Ana sayfatarihÜniversite TarihGöktürkler
🏛️
Tarih · Üniversite Dersi

Göktürkler Tarihi: Kuruluş, Siyasi Yapı, Bölünme ve Yıkılış

Genel Türk Tarihi· Üniversite· 9 dk okuma· Son güncelleme: 27 Ağustos 2026
Öğreniyo İçerik Ekibi tarafından hazırlandı · Editör: Yusufhan Seyis
Kısaca

Göktürkler, 552’de Rouran hâkimiyetine son vererek Orta Asya’da bağımsız bir kağanlık kurdu. Birinci Kağanlık döneminde doğu ve batı kanatlarıyla genişleyen devlet, hanedan mücadeleleri ve Çin baskısı sonucunda bölündü ve yıkıldı. 682’de yeniden kurulan İkinci Göktürk Kağanlığı, Orhun Yazıtları ve siyasi mirasıyla Türk tarihinin en önemli devletlerinden biri oldu.

Bu yazıda (7)

Göktürkler, Türk adını devlet ve siyasi topluluk adı olarak kullanan ilk büyük bozkır imparatorluklarından biridir. 552’de Bumin Kağan’ın önderliğinde kurulan Birinci Göktürk Kağanlığı, Orta Asya’daki güç dengelerini değiştirdi; 682’de kurulan İkinci Göktürk Kağanlığı ise bu siyasi geleneği yeniden canlandırdı.

Göktürklerin kuruluşu ve bağımsızlık süreci

Göktürklerin yönetici hanedanı, kaynaklarda Aşina adıyla anılan bir topluluktan çıktı. Aşina grubunun 5. yüzyılda Çin’in kuzeybatı bölgelerinden Rouran Kağanlığı çevresine geçtiği ve Altaylar’ın kuzeyinde Rouranlar için metal işçiliği yaptığı aktarılır. Bu durum, Göktürklerin başlangıçta bağımsız bir imparatorluk değil, daha büyük bir siyasi birlik içinde yer alan ve askerî-ekonomik işlev üstlenen bir topluluk olduğunu gösterir. Aşina hanedanının yükselişi, yalnızca dışarıdan yapılan bir fetih olarak değil, Rouran düzeni içindeki güç mücadelesinin sonucunda gelişen bir dönüşüm olarak da değerlendirilir.

Bumin Kağan, Rouran hükümdarıyla ilişkisini eşit bir siyasi statüye taşımak istedi. Rouran hükümdarının bu talebi reddetmesi üzerine Bumin, Rouranlara karşı harekete geçti ve 552’de onları yenerek bağımsız Göktürk Kağanlığı’nı kurdu. Böylece daha önce Rouran siyasi düzenine bağlı olan Aşina hanedanı, kendi kağanlık makamını oluşturdu. Kuruluşun temel mekanizması, bozkırdaki boylar üzerinde askerî önderlik kuran hanedanın mevcut bağımlılık ilişkisini tersine çevirmesiydi: Göktürkler, Rouranların hizmetindeki bir güç olmaktan çıkıp çevredeki toplulukları kendi kağanlıkları altında toplamaya başladı.

Bumin Kağan’ın ölümünden sonra yönetim onun oğulları ve hanedan üyeleri arasında sürdürüldü. Bu durum, Göktürk siyasi sisteminde hanedanın merkezi rolünü açıkça gösterir. Kuruluş örneği bakımından 552 yılı önemlidir; çünkü bu tarih hem Rouran hâkimiyetinin sona ermesini hem de Göktürklerin bağımsız bir devlet olarak ortaya çıkmasını ifade eder.

Birinci Göktürk Kağanlığı’nın siyasi gelişimi ve doğu-batı teşkilatı

Birinci Göktürk Kağanlığı, kuruluşundan sonra Orta Asya’nın geniş bir bölümünde etkili olan bir siyasi güç hâline geldi. Devletin yönetiminde Aşina hanedanı merkezî konumdaydı; ancak geniş coğrafyada yaşayan boyların ve yerel güçlerin kağana bağlılığı, doğrudan ve aynı biçimde işleyen bir bürokrasiye değil, askerî-siyasi ittifaklara ve hanedan temsilcilerinin otoritesine dayanıyordu. Bu nedenle kağanlığın büyümesi, yalnızca toprak kazanımı değil, farklı toplulukların Göktürk siyasi düzenine bağlanması anlamına geliyordu.

Bu geniş yönetim alanı doğu ve batı kanatlarıyla örgütlendi. Doğu kanadı, kağanın ve merkezî hanedanın bulunduğu ana siyasi alanı temsil ederken batı kanadı, hanedanın bir üyesi olan İstämi Yabgu’nun yönetiminde genişledi. İstämi Yabgu’nun rolü, batıdaki boyları ve bölgeleri Göktürk hâkimiyetine bağlamak, merkezî kağanlıkla bu uzak alanlar arasında siyasi bağlantı kurmak ve batı yönündeki gelişmeleri yönetmekti. Yabgu, kağandan bağımsız bir hükümdar değildi; fakat uzak coğrafyada yüksek yetkiye sahip bir hanedan temsilcisiydi. Bu model, merkezî otoriteyi korurken geniş bozkır alanlarının tek merkezden yönetilmesinin doğuracağı zorlukları azaltıyordu.

Doğu-batı teşkilatının güçlü tarafı, farklı bölgelerde hızlı karar alabilen yöneticilerin bulunmasıydı. Zayıf tarafı ise hanedan üyeleri arasındaki rekabetin merkezî birliği kolayca sarsabilmesiydi. Birinci Kağanlık’ın sonraki bölünmesinde bu yapısal sorun etkili oldu: kanatlar arasındaki mesafe, farklı boy çıkarları ve hanedan mücadeleleri ortak kağanlık otoritesini zayıflattı.

İpek Yolu üzerindeki geçişler ve ticaret yolları, kağanlığın ekonomik ve siyasi gücünü destekleyen unsurlar arasındaydı. Bu yolların denetimi, yalnızca gelir sağlamak değil, uzak bölgelerdeki devletler ve topluluklarla ilişki kurmak bakımından da değer taşıyordu; ayrıntılı ekonomik yapı ayrı bir inceleme konusudur.

Göktürk devlet yönetimi ve hâkimiyet anlayışı

Göktürk devlet yönetiminin merkezinde kağan bulunurdu. Kağan, Aşina hanedanından gelen ve geniş boylar topluluğunun başında yer alan hükümdardı. Ancak kağanın gücü yalnızca kişisel askerî başarısından kaynaklanmazdı; hâkimiyetin meşru kabul edilmesi, göksel düzenle ve kut anlayışıyla ilişkilendirilirdi. Kut, hükümdara yönetme yetkisi ve talihi sağlayan ilahî destek olarak düşünülebilir. Bu anlayışta kağan, düzeni kurmak ve halkın bağlılığını sürdürmek zorundaydı; başarısızlık, yönetme yetkisinin zayıflaması şeklinde yorumlanabilirdi.

Tengri inancı, siyasi iktidarı kozmik düzenle ilişkilendiriyordu. Kaynaklarda göğün büyük ilahî güç olarak görüldüğü, kağanın da otoritesini bu göksel kaynaktan aldığı belirtilir. Böylece devlet yönetimi yalnızca dünyevî bir komuta ilişkisi olmaktan çıkar, toplumun ve ülkenin düzenini koruma sorumluluğuna dönüşürdü. Kağan, hanedan üyeleri, boy beyleri ve askerî önderler arasındaki bağlılık ilişkilerini canlı tutarak hükmederdi. Boylar kendi kimliklerini ve toplumsal yapılarını koruyabilse de kağana bağlılıkları siyasi birlik için belirleyiciydi.

Bu sistemde hanedan, devletin devamlılığını sağlayan çekirdek unsurdu. Kağanın ölümü veya otoritesinin zayıflaması, yönetimin hanedan içindeki başka bir üyeye geçmesini mümkün kılarken aynı zamanda taht mücadelelerini de artırabilirdi. Doğu ve batı kanatlarının hanedan üyeleri tarafından yönetilmesi bu esnekliğin bir örneğidir: merkezden uzak alanlar yönetilebiliyor, fakat farklı yöneticilerin kendi destek çevrelerini oluşturması merkezî otorite için risk yaratıyordu.

Somut olarak bir kağanın başarısı, yalnızca savaş kazanmasıyla değil, boyları ortak bir siyasi amaç etrafında tutabilmesiyle ölçülürdü. Bağlılık devam ettiği sürece farklı topluluklar tek bir kağanlığın parçası olarak hareket eder; hanedanın otoritesi zayıfladığında ise aynı yapı ayrışma ve bağımsızlaşma eğilimi gösterebilirdi. Bu nedenle Göktürk hâkimiyet anlayışı, merkezî hanedan otoritesi ile boyların karşılıklı bağlılığı arasındaki dengeye dayanıyordu.

Çin ve diğer komşu güçlerle ilişkiler

Göktürklerin Çin’le ilişkileri savaş, siyasi pazarlık, bağlılık ve yeniden bağımsızlaşma arasında değişen bir karakter taşıdı. Kuruluş döneminde Rouranların yenilmesi, Çin’in kuzeyindeki güç dengesini doğrudan etkiledi. Birinci Kağanlık’ın genişlemesiyle Çin hanedanları, kuzey sınırlarını korumak ve bozkırdaki rakip güçleri dengelemek için Göktürk hükümdarlarıyla ilişkiler kurdu; Göktürkler de bu ilişkilerden diplomatik ve ekonomik avantaj sağlamaya çalıştı. Ancak iki tarafın çıkarları çatıştığında sınır akınları ve büyük askerî seferler gerçekleşti.

Birinci Kağanlık’ın zayıflamasından sonra Çin, doğu kanadındaki iç mücadelelerden yararlanarak Göktürk ileri gelenleri ve toplulukları üzerinde hâkimiyet kurdu. 630’da Doğu Göktürk hükümdarı İl Kağan’ın yakalanması ve doğu bozkırlarının Tang yönetimi altına girmesi bu sürecin somut dönüm noktalarındandır. Çin, bazı Göktürk soylularını kendi hizmetine alarak onları imparatorluk düzenine katmaya da çalıştı. Buna karşılık Göktürkler, 679’dan itibaren çeşitli ayaklanmalarla bağımsızlık arayışını sürdürdü. Sasani ve Bizans ilişkilerinin ayrıntılı diplomasi tarihi bu konunun dışındadır.

Birinci Göktürk Kağanlığı’nın bölünmesi ve yıkılışı

Birinci Göktürk Kağanlığı’nın bölünmesi, doğu ve batı kanatları arasında ortaya çıkan siyasi ayrışmanın kalıcı hâle gelmesiyle gerçekleşti. Başlangıçta doğu ve batı teşkilatı geniş coğrafyayı yönetmek için işlevsel bir çözüm sağlıyordu. Fakat kağanlık alanı büyüdükçe merkezî otoritenin uzak bölgeler üzerindeki denetimi zorlaştı. Hanedan üyeleri kendi bölgelerinde güçlü destek çevreleri oluşturuyor, boylar da çıkarlarına en uygun yöneticinin yanında yer alabiliyordu. Böylece aynı hanedana bağlı kanatlar arasında rekabet, devletin ortak karar alma kapasitesini zayıflattı.

Bölünme yalnızca coğrafi bir uzaklaşma değildi; farklı siyasi merkezlerin ortaya çıkması anlamına geliyordu. Doğu ve Batı Göktürk kağanlıkları, kendi hükümdarları ve bağlı topluluklarıyla ayrı siyasi çizgiler izlemeye başladı. Bu ayrışma, rakip boyların mücadeleleri ve dış güçlerin müdahaleleriyle daha da derinleşti. Çin yönetimleri, Göktürk hanedan üyeleri arasındaki anlaşmazlıklardan yararlanarak bazı grupları destekledi ve kağanlıkların birbirine karşı kullanılabileceği bir siyaset izledi.

Doğu kanadının yıkılışı bu sürecin en belirgin örneğidir. Tang kuvvetleriyle Göktürk orduları arasındaki mücadeleler sonucunda 630’da İl Kağan yakalandı; ardından Doğu Göktürk toplulukları Çin hâkimiyetine girdi. Çin, Göktürk soylularının bir bölümüne görev vererek onları kendi düzenine bağlamaya çalıştı. Bu uygulama kısa vadede direnci azaltmış olsa da bütün Göktürk siyasi hafızasını ortadan kaldıramadı. 639’daki başarısız saldırı ve 679-681 arasındaki ayaklanmalar, bağımsızlık düşüncesinin sürdüğünü gösterir.

Birinci Kağanlık’ın yıkılışının temelinde üç unsur birlikte etkili oldu: doğu-batı ayrışması, hanedan ve boylar arasındaki iç mücadeleler ve Çin’in askerî-siyasi baskısı. Bu nedenle yıkılış, tek bir savaşın sonucu değil, merkezî otoritenin aşamalı biçimde çözülmesiydi.

İkinci Göktürk Kağanlığı’nın kuruluşu ve siyasi mirası

İkinci Göktürk Kağanlığı, Çin hâkimiyetine karşı gelişen bağımsızlık hareketlerinin sonucunda 682’de yeniden kuruldu. 679’da başlayan ayaklanmalar başarısızlıkla sonuçlansa da Göktürk siyasi çevrelerinde bağımsız kağanlık fikrini canlı tuttu. Aşina Funian’ın 681’de başarısızlıkla biten isyanının ardından İlteriş Kağan ile Tonyukuk 682’de yeni bir bağımsızlık hareketi başlattı ve Heisha Kalesi’ni ele geçirdi. Bu olay, Birinci Kağanlık’ın yıkılmasından sonra Göktürk hanedanının siyasi varlığını yeniden kurduğu aşamayı temsil eder.

İlteriş Kağan’ın temel görevi dağılmış boyları yeniden bir araya getirmek ve Çin’in kuzeyindeki siyasi bağımlılık ilişkisini kırmaktı. Tonyukuk ise devletin kuruluş ve mücadele sürecinde danışmanlık yapan önemli bir siyasi-askerî lider olarak öne çıktı. İkinci Kağanlık’ın işleyişi, ilk kağanlıktan miras kalan hanedan merkezli yönetimi yeniden canlandırmaya dayanıyordu. Bununla birlikte yeni devlet, önceki dönemin tecrübesinden yararlanarak boyların bağlılığını ve dış tehditlere karşı ortak hareketi daha fazla önemsemek zorundaydı.

İlteriş Kağan’dan sonra kağanlık, hanedan üyeleri ve ileri gelen yöneticiler aracılığıyla varlığını sürdürdü. Bilge Kağan döneminde devletin siyasi hafızası ve yönetim anlayışı yazılı biçimde ifade edildi. Orhun Yazıtları, halka ve yöneticilere devletin nasıl kurulduğunu, hangi hataların felakete yol açtığını ve birlik fikrinin neden korunması gerektiğini anlatan bir siyasi miras bıraktı. Bu metinlerin ayrıntılı dil ve metin incelemesi ayrı bir konudur.

Bilge Kağan’ın ölümünden sonra kağanlığın diğer boylar üzerindeki hâkimiyeti zayıfladı. Merkezî otoritedeki bu çözülme, Göktürklerin önceki döneminde görülen yapısal sorunun yeniden ortaya çıktığını gösterir. 744’te Uygur Kağanlığı, Tang ile iş birliği yaparak son Göktürk Kağanlığı’nı yendi ve Moğolistan platosunda denetimi ele geçirdi. Böylece İkinci Kağanlık sona erdi; ancak kağanlık düşüncesi, Türk adının siyasi bir topluluğu ifade etmesi ve yazılı devlet hafızası sonraki Türk devletlerine aktarılmış oldu.

Göktürklerin başlıca kaynakları ve tarihî önemi

Göktürk tarihinin başlıca kaynakları Orhun Yazıtları ile Çin tarih yazıcılığının Göktürkler hakkında verdiği bilgilerdir. Çin kaynakları, Göktürklerin kuruluşunu, hükümdarlarını, savaşlarını, Çin’le ilişkilerini ve 630 sonrasında yaşanan hâkimiyet sürecini izlemek için önemlidir. Bununla birlikte bu kayıtlar Çin merkezli bir bakış açısıyla hazırlanmıştır; bu nedenle Göktürk siyasi yapısını değerlendirirken yazıtlarla birlikte okunmaları gerekir.

Orhun Yazıtları ise Göktürklerin kendi siyasi düşüncelerini ve tarih yorumlarını doğrudan yansıtan en önemli belgelerdendir. Yazıtlarda kağan, halk, devletin düzeni, bağımsızlık ve yöneticilerin sorumluluğu arasındaki ilişki öne çıkar. Bilge Kağan ve Tonyukuk çevresinde şekillenen bu yazılı miras, geçmişteki dağılma ve yeniden birleşme deneyimlerini siyasal bir öğreti hâline getirir. Yazıtların ayrıntılı metin ve dil incelemesi ayrı bir uzmanlık alanıdır.

Göktürklerin tarihî önemi, Türk adını geniş bir siyasi hâkimiyet alanının adı olarak kullanmalarıyla sınırlı değildir. Aşina hanedanı etrafında farklı boyları bir araya getiren kağanlık modeli, Orta Asya’da devlet kurma geleneğinin güçlü örneklerinden birini oluşturdu. Doğu-batı yönetim düzeni, hanedan ve boylar arasındaki bağlılık sistemi, sonraki bozkır devletlerinin anlaşılması için karşılaştırma imkânı verir. Ayrıca Orhun Yazıtları, Türk siyasi düşüncesinin erken ve özgün belgeleri arasında yer alarak devletin devamlılığı, yöneticinin sorumluluğu ve halkla hükümdar arasındaki ilişki üzerine kalıcı bir miras bıraktı.

Göktürk adı ve yazılı kültür konusunda tek bir anlam üzerinde tam görüş birliği yoktur; adın gök, mavi, büyük veya toplulukla ilişkili biçimlerde yorumlandığı görülür. Göktürklerin yazılı kültürü, siyasi hafızayı yalnızca sözlü aktarımın dışına taşıyarak devlet deneyimini gelecek kuşaklara aktarmıştır.

Günlük hayatta

Devlet adlarının ve siyasi kurumların zaman içinde anlam değiştirebildiğini Göktürk adı üzerinden görmek mümkündür. Ayrıca yazılı belgeler, geçmişteki yönetim kararlarını ve toplumsal deneyimleri sonraki kuşaklara aktardığı için günümüzdeki anayasa, arşiv ve anıtların tarihî işlevini anlamaya yardımcı olur.

Sınavda

Birinci Göktürk Kağanlığı’nın 552’de kurulması, 7. yüzyılda doğu ve batı kanatlarına ayrılması, 630’da Doğu Göktürklerin Çin hâkimiyetine girmesi, İkinci Göktürk Kağanlığı’nın 682’de kurulması ve 744’te yıkılması birbirine karıştırılmamalıdır. İstämi Yabgu Birinci Kağanlık’ın batı kanadını yönetirken, İlteriş Kağan ve Tonyukuk İkinci Kağanlık’ın kuruluşunda öne çıkar.

Sık sorulan sorular

Göktürk Kağanlığı ne zaman kuruldu?

Bumin Kağan’ın Rouran hâkimiyetine son vermesiyle 552’de Birinci Göktürk Kağanlığı kuruldu.

Birinci ve İkinci Göktürk Kağanlıkları arasındaki temel fark nedir?

Birinci Kağanlık 552’de kurulup doğu ve batı kanatlarına ayrılarak yıkıldı; İkinci Kağanlık ise Çin hâkimiyetinden sonra 682’de İlteriş Kağan ve Tonyukuk öncülüğünde yeniden kuruldu.

Göktürk devlet yönetiminde kut ne anlama gelir?

Kut, kağanın yönetme yetkisini ve talihini göksel düzenden aldığına ilişkin hâkimiyet anlayışıdır.

Göktürklerin tarihini öğrenmek için hangi kaynaklar önemlidir?

Orhun Yazıtları ve Çin tarih kaynakları başlıca kaynaklardır. Yazıtlar Göktürklerin kendi siyasi düşüncelerini, Çin kaynakları ise dışarıdan kaydedilen tarihî gelişmeleri izlemeyi sağlar.

Kaynaklar
SıradakiUygurlar