Edebî Eleştiri Nedir? Özellikleri, Ölçütleri ve Yazı Yapısı
Edebî eleştiri, bir eseri yalnızca beğenip beğenmeme açısından değil, metne dayalı ölçütlerle değerlendirme işidir. Eleştiride konu, tema, yapı, dil, anlatım ve karakter gibi unsurlar incelenir; gözlemler gerekçeli bir sonuca bağlanır. Türk edebiyatında eleştiri, Tanzimat’tan Cumhuriyet’e uzanan süreçte farklı temsilcilerle gelişmiştir.
Bu yazıda (7)
- ›Edebî eleştirinin tanımı, amacı ve kapsamı
- ›Eleştirinin temel özellikleri ve ilkeleri
- ›Eleştiri, kişisel beğeni ve özetten nasıl ayrılır?
- ›Bir edebî eseri değerlendirme ölçütleri
- ›Eleştiri yazısının temel yapısı ve düşünme sırası
- ›Türk edebiyatında eleştirinin gelişimi ve önemli temsilcileri
- ›Eleştiri yazısının dili ve anlatım özellikleri
Edebî eleştiri, bir edebî eserin güçlü ve zayıf yönlerini belirli ölçütlere dayanarak değerlendiren yazı türüdür. Eleştirmen, kişisel beğenisini gizlemek zorunda değildir; ancak beğenisini metinden kanıtlarla desteklemeli ve değerlendirmesini anlaşılır bir düşünce düzeni içinde sunmalıdır.
Edebî eleştirinin tanımı, amacı ve kapsamı
Edebî eleştiri; şiir, hikâye, roman, tiyatro gibi edebî eserlerin anlamını, kuruluşunu, anlatımını ve sanatsal değerini inceleyip değerlendiren yazı türüdür. Eleştirinin amacı yalnızca kusur bulmak değildir. Bir eserin hangi yönleriyle başarılı olduğunu, hangi yönlerinin geliştirilebileceğini ve okur üzerinde nasıl bir etki oluşturduğunu ortaya koymaktır. Bu nedenle edebî eleştiri, olumlu ya da olumsuz hüküm vermeyi metne ilişkin açıklamalarla birlikte yürütür. Eleştiri sözcüğü genel kullanımda beğenmeme anlamı taşıyabilse de edebiyat alanında tarafsız bir değerlendirme anlamında da kullanılır.
Eleştiri, eserin kendisini ve eserin oluşturduğu anlam dünyasını konu alır; yazarın kişiliği hakkında kanıtsız yorumlar yapmakla sınırlı değildir. Eleştirmen önce eserde görülen unsurları belirler, sonra bu unsurların nasıl işlediğini açıklamaya çalışır. Örneğin bir romandaki yalnızlık temasının başarılı olup olmadığını değerlendirirken yalnızca “Tema etkileyici” demek yeterli değildir. Eleştirmen, olayların, karakterlerin ve anlatıcının bu temayı nasıl görünür kıldığını gösterirse değerlendirmesi gerekçeli hâle gelir. Aynı eser için bir eleştirmen anlatımın güçlü, başka bir eleştirmen ise olay örgüsünün dağınık olduğunu savunabilir; önemli olan, iki yargının da metinle ilişkilendirilmesidir.
Eleştirinin işlevi okura eseri farklı açılardan görme imkânı sağlamak, sanatçıya eserinin etkili ve sorunlu yönleri hakkında düşünme alanı açmak, edebiyat dünyasına da nitelikli bir değerlendirme birikimi kazandırmaktır. Eleştiri, deneme, makale ve eser tanıtma yazısından amaç, kanıt kullanımı ve değerlendirme yoğunluğu bakımından ayrılır; bu türler arasındaki sınırlar bazen kesişse de eleştirinin merkezinde eserin ölçütlere dayalı değerlendirilmesi bulunur.
Eleştirinin temel özellikleri ve ilkeleri
Nitelikli bir edebî eleştiri metne dayanır, gerekçelidir, tutarlıdır ve değerlendirme amacı taşır. Metne dayanmak, eserde bulunmayan bir özelliği varmış gibi göstermemek ve yargıları eserin olay örgüsü, sözcük seçimi, anlatıcı tutumu, karakter kuruluşu ya da biçim özellikleriyle ilişkilendirmek demektir. Gerekçelendirme ise “başarılı”, “zayıf” veya “etkileyici” gibi yargıların nedenlerini açıklamayı gerektirir. Eleştirmen, önce gözlemini ortaya koyar; ardından bu gözlemin eserin anlamına ve sanatsal etkisine nasıl katkı yaptığını açıklar.
Eleştiride nesnellik, kişisel duyguların tamamen yok edilmesi anlamına gelmez. Eleştirmen bir eseri beğenebilir veya beğenmeyebilir; ancak bu tutumunu tek ölçüt hâline getirmemelidir. Değerlendirme, eserin kendi amacı ve bütünlüğü dikkate alınarak yapılır. Örneğin sade bir anlatımı amaçlayan bir hikâyeyi, yalnızca yoğun betimleme kullanmadığı için başarısız saymak doğru değildir. Önce eserin nasıl bir anlatım kurmak istediği belirlenmeli, sonra bu tercihin amaca ulaşıp ulaşmadığı incelenmelidir.
Eleştiri aynı zamanda açık fikirli ve ölçülü olmalıdır. Eleştirmen, yalnızca kendi dünya görüşüne uyan eserleri değerli sayarsa değerlendirme daralır. Bir eserin düşüncesine katılmamak, onun anlatım veya kurgu bakımından başarılı olamayacağı anlamına gelmez. Buna karşılık eseri sorgulamadan övmek de eleştiri değildir. Örneğin bir şiirin temasını güçlü bulan eleştirmen, şiirdeki imge düzeninin kopuk olduğunu da belirtebilir. Eleştirinin gücü, olumlu ve olumsuz gözlemleri aynı metin içinde tutarlı biçimde ilişkilendirebilmesinden gelir.
Eleştiri, kişisel beğeni ve özetten nasıl ayrılır?
Kişisel beğeni, kişinin bir eserden hoşlanıp hoşlanmadığını bildirir; eleştiri ise bu tepkinin nedenlerini araştırır. “Kitabı sevmedim çünkü sıkıcıydı” cümlesi tek başına beğeni ifadesidir. Eleştiriye dönüşmesi için “Olayların uzun açıklamalarla ilerlemesi, çatışmanın geç kurulmasına ve temponun düşmesine yol açıyor” gibi metne bağlı bir açıklama gerekir. Böylece kişisel tepki, incelenebilir bir yargıya dönüşür. Eleştirmene ait bakış açısı metinde bulunabilir; fakat hüküm, yalnızca eleştirmenin zevkine değil, eserin somut özelliklerine dayanmalıdır.
Özet de eleştiriden farklıdır. Özet, eserdeki olayları, düşünceleri veya bölümleri kısaltarak aktarır; eserin nasıl kurulduğunu ve ne ölçüde başarılı olduğunu değerlendirmez. Bir romanın olaylarını baştan sona anlatmak, romanın karakterlerinin inandırıcılığını ya da anlatıcının seçiminin etkisini açıklamaz. Eleştiride eserin bütün olaylarını aktarmak yerine değerlendirmeyi destekleyen sınırlı bilgiler seçilir. Örneğin yalnızca bir karakterin karar anını anarak bu kararın karakter gelişimini nasıl gösterdiği incelenebilir.
Bir yazının eleştiri sayılabilmesi için üç soru birlikte sorulmalıdır: Eserde ne var, bu unsur nasıl işliyor ve ortaya çıkan sonuç başarılı mı? İlk soru gözlemi, ikinci soru çözümlemeyi, üçüncü soru değerlendirmeyi karşılar. Sadece “Yazar, kahramanın çocukluğunu anlatıyor” demek gözlemdir; “Çocukluk anıları, kahramanın bugünkü korkularını açıklayan bir neden olarak kullanılmış” demek çözümlemedir; “Bu bağlantı, karakterin davranışlarını inandırıcı kılıyor” demek ise gerekçeli değerlendirmedir. Eleştiri, bu üç aşamanın birbirine bağlanmasıyla oluşur.
Bir edebî eseri değerlendirme ölçütleri
Bir eser değerlendirilirken önce konu ve tema incelenir. Konu, eserde anlatılan olay, durum veya yaşantıdır; tema ise eserin çevresinde kurulduğu daha genel duygu ya da düşüncedir. Ardından yapı ele alınır: olayların sıralanışı, bölümlerin birbirine bağlanması, çatışmanın kurulması ve sonucun hazırlanışı değerlendirilir. Şiirde biçim, ses ve imge düzeni; anlatı türlerinde olay örgüsü, anlatıcı ve zaman; tiyatroda ise sahnelenmeye elverişlilik gibi unsurlar önem kazanır.
Dil ve anlatım da temel ölçütlerdendir. Sözcük seçiminin eserin duygusuna ve konusuna uygunluğu, cümlelerin akıcılığı, anlatımın açık ya da bilinçli olarak kapalı oluşu incelenebilir. Karakterlerin davranışlarının inandırıcılığı, değişim gösterip göstermedikleri ve eserin sanat anlayışının bu unsurlarla uyumu da değerlendirmeye katılır. Ölçütler ayrı ayrı sıralanmak için değil, eserin bütünüyle ilişkisi içinde kullanılmalıdır. Örneğin ağır ve süslü dil kullanan bir eseri doğrudan başarısız saymak yerine, bu dilin anlatılan dünyaya ve sanat anlayışına hizmet edip etmediği sorulmalıdır.
Roman, hikâye ve tiyatroda öne çıkan ölçütler türün özelliklerine göre değişebilir; ayrıntılı tür ölçütleri ayrı bir inceleme konusudur.
Eleştiri yazısının temel yapısı ve düşünme sırası
Temel bir eleştiri yazısı genellikle eserin ve yazarın kısa biçimde tanıtılmasıyla başlar. Girişte eserin adı, türü ve değerlendirmeyi yönlendirecek genel yaklaşım belirtilir; olayların tamamı özetlenmez. Gelişme bölümünde eserin konu ve teması, yapısı, dili, anlatımı, karakterleri veya biçim özellikleri seçilen ölçütlere göre incelenir. Her paragrafın bir gözlem ve bu gözlemi açıklayan bir gerekçe etrafında kurulması, düşüncenin dağılmasını önler.
Düşünme sırası gözlemden çözümlemeye, çözümlemeden değerlendirmeye doğru ilerler. Önce eserdeki belirgin özellik saptanır; sonra bu özelliğin nasıl oluşturulduğu açıklanır; son olarak eserin bütününe ve sanatsal etkisine katkısı değerlendirilir. Gelişme bölümünde yalnızca olumlu veya yalnızca olumsuz hükümler sıralamak yerine, eserin güçlü ve sınırlı yönleri arasındaki ilişki gösterilebilir. Sonuç bölümünde önceki değerlendirmeler toparlanır ve eserin genel başarısı, değeri ya da etkisi hakkında ölçülü bir yargıya ulaşılır. Ayrıntılı eleştiri yazma uygulamaları ve örnek çözümlemeler başka bir konunun kapsamındadır.
Türk edebiyatında eleştirinin gelişimi ve önemli temsilcileri
Türk edebiyatında Batılı anlamda eleştiri, Tanzimat Dönemi’nde gazete ve dergilerin yaygınlaşmasıyla belirginlik kazanmıştır. Bu dönemde edebiyatın toplumla ilişkisi, sanatın amacı ve eski-yeni edebiyat tartışmaları eleştiri yazılarını da şekillendirmiştir. Şinasi, Namık Kemal ve Recaizade Mahmut Ekrem; edebiyat anlayışları ve tür tartışmaları üzerinden eleştirel düşüncenin gelişmesine katkı sağlayan başlıca isimler arasında anılır. Bu dönemin eleştirilerinde edebiyatın yenileşmesi, dilin anlaşılır hâle gelmesi ve sanatın işlevi gibi meseleler öne çıkar.
Servetifünun döneminde eleştiri, sanat anlayışını ve edebî beğeniyi savunmanın araçlarından biri hâline gelmiştir. Hüseyin Cahit Yalçın, dönemin eleştiri alanında öne çıkan temsilcilerindendir. Millî Edebiyat ve Cumhuriyet dönemlerinde eleştirinin konu alanı genişlemiş; dil, millî kaynaklar, sanatçıların eserleri ve edebî değer üzerine farklı görüşler ortaya çıkmıştır. Cumhuriyet döneminde Nurullah Ataç, Mehmet Kaplan ve Berna Moran, eleştiri alanında adı sık anılan isimlerdendir. Bu gelişim çizgisinde eleştiri, yalnızca bir eseri övme veya yermenin ötesine geçerek edebiyat anlayışlarını tartışan bir düşünme alanına dönüşmüştür. Edebî eleştiri kuramları ve yöntemleri ise bu tarihsel tanıtımdan daha ayrıntılı bir inceleme gerektirir.
Eleştiri yazısının dili ve anlatım özellikleri
Eleştiri yazısının dili açık, tutarlı, ölçülü ve kanıtlayıcı olmalıdır. Eleştirmen, değerlendirdiği unsuru belirsiz sıfatlarla geçiştirmek yerine hangi özelliği kastettiğini belirtir. “Anlatım kötü” demek yerine cümle yapısının kopukluğu, sözcük seçimindeki uyumsuzluk veya anlatıcı değişimlerinin okuma akışını nasıl etkilediği açıklanabilir. Böyle bir dil, okurun eleştirmenin yargısını sınamasına ve farklı düşünüyorsa buna gerekçeli biçimde karşı çıkmasına imkân verir.
Anlatımda tutarlılık, kullanılan ölçütlerin yazı boyunca değişmemesini ve sonuç cümlesinin önceki gözlemlerle uyumlu olmasını gerektirir. Eleştirmen hem olumlu hem olumsuz yönleri aktarırken küçümseyici, saldırgan veya kişiselleştirici bir üsluptan kaçınır; hedef yazarın kişiliği değil, eserin özellikleridir. “Bence” sözcüğü kullanılabilir, ancak tek başına kanıt oluşturmaz. “Bence başarılı” yargısı, eserin dil, yapı veya tema bakımından hangi nedenle başarılı bulunduğu açıklanmadıkça eksik kalır.
Eleştiri dili açıklayıcı olduğu kadar değerlendirme odaklıdır. Tanıtım, özet ve yorum bölümleri yalnızca eleştirinin sonucuna hizmet ettiği ölçüde kullanılmalıdır. Böylece yazı, eseri tekrar anlatan bir metin olmaktan çıkar ve okura eserin nasıl işlediğini gösteren bağımsız bir değerlendirmeye dönüşür.
Bir kitabı arkadaşınıza önerirken yalnızca “çok güzel” demek yerine dilinin akıcı olduğunu, karakterlerin inandırıcı bulunduğunu veya olayların yavaş ilerlediğini gerekçeleriyle açıklamanız, günlük hayatta eleştirel değerlendirmeye örnektir. Okuma gruplarında farklı kişilerin aynı eser için metne dayalı farklı sonuçlara ulaşması da eleştirinin kişisel beğeniden ayrılan yönünü gösterir.
Tanzimat’ta eleştirinin Batılılaşma ve eski-yeni edebiyat tartışmalarıyla belirginleştiği; Şinasi, Namık Kemal ve Recaizade Mahmut Ekrem’in bu gelişimde öne çıktığı, Servetifünun’da Hüseyin Cahit Yalçın’ın ve Cumhuriyet döneminde Nurullah Ataç, Mehmet Kaplan ve Berna Moran’ın önemli eleştirmenler arasında anıldığı unutulmamalıdır. Eleştiriyi özetten ayıran temel nokta, eseri anlatmakla yetinmeyip ölçütlere dayalı değerlendirme yapmasıdır.
Sık sorulan sorular
Edebî eleştiri yalnızca olumsuz yönleri mi anlatır?
Hayır. Edebî eleştiri, eserin hem güçlü hem de sınırlı yönlerini gerekçeleriyle değerlendirir. Olumlu bir yargı da olumsuz bir yargı da metne dayanmalıdır.
Kişisel görüş içeren her yazı eleştiri sayılır mı?
Hayır. Eleştiride kişisel görüş bulunabilir; ancak bu görüş eserin dil, yapı, tema veya anlatım özellikleriyle açıklanmalıdır. Gerekçesiz beğeni ya da beğenmeme eleştiri değildir.
Eleştiri yazısında eser bütünüyle özetlenir mi?
Hayır. Yalnızca değerlendirmeyi destekleyen sınırlı bilgiler kullanılmalı, eserin bütün olayları aktarılmamalıdır. Eleştirinin amacı olayları yeniden anlatmak değil, eserin nasıl kurulduğunu ve ne ölçüde başarılı olduğunu göstermektir.
Eleştiri yazısının bölümleri nelerdir?
Girişte eser kısaca tanıtılır ve genel yaklaşım belirtilir. Gelişme bölümünde seçilen ölçütlere göre gözlem ve gerekçeler sunulur. Sonuçta bu değerlendirmeler genel bir yargıya bağlanır.
- •Wikipedia (EN) — Criticism — Criticism / girisen.wikipedia.org