Endokrin Sistem ve Hormonlar Nasıl Çalışır?
Endokrin sistem, hormon adı verilen kimyasal mesajlarla vücudun düzenlenmesine katkı sağlar. Hormonlar kana verilir ve yalnızca uygun reseptör taşıyan hedef hücrelerde etki gösterir. İç denge, özellikle negatif geri bildirim ve insülin-glukagon karşıtlığıyla korunur.
Bu yazıda (7)
- ›Endokrin sistemin tanımı ve temel özellikleri
- ›İç salgı bezleri ile dış salgı bezleri arasındaki fark
- ›Hormonların hedef hücrelerde etki göstermesi
- ›Başlıca endokrin bezler ve hormonların temel görevleri
- ›Hormonların homeostazdaki rolü
- ›Negatif geri bildirim mekanizması
- ›İnsülin ve glukagonun kan glikozunu düzenlemesi
Endokrin sistem; hormon salgılayan hücre, doku ve organların oluşturduğu düzenleyici sistemdir. Hormonlar kan yoluyla taşınarak büyüme, enerji kullanımı, üreme, su dengesi ve kan glikozu gibi süreçlerin düzenlenmesine katkıda bulunur.
Endokrin sistemin tanımı ve temel özellikleri
Endokrin sistem, hormonları temel ya da ikincil görevi olarak salgılayan hücre, doku ve organlardan oluşur. Bu sistemin başlıca yapıları iç salgı bezleridir. İç salgı bezlerinde kanal bulunmadığı için üretilen hormonlar doğrudan çevredeki doku sıvısına bırakılır; ardından kan damarları hormonları vücudun farklı bölgelerine taşır. Böylece salgılandığı yerden uzakta bulunan hücrelere de kimyasal mesaj iletilebilir.
Endokrin iletişimde hormonun kanda bulunması, vücuttaki her hücrenin mutlaka etkileneceği anlamına gelmez. Hormon, kendisini tanıyabilen hedef hücrelere ulaştığında düzenleyici bir yanıt oluşturur. Salgı miktarı ve hedef hücrelerin yanıtı, vücudun değişen koşullarına göre ayarlanır. Örneğin korku ya da tehlike anında böbreküstü bezlerinden salgılanan adrenalin ve noradrenalin, kalp ve solunum hızının artmasına katkı sağlayarak vücudun hızlı tepki vermesine yardım eder. Bu yanıt saniyeler içinde ortaya çıkabilir; bazı üreme hormonlarının hedef hücrelerdeki etkisinin başlaması ise çok daha uzun sürebilir.
İç salgı bezleri ile dış salgı bezleri arasındaki fark
İç salgı bezleri, hormonlarını bir kanala bağlanmadan doku sıvısına ve oradan kana verir. Hormonların kanla taşınması, bu bezlerin etkilerinin salgılandıkları bölgenin dışındaki hedef hücrelere ulaşmasını sağlar. Dış salgı bezleri ise salgılarını bir kanal aracılığıyla belirli bir yüzeye ya da boşluğa aktarır; ter bezlerinin teri ve derideki yağ bezlerinin salgısı buna örnektir. Pankreas iki özelliği birden taşıyabilir: bazı hücreleri kana insülin ve glukagon verirken, başka hücreleri sindirim sıvısını kanallar üzerinden ince bağırsağa gönderir.
Hormonların hedef hücrelerde etki göstermesi
Bir hormonun etkisi, hormonun ulaştığı her hücrede değil, onu tanıyabilen hedef hücrelerde ortaya çıkar. Hedef hücrelerin yüzeyinde veya hücre içinde, hormona bağlanabilen özel alıcı proteinler yani reseptörler bulunur. Hormon reseptörüne bağlandığında hücrede belirli bir yanıt başlar; bu yanıt hücrenin madde alımını, üretimini ya da çalışmasının hızını değiştirebilir. Reseptörü olmayan bir hücre, hormon kan dolaşımında bulunsa bile aynı yanıtı vermez.
Bu özellik, tek bir hormonun neden belirli dokularda etkili olduğunu açıklar. Örneğin insülin; iskelet kası, yağ ve karaciğer hücrelerine etki ederek bu hücrelerin kandaki fazla glikozu almasına yardımcı olur. Hormonlar çoğunlukla kanla taşınır ve etkileri sinirsel iletime göre genellikle daha yavaş başlar; ancak bazı hormonların etkisi saniyeler içinde, bazılarınınki daha uzun sürede görülebilir. Hormonların kimyasal sınıflandırılması ve hücre içi etki mekanizmaları ayrı bir konudur.
Başlıca endokrin bezler ve hormonların temel görevleri
Endokrin bezler, vücudun farklı ihtiyaçlarına karşılık veren hormonları salgılar. Hipofiz bezi, başka endokrin bezlerin çalışmasını düzenleyen hormonlar salgılar. Örneğin ön hipofizden salınan tiroit uyarıcı hormon, tiroit bezini T3 ve T4 hormonlarını üretmesi için uyarır. Ön hipofiz ayrıca gonadların işlevini düzenleyen FSH ve LH hormonlarını salgılar. FSH, kadınlarda yumurtalık foliküllerinin gelişimine ve olgunlaşmasına, erkeklerde ise sperm üretimine katkıda bulunur; LH ise kadınlarda yumurtlamayı başlatır ve erkeklerde testislerin testosteron üretimini uyarır.
Tiroit hormonları hücrelerdeki metabolik etkinliği ve ısı üretimini artırmaya katkı sağlar. Paratiroit bezi, kandaki kalsiyum azaldığında paratiroit hormonunu salgılar; bu hormon bağırsak ve böbreklerden kalsiyum alımını artırarak kandaki kalsiyum düzeyinin yükselmesine yardım eder. Böbreküstü bezleri, tehlike anındaki hızlı yanıtta görev alan adrenalin ve noradrenalin gibi hormonların salgılanmasına katkıda bulunur. Bu hormonlar kalp ve solunum hızını artırır, kan damarlarının dağılımını değiştirir ve sindirim etkinliğini geçici olarak baskılar.
Pankreasın endokrin hücreleri kan glikozunu düzenleyen insülin ve glukagonu salgılar. İnsülin yüksek kan glikozunun düşmesine, glukagon ise düşük kan glikozunun yükselmesine katkıda bulunur. Böylece pankreas, aynı değişkeni ters yönlü etkiler gösteren hormonlarla dengede tutar. Dişi ve erkek gonadları da üreme işlevlerinin düzenlenmesinde rol alan hormonları üretir. Hipotalamusun hipofizle temel ilişkisi, hipotalamustan gelen salgılatıcı hormonların ön hipofizi uyarması ve ön hipofiz hormonlarının başka bezleri yönlendirmesidir. Hipotalamus-hipofiz eksenlerinin ayrıntılı düzenlenmesi ayrı bir konudur. Endokrin hastalıkları ve hormon bozuklukları da bu temel görevlerin ötesinde incelenen ayrı bir başlıktır.
Hormonların homeostazdaki rolü
Homeostaz, vücudun iç koşullarını belirli sınırlar içinde koruma eğilimidir. Hormonlar; kan glikozu, su dengesi, kalsiyum düzeyi, metabolik etkinlik ve kan hacmi gibi değişkenlerin uygun aralıkta tutulmasına yardım eder. Bunun için bir değişiklik algılanır, ilgili endokrin yapıdan hormon salgılanır ve hormon hedef hücrelerde değişikliği azaltan ya da düzelten bir yanıt oluşturur.
Su dengesi bu işleyişe örnek oluşturur. Kanın yoğunluğu arttığında hipotalamustaki algılayıcılar bu değişikliği fark eder ve ADH salgılanmasını uyarır. ADH, böbreklerin daha fazla suyu geri almasına yardım eder; böylece idrar miktarı azalır ve kanın yoğunluğu uygun düzeye yaklaşır. Benzer biçimde kandaki kalsiyum azaldığında paratiroit hormonu salgılanabilir. Bu hormon bağırsak ve böbreklerden kalsiyum alımını artırarak kan kalsiyumunun yükselmesine katkı verir.
Homeostaz, tek bir organın sürekli aynı hızda çalışmasıyla değil, değişen koşullara verilen düzenleyici yanıtlarla sürdürülür. Yemek sonrası kan glikozunun yükselmesine karşı insülinin salgılanması da bu genel ilkenin somut örneklerinden biridir. Hormonun etkisi, değişkenin normal aralığa dönmesine yardım ettiğinde iç denge korunmuş olur.
Negatif geri bildirim mekanizması
Negatif geri bildirimde ortaya çıkan değişiklik, başlangıçtaki uyarının yönünü tersine çevirecek bir yanıt oluşturur. Bir algılayıcı fizyolojik değeri izler, kontrol merkezi bu değeri normal aralıkla karşılaştırır ve gerekirse bir uygulayıcı yapıyı etkinleştirir. Uygulayıcının yanıtı değişkeni normal aralığa yaklaştırdığında hormon salgısı ya da ilgili bezin uyarılması azalır. Böylece sistemin gereğinden fazla çalışması önlenir.
Tiroit hormonlarının düzenlenmesi buna örnektir. Hipotalamusun ve ön hipofizin uyarıları tiroit bezinin T3 ve T4 üretmesini artırır. Kandaki T3 ve T4 düzeyi yükseldiğinde bu hormonlar hem hipotalamusun hem de hipofizin uyarıcı faaliyetini baskılar; bunun sonucunda tiroit bezine giden uyarı azalır. Kan düzeyi düştüğünde ise baskı azalır ve düzenleyici süreç yeniden etkinleşebilir.
İnsülin ve glukagonun kan glikozunu düzenlemesi
Kan glikozu yükseldiğinde pankreastaki beta hücreleri bu değişikliği algılar ve insülin salgılar. İnsülin, iskelet kası hücrelerinin, yağ hücrelerinin ve karaciğer hücrelerinin kandaki fazla glikozu almasını sağlar. Karaciğer glikozu glikojen biçiminde depolayabilir; bu süreç kan glikozunun düşmesine yardım eder. Glikoz düzeyi normal aralığa yaklaştığında insülin salgısı azalır.
Kan glikozu düştüğünde pankreastaki alfa hücreleri devreye girer ve glukagon salgılar. Glukagon, özellikle karaciğerde depolanmış glikojenin glikoza dönüştürülmesini destekleyerek kana glikoz verilmesine katkı sağlar. Böylece insülin ve glukagon karşıt yönde çalışır: insülin yüksek glikozu azaltırken glukagon düşük glikozu yükseltir. Yemek sonrasında insülinin, öğünler arasındaki düşük glikoz koşullarında ise glukagonun öne çıkması, kan glikozunun dar bir aralıkta tutulmasına yardımcı olur.
Yemek yedikten sonra kan glikozu yükselir ve pankreas insülin salgılar. İnsülinin kas, yağ ve karaciğer hücrelerinin glikoz alımını artırması, öğün sonrası kan glikozunun yeniden dengelenmesine katkı sağlar.
İç salgı bezleri salgılarını kanalsız biçimde kana verirken dış salgı bezleri salgılarını kanallarla taşır. Kan glikozu sorularında insülinin düşürücü, glukagonun yükseltici yöndeki karşıt etkisi ve bunun negatif geri bildirim oluşturması ayırt edici noktadır.
Sık sorulan sorular
Endokrin sistem ile dış salgı bezleri arasındaki temel fark nedir?
Endokrin sistemde hormonlar kanalsız bezlerden doku sıvısına ve kana verilir. Dış salgı bezleri ise salgılarını kanallar aracılığıyla belirli bir yüzeye veya boşluğa taşır.
Bir hormon neden vücuttaki bütün hücreleri etkilemez?
Çünkü hormonun etkili olabilmesi için hedef hücrede o hormona bağlanabilen uygun reseptör bulunması gerekir.
İnsülin ve glukagon kan glikozunu nasıl dengeler?
İnsülin yüksek kan glikozunun hücreler tarafından alınmasını ve depolanmasını destekleyerek düzeyi düşürür. Glukagon ise özellikle karaciğerdeki glikojenin glikoza dönüştürülmesine katkı sağlayarak düşük kan glikozunun yükselmesine yardım eder.
Negatif geri bildirim ne işe yarar?
Bir fizyolojik değişken normal aralıktan uzaklaştığında, bu değişikliği ters yönde etkileyen yanıtın oluşturulmasını sağlar. Değişken normale yaklaştığında uyarı ve hormon salgısı azalır.
Hipotalamus ile hipofiz arasındaki temel ilişki nedir?
Hipotalamusun salgıladığı bazı hormonlar ön hipofizi uyarır; ön hipofiz de başka endokrin bezlerin ve üreme işlevlerinin düzenlenmesine katkı veren hormonları salgılar.
- •Anatomy and Physiology — An Overview of the Endocrine System / Structures of the Endocrine Systemopenstax.org
- •Anatomy and Physiology — Homeostasis / Negative Feedbackopenstax.org
- •Anatomy and Physiology — The Pituitary Gland and Hypothalamus / Follicle-Stimulating Hormone and Luteinizing Hormoneopenstax.org
- •Biology — Regulation of Hormone Production / Hormonal Stimuliopenstax.org
- •Biology — Homeostasis / Negative Feedback Mechanismsopenstax.org
- •Anatomy and Physiology — Hormones / Role of Endocrine Gland Stimuliopenstax.org
- •openstax.orgopenstax.org
- •openstax.orgopenstax.org
- •openstax.orgopenstax.org
- •openstax.orgopenstax.org
- •openstax.orgopenstax.org
- •openstax.orgopenstax.org
Bu konu şu silolarda da geçer: kimya