İşsizlik Nedir? Kimler İşsiz Sayılır ve Oran Nasıl Hesaplanır?
İşsizlik, yalnızca çalışmıyor olmak değil, çalışmaya hazır olup iş aramaya devam etmektir. Bu yazıda işsiz sayılma koşulları, işgücü ile istihdam arasındaki ilişki ve işsizlik oranının temel hesabı açıklanır.
Bu yazıda (5)
İşsizlik, çalışma isteği ve kapasitesi bulunan kişilerin geçici ya da sürekli olarak iş bulamaması durumudur. Ancak günlük hayatta “işsiz” denilen herkes, ekonomik istatistiklerde işsiz nüfusa dahil edilmeyebilir; belirli koşulların birlikte karşılanması gerekir.
İşsizliğin tanımı
İşsizlik, belirli bir çalışma çağında olduğu kabul edilen, ücretli bir işte veya kendi hesabına yürüttüğü bir işte çalışmayan ve çalışmaya hazır bulunan kişilerin durumudur. Ekonomik açıdan önemli nokta, kişinin yalnızca o anda iş sahibi olmaması değil, emek gücünü kullanabileceği bir iş arıyor olmasıdır. Bu nedenle işsizlik, istihdamın karşıtı olarak ele alınır: istihdam edilen kişi çalışırken işsiz kişi çalışmamakta, fakat işgücü piyasasına katılma isteğini korumaktadır.
Bu ayrım günlük işsiz kalma durumunu istatistiksel işsizlikten ayırır. Örneğin bir mağazada çalışan Ayşe işten çıkarıldıktan sonra yeni işlere başvuruyor ve uygun bir iş başladığında çalışabilecek durumdaysa işsiz kabul edilir. Buna karşılık emekli olmuş, çalışmak istemeyen veya eğitimine devam ederken iş aramayan bir kişinin çalışmıyor olması onu kendiliğinden işsiz nüfusa katmaz. İşsizlik türleri, bu durumun ortaya çıkış nedenlerini açıklamak için farklı başlıklarla incelenir; ayrıntılı tür analizi ayrı bir konudur.
İşsiz sayılma koşulları
Bir kişinin istatistiksel olarak işsiz sayılabilmesi için temel olarak üç durum birlikte aranır: Bir işte çalışmıyor olmak, çalışmaya hazır olmak ve iş aramak. İş arama; başvuru yapmak, iş ilanlarını takip etmek veya iş bulmaya yönelik başka etkinliklerde bulunmak gibi davranışlarla gösterilebilir. Çalışmaya hazır olma ise uygun bir iş bulunduğunda işe başlayabilecek durumda olmayı ifade eder. Bu koşullar, yalnızca çalışmama durumunun neden yeterli olmadığını açıklar.
Örneğin sözleşmesi biten ve yeni bir işe başvurular yapan Mehmet, işe başlayabilecek durumdaysa işsiz nüfusa dahil edilir. Fakat işini kaybettikten sonra bir daha çalışmak istemeyen ya da iş bulma umuduyla aramayı bırakan bir kişi, çalışmıyor olsa bile aynı istatistiksel gruba alınmayabilir. Benzer şekilde ev işleriyle ilgilenen ve iş aramayan bir kişi de işsiz değil, işgücünün dışında değerlendirilir. Kullanılan istatistiksel tanımda iş arama için belirli bir referans dönemi esas alınabilir; temel mantık, kişinin hem iş araması hem de çalışmaya hazır olmasıdır.
İşgücü, istihdam ve işsiz nüfus ilişkisi
İşgücü, çalışanlar ile işsiz olup çalışmaya hazır ve iş arayanların toplamından oluşur. İstihdam edilenler ücretli çalışanları ve kendi hesabına çalışanları kapsarken, işsiz nüfus iş arayan ve çalışmaya hazır olan fakat işi bulunmayan kişilerden oluşur. Çalışma çağında olduğu hâlde iş aramayan öğrenciler, emekliler veya çalışmamayı tercih edenler ise işgücüne dahil edilmez. Bu ayrım, işsizlik oranının neden toplam nüfusa göre değil işgücüne göre hesaplandığını anlamak için gereklidir.
Örneğin 100 kişilik bir grupta 60 kişi çalışıyor, 10 kişi iş arıyor ve çalışmaya hazır bulunuyor, 30 kişi ise iş aramıyorsa işgücü 70 kişidir. Bu gruptaki işsiz nüfus 10 kişidir; işgücü dışında kalan 30 kişi işsiz sayısına eklenmez.
İşsizlik oranının temel hesabı
İşsizlik oranı, işsiz nüfusun işgücüne oranını gösterir. Hesaplamada paya işsizler, paydaya ise istihdam edilenler ile işsizlerin toplamı olan işgücü yazılır. Toplam nüfusun paydaya alınmamasının nedeni, toplumdaki herkesin çalışmak istememesi veya işgücü piyasasında aktif olarak yer almamasıdır.
Formül: İşsizlik oranı = (İşsiz nüfus / İşgücü) × 100
Örneğin bir ekonomide 900 kişi çalışıyor ve 100 kişi iş aradığı hâlde iş bulamıyorsa işgücü 1.000 kişidir. İşsizlik oranı (100 / 1.000) × 100 = %10 olarak bulunur. Aynı toplumda çalışmayan fakat iş aramayan 500 kişi bulunsa bile bu kişiler işgücüne dahil edilmediği için temel işsizlik oranının payına veya paydasına doğrudan eklenmez.
Bu oran, iş bulmak isteyen ve işgücü piyasasına katılan kişiler arasındaki işsizlerin payını anlatır. İşsizlik oranı hesaplama yöntemlerinin ve istatistiklerin sınırlılıklarının ayrıntılı incelenmesi ayrı bir konudur.
İşsizliğin birey ve ekonomi üzerindeki temel etkileri
İşsizlik, bireyin gelirini ve geçim olanaklarını azaltabilir; uzun sürdüğünde kişinin becerilerini kullanma ve geliştirme fırsatlarını da sınırlayabilir. Ekonomi açısından işsiz kalan insanların üretime ve harcamaya daha az katılması, üretilen mal ve hizmetlere yönelik talebi ve toplam ekonomik etkinliği etkileyebilir. İşsizliğin birey ve ekonomi üzerindeki daha geniş sonuçları ekonominin temel sorunları çerçevesinde ele alınır.
İşsizlik oranı = (İşsiz nüfus / İşgücü) × 100 İşgücü = İstihdam edilenler + İşsizler
İş arayan bir kişinin iş ilanlarına başvurması ve uygun iş bulunduğunda çalışmaya hazır olması, onu yalnızca çalışmayan bir kişiden ayırır. Örneğin işten ayrılan bir kişi yeni iş başvuruları yapıyorsa işsiz sayılabilir; fakat çalışmayan bir emekli iş aramıyorsa işsiz nüfusa dahil edilmez.
İşsizlik oranının paydasının toplam nüfus değil, işgücü olduğunu unutmayın. İş aramayan ve çalışmaya hazır olmayan kişiler işsiz nüfusa değil, işgücü dışındaki nüfusa dahil edilir.
Sık sorulan sorular
Çalışmayan herkes işsiz sayılır mı?
Hayır. İstatistiksel olarak işsiz sayılmak için kişinin çalışmıyor olmasının yanı sıra iş araması ve çalışmaya hazır olması gerekir.
İşsizlik oranı toplam nüfusa göre mi hesaplanır?
Hayır. İşsizlik oranı, işsiz nüfusun işgücüne oranıdır. İşgücü; istihdam edilenler ile işsizlerin toplamıdır.
İş aramayan öğrenci işsiz sayılır mı?
İş aramayan öğrenci işsiz nüfusa dahil edilmez; işgücüne katılmadığı için işgücü dışında değerlendirilir.
İşsizlik oranı nasıl bulunur?
İşsiz nüfus, işgücüne bölünür ve sonuç 100 ile çarpılır. Örneğin 100 işsiz ve 900 çalışan varsa oran %10'dur.
- •Wikipedia (EN) — Unemployment — Unemployment / girisen.wikipedia.org