Gravimetrik Analiz: Çökelti Kütlesinden Analit Miktarı Hesaplama
Gravimetrik analiz, analiti doğrudan ölçmek yerine onu ayrılabilir ve tartılabilir bir forma dönüştürerek miktarını belirleme yöntemidir. Çöktürme, süzme, yıkama, kurutma veya kızdırma ve sabit tartım basamakları dikkatle uygulanır. Sonuç, çökelti kütlesi ile analit arasındaki stokiyometrik ilişki kullanılarak hesaplanır.
Bu yazıda (6)
Gravimetrik analizde amaç, numunedeki analitin miktarını güvenilir bir kütle ölçümü üzerinden bulmaktır. Bunun için analit, diğer bileşenlerden ayrılmasını sağlayan bir fiziksel ya da kimyasal değişime uğratılır; çöktürme temelli uygulamalarda ise analit tartılabilir bir çökeltiye dönüştürülür. Gravimetrik yöntemler çöktürme dışında uçurma veya kontrollü ısıtmayla kütle değişimini izleme gibi türlere de ayrılabilir; burada çöktürme temelli yöntem ele alınır.
Gravimetrik analizin tanımı ve temel ilkesi
Gravimetrik analiz, numunedeki analitin doğrudan cihazla ya da doğrudan kendi kütlesiyle ölçülmesi yerine, uygun bir işlem sonucunda ayrılabilir ve tartılabilir bir forma dönüştürülmesine dayanan nicel analiz yöntemidir. Analit ile elde edilen tartılabilir madde arasındaki kimyasal bileşim ve mol ilişkisi biliniyorsa, ölçülen kütleden analit miktarı hesaplanabilir. Böylece deneyin ölçüm aşaması, hassas bir kütle tayinine dönüşür.
Yöntemin çalışma mantığı üç temel fikre dayanır: analiti numunenin diğer bileşenlerinden ayırmak, onu bileşimi belirli bir forma dönüştürmek ve bu formu kütle kaybı ya da yabancı madde katılması olmadan tartmak. Örneğin sülfat içeren bir numuneye fazla miktarda baryum nitrat eklendiğinde sülfat, BaSO4 biçiminde çöker. Oluşan BaSO4 ayrılıp kurutularak tartılır; tartılan BaSO4 miktarı ile başlangıçtaki sülfat veya MgSO4 miktarı arasındaki stokiyometrik ilişki kullanılarak numunedeki analit hesaplanır.
Bu nedenle gravimetrik analizde yalnızca terazinin hassas olması yeterli değildir. Dönüşümün tamamlanması, çökelti bileşiminin bilinmesi, çökelti içindeki yabancı maddelerin uzaklaştırılması ve tartılan katının uygun fiziksel durumda olması gerekir. Kütle ölçümü doğru görünse bile bu koşullar sağlanmazsa hesaplanan analit miktarı güvenilir olmaz.
Çöktürme ve tartılabilir çökelti oluşumu
Çöktürme, çözeltide bulunan analitin veya analiti içeren iyonun, çözünürlüğü düşük bir katı bileşik oluşturarak çözeltiden ayrılmasıdır. Gravimetrik analiz için oluşan katının bileşimi iyi bilinen, yeterince saf, kolay süzülebilen ve kurutma ya da kızdırma sırasında değişmeyen bir yapıda olması tercih edilir. Böylece çökelti kütlesi, analit miktarını temsil edebilir.
Çökelmenin çalışma mekanizmasında analit iyonu uygun bir çöktürücü iyonla tepkimeye girer. Örneğin sülfat iyonu içeren bir çözeltide Ba2+ iyonu bulunduğunda BaSO4 katısı oluşur. Tepkime, analitin çözeltiden katı faza aktarılmasını sağlar. Çöktürücü reaktifin fazla eklenmesi analitin çözelti içinde kalmasını azaltmaya yardımcı olabilir; ancak fazla reaktifin kendisinin çökeltiyi kirletmemesi de gerekir. Oluşan parçacıkların yeterince büyümesi, süzme sırasında katının filtreden geçmemesi ve yıkama sırasında kolayca dağılmaması açısından önemlidir.
Çökelme koşulları seçiciliği doğrudan etkiler. Reaktifin miktarı, çözeltinin asitliği, sıcaklık ve ekleme hızı; hangi türlerin çökeceğini ve çökmenin ne kadar tamamlanacağını değiştirebilir. Bu koşullar, istenen analitin çökerken diğer bileşenlerin çözeltide kalacağı şekilde seçilmelidir. Çözünürlük çarpımı ve ayrıntılı seçici çöktürme hesapları ayrı bir konudur; burada önemli olan, tartılabilir ve analiti doğru temsil eden bir çökelti elde etmektir.
Gravimetrik işlem basamakları
Çöktürme temelli gravimetrik analiz, numunenin hazırlanmasından sabit tartıma kadar birbirini izleyen basamaklardan oluşur. İlk olarak numune uygun biçimde tartılır ve analitin çözeltiye tamamen geçmesi için uygun bir çözücüde çözülür. Çözünmeyen parçalar varsa bunlar analit çözeltisinden ayrılmalı; çözeltinin hacmi, sıcaklığı ve kimyasal ortamı çöktürme için uygun hâle getirilmelidir.
Daha sonra çöktürücü reaktif kontrollü biçimde eklenir. Analitin tartılabilir bileşiği oluştuğunda çökelti bir süre ana çözeltiyle temas ettirilerek sindirilebilir. Sindirme, çökelti parçacıklarının daha uygun bir fiziksel yapıya ulaşmasına ve süzme işleminin kolaylaşmasına hizmet eder. Örneğin BaSO4 oluştuğunda amaç, süzme ve yıkama sırasında kaybolmayacak bir katı elde etmektir. Bu aşamada çökeltiyi gereksiz yere karıştırmak veya aktarım sırasında kabın duvarında katı bırakmak ölçüme zarar verebilir.
Sindirmenin ardından çökelti süzülür. Süzme sırasında katı filtre üzerinde tutulurken ana çözelti uzaklaştırılır. Filtre ve çökelti, çözünmüş yabancı maddeleri gidermek için uygun bir yıkama sıvısıyla yıkanır. Yıkama yetersiz kalırsa çözeltiden gelen maddeler çökeltiyle birlikte tartılır; aşırı veya uygun olmayan yıkama ise çökelti kaybına ya da çökelti bileşiminde değişime yol açabilir.
Sonraki aşamada çökelti, kullanılan yönteme göre kurutulur veya kızdırılır. Kurutma, çökelti üzerindeki ve içindeki nemi uzaklaştırır; kızdırma ise bazı çökeltileri sabit bileşimli bir forma dönüştürmek için uygulanır. Katı soğutulduktan sonra tartılır ve tekrar kurutma ya da kızdırma işlemine alınarak yeniden tartılır. Ardışık tartımlar arasındaki fark kabul edilebilir düzeye inene kadar işlem sürdürülür. Bu duruma sabit tartım denir ve hesaplamaya, nem veya uçucu madde içeren bir kütlenin değil, uygun son katı formunun girmesini sağlar.
Çökelti saflığı ve birlikte çökelme etkileri
Gravimetrik sonuç, tartılan katının yalnızca hedef analitten türeyen bileşikten oluştuğu varsayımına dayanır. Oysa çökelti yüzeyinde çözeltideki iyonlar tutulabilir, ana çözelti katı parçacıkları arasında kalabilir veya başka maddeler çökeltiyle birlikte katı faza geçebilir. Bu durum genel olarak birlikte çökelme etkisi olarak değerlendirilir. Yabancı maddeler çökelti kütlesini artırırsa analit miktarı olduğundan fazla hesaplanır; analitin bir bölümü çözeltide kalır veya çökelti aktarımında kaybolursa sonuç düşük çıkar.
Bu nedenle çökelti yeterince sindirilmeli, uygun biçimde süzülmeli ve çözünen yabancı maddeler uzaklaşıncaya kadar yıkanmalıdır. Yıkama sırasında hedef çökelti çözünmemeli ve filtreden geçmemelidir. Çökelti bileşiminin kurutma veya kızdırma sonrasında değişmemesi de saflık kadar önemlidir. Birlikte çökmenin ayrıntılı mekanizmaları ve giderme yöntemleri ayrı bir konudur; uygulamada temel hedef, sabit bileşimli ve yabancı maddelerden olabildiğince arındırılmış bir tartım formu elde etmektir.
Çökelti kütlesinden analit miktarına stokiyometrik dönüşüm
Çökelti kütlesini analit miktarına çevirmek için önce tartılan çökelti kütlesi mol miktarına dönüştürülür. Ardından çökelti formülündeki analit ile çökelti arasındaki mol oranı kullanılır. Son adımda analitin mol miktarı molar kütlesiyle çarpılarak analit kütlesi bulunur. Bu dönüşümde kullanılan toplam oran gravimetrik faktör olarak da ifade edilebilir.
Genel hesaplama sırası şöyledir: çökelti molü = çökelti kütlesi / çökelti molar kütlesi; analit molü = çökelti molü × stokiyometrik oran; analit kütlesi = analit molü × analitin molar kütlesi. Eğer numunenin yüzde bileşimi isteniyorsa analit kütlesi başlangıç numunesi kütlesine bölünür ve 100 ile çarpılır. Hesaplamada çökelti kütlesi, numune kütlesi ve bileşiklerin formülleri aynı deney düzenine ait olmalıdır.
Örnek olarak 0,4550 g katı karışımın suda çözülüp fazla Ba(NO3)2 ile işleme alınması sonucunda 0,6168 g BaSO4 elde edildiğini düşünelim. BaSO4 ile MgSO4 arasındaki mol oranı 1:1'dir; çünkü her iki bileşikte de bir mol sülfat birimi bulunur. Bu nedenle önce 0,6168 g BaSO4, BaSO4 molar kütlesine bölünerek BaSO4 molüne çevrilir. Aynı mol miktarı MgSO4'e karşılık gelir ve MgSO4 molar kütlesiyle çarpıldığında yaklaşık 0,318 g MgSO4 bulunur. Karışım yüzdesi de yaklaşık olarak (0,318 / 0,4550) × 100 = %69,9 olur.
Bu örnekte hesaplamanın güvenilirliği, BaSO4'ün doğru bileşimde ve yeterli saflıkta tartılmış olmasına bağlıdır. BaSO4 kütlesine çözeltiden gelen yabancı maddeler katılmışsa sonuç yüksek; sülfatın bir kısmı çökmemiş veya çökelti aktarılırken kaybolmuşsa sonuç düşük hesaplanır.
Gravimetrik sonucun güvenilirliği ve başlıca hata kaynakları
Gravimetrik sonucun güvenilirliği, analitin çözeltiye alınmasından son tartıma kadar her basamağın kontrollü yürütülmesine bağlıdır. Eksik çöktürme, analitin bir bölümünün çözeltide kalmasına ve çökelti kütlesinin düşük ölçülmesine neden olur. Çökelti süzme, aktarma veya yıkama sırasında kaybedilirse yine düşük sonuç elde edilir. Buna karşılık yetersiz yıkama, çözünmüş maddelerin çökeltiyle birlikte tartılmasına ve sonucun yüksek çıkmasına yol açabilir.
Kurutma veya kızdırmanın tamamlanmaması çökelti üzerinde nem ya da uçucu maddelerin kalmasına neden olur. Böyle bir çökelti sabit bileşimli olmadığından ilk tartım güvenilir değildir. Numune ve çökelti aktarılırken kabın duvarında katı bırakmak, filtrenin yırtılması, çökeltiyi tartmadan önce yeterince soğutmamak veya sabit tartıma ulaşmadan işlemi bitirmek de hata kaynaklarıdır. Sonucun değerlendirilmesinde, tartılan kütlenin beklenen çökelti formuna ait olup olmadığı ve deney basamaklarında analit kaybı ya da yabancı madde katılması ihtimali birlikte düşünülmelidir. İleri hata analizi ve analitik yöntem validasyonu daha geniş bir değerlendirme çerçevesi sunar.
n(çökelti) = m(çökelti) / M(çökelti) n(analit) = n(çökelti) × stokiyometrik oran m(analit) = n(analit) × M(analit) Gravimetrik faktör = m(analit) / m(çökelti) Kütle yüzdesi = [m(analit) / m(numune)] × 100
Kontrollü ısıtmayla bir numunenin işlem öncesi ve sonrası kütlesini karşılaştırarak nem tayini yapılması, gravimetrik ölçümün laboratuvar ve ürün kalite kontrolündeki somut kullanımına örnektir.
Çökelti ile analit arasındaki mol oranı, bileşik formüllerinden kurulmalıdır; çökelti kütlesi doğrudan analit kütlesi kabul edilmez. Özellikle BaSO4 ile MgSO4 örneğinde 1 mol BaSO4'ün 1 mol MgSO4'e karşılık geldiği doğru stokiyometrik adımdır.
Sık sorulan sorular
Gravimetrik analizde analit neden doğrudan tartılmaz?
Analit çoğu zaman numunedeki diğer bileşenlerle aynı ortamda bulunur ve doğrudan ayrılıp tartılamaz. Bu nedenle analit, bileşimi bilinen ve ayrılabilen bir çökelti gibi uygun bir forma dönüştürülür.
Çökelti neden yıkanır?
Çökelti yüzeyinde veya parçacıkları arasında kalan çözünmüş yabancı maddeleri uzaklaştırmak için yıkanır. Yıkama yetersiz olursa bu maddeler çökeltiyle birlikte tartılabilir.
Sabit tartım ne anlama gelir?
Çökelti kurutulduktan veya kızdırıldıktan sonra yeniden işleme alınıp tartılır. Ardışık tartımlar arasındaki fark kabul edilebilir düzeye indiğinde katının kütlesinin artık nem veya uçucu madde kaybıyla anlamlı biçimde değişmediği kabul edilir.
Çökelti kütlesi analit kütlesine nasıl çevrilir?
Çökelti kütlesi önce mol miktarına çevrilir. Çökelti ile analit arasındaki stokiyometrik mol oranı uygulanır ve elde edilen analit molü analitin molar kütlesiyle çarpılır.
Yetersiz çöktürme sonucu nasıl etkiler?
Analitin bir bölümü çözeltide kaldığı için tartılan çökelti kütlesi azalır ve analit miktarı genellikle olduğundan düşük hesaplanır.
- •Chemistry — Quantitative Chemical Analysis / Gravimetric Analysisopenstax.org
- •openstax.orgopenstax.org