenlenmesi ve para politikasının gevşetilmesi gibi müdahaleler toparlanma arayışının temel araçları oldu. Merkez bankalarının likidite sıkışıklığı yaşayan bankalara son borç mercii olarak destek vermesi, banka iflaslarının ve kredi daralmasının zincirleme etkisini sınırlayabilecek bir politika olarak öne çıktı.
ABD’de Franklin D. Roosevelt’in 1933’ten itibaren uyguladığı New Deal programları, ekonomik yardım sağlama ve iş yaratma hedeflerini bir araya getirdi. Bu politikaların toparlanmayı başlattığı veya hızlandırdığı yönünde güçlü bir görüş bulunmakla birlikte, ABD ekonomisinin Büyük Buhran’dan tamamen çıkışının tek bir politikayla açıklanamayacağı da belirtilir. Para arzındaki gelişmeler, uluslararası altın girişleri ve finansal sistemin yeniden yapılandırılması da toparlanmada rol oynadı. Roosevelt döneminde ekonomi 1933’ün başlarında toparlanmaya başladı; ancak ABD’nin 1929’daki millî gelir düzeyine dönmesi on yıldan uzun sürdü ve işsizlik 1940’ta hâlâ yaklaşık yüzde 15’ti.
Politikaların beklentiler üzerindeki etkisi de önemliydi. İnsanlar fiyatların ve gelirlerin daha da düşeceğine inanıyorsa faizler çok düşük olsa bile yatırım yapmaktan kaçınabiliyordu. Yönetimin para ve maliye politikasında yeni bir yön benimsemesi, gelecekte genişleme ve daha yüksek fiyat beklentisi oluşturarak tüketim ve yatırımı destekleyebilirdi. 1937’de mali ve parasal politikanın yeniden sıkılaştırılması ise toparlanmayı yavaşlatan yeni bir durgunlukla ilişkilendirildi.
Japonya’da para biriminin değerinin düşürülmesi ve bütçe açığıyla finanse edilen kamu harcamaları daha erken ve güçlü bir genişleme sağladı; ülke 1933’e gelindiğinde bunalımdan çıkmıştı. Bu örnekler, toparlanmanın zamanlamasının yalnızca krizin şiddetine değil, ülkelerin para rejimine, bankacılık politikalarına ve kamu müdahalesinin kapsamına da bağlı olduğunu gösterir. Kriz sonrasında Keynesyen iktisadın yükselişi, devletin toplam talebi ve istihdamı destekleyebileceği düşüncesini iktisat tartışmalarının merkezine taşıdı.
Büyük Buhran’ın günlük yaşamdaki somut etkisi, işsiz kalan bir ailenin tüketimini kısmak zorunda kalmasıyla işletmelerin satışlarının ve üretiminin daha da düşmesi şeklinde görülebilir. Tarım bölgelerinde ürün fiyatlarının sert gerilemesi, çiftçilerin borçlarını ödeyememesine ve topraklarını kaybetmesine yol açtı; bankaların iflası ise birikimlere ve krediye erişimi doğrudan etkiledi.
Büyük Buhran’ı yalnızca 1929 borsa çöküşüyle açıklamamak gerekir. Borsa çöküşü başlangıç şokuyken, banka iflasları, kredi daralması, deflasyon, borçluluk, talep yetersizliği ve altın standardı krizin derinliğini ve uluslararası yayılımını açıklayan temel unsurlardır.
Sık sorulan sorular
Büyük Buhran hangi yıllar arasında yaşandı?
Genel olarak 1929’da başlayıp 1930’lu yıllar boyunca süren ve 1939’a kadar uzanan küresel ekonomik kriz dönemi Büyük Buhran olarak adlandırılır.
Büyük Buhran sadece 1929 borsa çöküşünden mi kaynaklandı?
Hayır. Borsa çöküşü krizi tetikledi ve güven kaybını artırdı; ancak aşırı borçlanma, gelir eşitsizliği, üretim-talep dengesizliği, banka iflasları ve hatalı para politikaları krizin derinleşmesinde etkili oldu.
Deflasyon Büyük Buhran’ı nasıl ağırlaştırdı?
Fiyatların ve gelirlerin düşmesi borçların reel yükünü artırdı, harcama ve yatırımların ertelenmesine yol açtı. Talep düştükçe üretim ve istihdam geriledi; bu da fiyat düşüşlerini besledi.
Altın standardı krizin yayılmasını nasıl etkiledi?
Altın standardına bağlı ülkeler para politikalarını gevşetmekte daha sınırlı kaldı. Standardı daha erken terk eden ülkeler ise para birimlerini değer kaybettirip faizleri düşürerek toparlanmayı daha erken destekleyebildi.
New Deal neyi amaçlıyordu?
Roosevelt dönemindeki New Deal programları ekonomik yardım sağlamayı, kamu müdahalesiyle istihdam yaratmayı ve finansal sistemi yeniden düzenlemeyi amaçlıyordu.
- •Wikipedia (EN) — Great Depression — Great Depression / girisen.wikipedia.org