Ana sayfabiyolojiÜniversite BiyolojiKrebs Döngüsü
🧬
Biyoloji · Üniversite Dersi

Krebs Döngüsü: Reaksiyonlar, Ürünler ve Enerji Üretimi

Biyokimya· Üniversite· 6 dk okuma· Son güncelleme: 27 Ağustos 2026
Öğreniyo İçerik Ekibi tarafından hazırlandı · Editör: Yusufhan Seyis
Kısaca

Krebs döngüsü, asetil-CoA’nın mitokondri matriksinde oksaloasetatla birleşmesiyle başlayan ve oksaloasetatı yeniden oluşturan sekiz basamaklı bir döngüdür. Her turda iki CO2, üç NADH, bir FADH2 ve bir GTP veya ATP üretilir. NADH ve FADH2, elektronlarını daha sonra ATP üretiminde kullanılmak üzere taşır.

Bu yazıda (6)
Hücresel Solunum Glikoz ve oksijen, mitokondride enerjiye dönüşür Hücresel Solunum Glikoz ve oksijen, mitokondride enerjiye dönüşür Mitokondri Glikoz C₆H₁₂O₆ Oksijen 6 O₂ Karbondioksit 6 CO₂ Su 6 H₂O ATP enerji C₆H₁₂O₆ + 6 O₂ → 6 CO₂ + 6 H₂O + ATP mitokondri · enerji üretimi ogreniyo.com · Hücresel Solunum
Krebs Döngüsü: 8 Adımda Enerji Üretimi ve Metabolik Bağlantılar

Krebs döngüsü; sitrik asit döngüsü veya trikarboksilik asit döngüsü olarak da adlandırılan, hücresel solunumun merkezi metabolik yollarından biridir. Döngü, asetil-CoA’daki karbonları CO2’ye kadar oksitlerken enerjiyi doğrudan az miktarda GTP/ATP ve daha büyük ölçüde NADH ile FADH2 biçiminde toplar.

Krebs döngüsünün amacı, yeri ve genel işlevi

Krebs döngüsünün temel amacı, iki karbonlu asetil grubunun kimyasal enerjisini kontrollü oksidasyon basamaklarıyla açığa çıkarmaktır. Bu süreçte asetil-CoA’nın karbonları sonunda CO2 olarak uzaklaştırılır; açığa çıkan elektronlar ise NADH ve FADH2 tarafından taşınır. Böylece döngü, glikozdan elde edilen enerjinin tamamını doğrudan ATP’ye çevirmek yerine, enerjinin önemli bölümünü daha sonra kullanılabilecek indirgenmiş koenzimlerde depolar.

Ökaryot hücrelerde döngünün enzimlerinin büyük bölümü mitokondrinin matriksinde çözünmüş durumdadır. Önemli istisna, iç mitokondri zarına gömülü olan süksinat dehidrogenazdır. Döngü doğrudan oksijen tüketmez; ancak üretilen NADH ve FADH2 elektronlarını sonraki enerji üretim basamaklarına aktaramazsa döngünün oksidasyon basamakları da sürdürülemez. Bu nedenle Krebs döngüsü, oksijenli hücresel solunumun işlevsel bir parçasıdır.

Örneğin bir glikoz molekülünün parçalanmasıyla oluşan iki pirüvat, uygun koşullarda iki asetil-CoA birimine dönüştürülür ve döngüye iki tur olarak girer. Her tur, glikozdan gelen karbonların bir bölümünü CO2’ye dönüştürürken elektronları taşıyıcılara aktarır. Döngü yalnızca yıkım yolu değildir; bazı ara ürünleri amino asit sentezinde de kullanılabildiği için hem katabolik hem anabolik özellik taşır. Pirüvatın asetil-CoA’ya dönüşümünün ayrıntıları ayrı bir konudur.

Asetil-CoA’nın döngüye girişi ve oksaloasetatın yenilenmesi

Döngünün başlangıcında iki karbonlu asetil grubu, dört karbonlu oksaloasetatla birleşir ve altı karbonlu sitratı oluşturur. Bu yoğunlaşma reaksiyonunda asetil-CoA’nın koenzim A’ya bağlı kısmı ayrılır; geriye kalan asetil grubu oksaloasetata eklenir. Böylece döngünün ilk ürünü olan sitrat meydana gelir. Reaksiyonun güçlü biçimde enerji açığa çıkarması nedeniyle bu ilk basamak geri dönüşü olmayan ve düzenlenebilen bir basamaktır.

Asetil grubunun karbonları döngü boyunca oksidasyon ve dekarboksilasyon basamaklarından geçirilir. Önce sitrat, izomeri olan izositrata çevrilir; ardından karbon iskeletinden iki karbon CO2 olarak uzaklaştırılır ve indirgenmiş koenzimler oluşur. Daha sonra kalan dört karbonlu yapı süksinat, fumarat ve malat üzerinden ilerler. Son basamakta malat oksitlenerek yeniden dört karbonlu oksaloasetat oluşturulur ve bir NADH daha üretilir.

Oksaloasetat bu nedenle döngüde net olarak tüketilen yakıt değildir; asetil-CoA’nın işlenmesini sağlayan ve turun sonunda yeniden ortaya çıkan kabul edici moleküldür. Örneğin bir asetil-CoA döngüye girdiğinde başlangıçtaki oksaloasetat sitrata dönüşür, fakat sekizinci basamak tamamlandığında yeni bir oksaloasetat oluşur. Bu yenilenme, yeterli asetil-CoA ve diğer reaksiyon bileşenleri bulunduğu sürece döngünün tekrar tekrar çalışmasını mümkün kılar. Pirüvatın asetil-CoA oluşturduğu ara süreç burada ayrıntılandırılmaz.

Sekiz reaksiyonun sırası ve karbon iskeletindeki değişimler

Krebs döngüsü sekiz ardışık reaksiyondan oluşur. Her basamak, molekülün karbon sayısını, oksidasyon durumunu veya taşıdığı fonksiyonel grupları değiştirerek bir sonraki basamağın substratını hazırlar.

  1. Sitrat oluşumu: İki karbonlu asetil-CoA, dört karbonlu oksaloasetatla birleşir ve altı karbonlu sitratı oluşturur. Koenzim A ayrılır. Bu, karbon iskeletinin dört karbondan altı karbona çıktığı yoğunlaşma basamağıdır.

  2. İzomerleşme: Altı karbonlu sitrat, suyun çıkarılıp yeniden eklenmesiyle altı karbonlu izositrata dönüştürülür. Karbon sayısı değişmez; molekül içindeki hidroksil ve hidrojen gruplarının konumu değişir. Bu düzenleme, sonraki oksidasyon için uygun yapı oluşturur.

  3. İlk oksidatif dekarboksilasyon: İzositrat oksitlenir ve beş karbonlu alfa-ketoglutarat oluşur. Bir karbon CO2 olarak ayrılır. NAD+ elektronları alarak NADH’ye indirgenir. Böylece karbon kaybı ile elektron kazanımı aynı basamakta gerçekleşir.

  4. İkinci oksidatif dekarboksilasyon: Alfa-ketoglutarat oksitlenir, ikinci bir karbon CO2 olarak çıkar ve dört karbonlu süksinil grubu oluşur. Bu grup koenzim A’ya bağlanarak süksinil-CoA meydana getirir. Bu basamakta bir NADH daha üretilir.

  5. Substrat düzeyinde fosforilasyon: Süksinil-CoA’dan koenzim A ayrılır ve süksinat oluşur. Bu sırada yüksek enerjili bağın enerjisi fosfat aktarımında kullanılır; hücre tipine göre bir GTP veya ATP meydana gelir. Karbon sayısı dört olarak kalır.

  6. Oksidasyon: Dört karbonlu süksinat, fumarata dönüştürülür. İki hidrojenin elektronları FAD’a aktarılır ve FADH2 oluşur. Süksinat dehidrogenazın iç mitokondri zarında bulunması, bu elektronların daha sonra enerji üretim sistemine aktarılabilmesini sağlar.

  7. Hidrasyon: Fumarata su eklenir ve dört karbonlu malat oluşur. Bu basamakta karbon sayısı değişmez; molekül, son oksidasyon basamağı için uygun hâle gelir.

  8. Oksaloasetatın yenilenmesi: Malat oksitlenerek dört karbonlu oksaloasetata dönüşür ve bir NADH oluşur. Oksaloasetatın yeniden ortaya çıkmasıyla döngü bir sonraki asetil-CoA için hazır hâle gelir.

Örneğin bir asetil-CoA’nın iki karbonu ilk basamakta dört karbonlu oksaloasetata eklense de ilk CO2’lerin mutlaka o turda yeni eklenen iki karbon olması gerekmez. Karbonların döngüdeki konumları nedeniyle asetil grubunun karbonları sonraki turlarda CO2 olarak ayrılabilir.

CO2, NADH, FADH2 ve GTP/ATP ürünleri

Bir asetil-CoA’nın Krebs döngüsündeki tek turu sonunda toplam ürün hesabı şöyledir: iki CO2, üç NADH, bir FADH2 ve bir GTP veya ATP. İki CO2, iki ayrı oksidatif dekarboksilasyon basamağında açığa çıkar. NADH; üçüncü, dördüncü ve sekizinci basamaklarda, FADH2 ise altıncı basamakta oluşur. GTP veya ATP, beşinci basamakta substrat düzeyinde fosforilasyonla meydana gelir.

Bu ürünlerin işlevleri aynı değildir. CO2, asetil grubundaki karbonların oksitlenmesinin son ürünüdür ve hücresel solunumun karbon kaybını temsil eder. NADH ve FADH2 ise yüksek enerjili elektronları geçici olarak taşır. Döngünün doğrudan ATP/GTP üretimi azdır; enerji veriminin önemli kısmı indirgenmiş koenzimlerde taşınan elektronların daha sonraki kullanımıyla elde edilir.

Bir glikoz molekülünden iki asetil-CoA oluştuğunda döngü iki kez çalışır. Bu durumda yalnızca Krebs döngüsünün iki turu için toplam dört CO2, altı NADH, iki FADH2 ve iki GTP/ATP üretilir. Bu hesap, tek bir asetil-CoA turu ile glikozdan gelen iki asetil-CoA’nın toplamını birbirine karıştırmamak için önemlidir. Ayrıca glikozun tüm altı karbonunun CO2’ye dönüşmesi aynı turda gerçekleşmez; asetil karbonlarının bir bölümü sonraki turlarda ayrılabilir.

NADH ve FADH2’nin taşıdığı elektronlar, mitokondrideki elektron taşıma zincirine aktarılır ve bu aktarım ATP üretimini destekleyen enerji dönüşümünün temelini oluşturur. Elektron taşıma zinciri ve oksidatif fosforilasyonun ayrıntılı mekanizması ayrı bir konudur; Krebs döngüsü bu sistem için elektron sağlayan basamaklardan biridir.

Düzenlenme noktaları ve hücrenin enerji durumuna yanıt

Krebs döngüsünün hızı, hücrenin enerji ihtiyacına ve bazı ürünlerin birikimine göre ayarlanır. İlk basamak olan asetil-CoA ile oksaloasetatın sitrat oluşturması, ATP düzeyinin yüksek olduğu durumda yavaşlar; ATP azaldığında hızlanır. Böylece enerji zaten yeterliyken yeni asetil-CoA’nın hızlı biçimde işlenmesi sınırlanır, enerji gereksinimi arttığında ise döngü daha etkin çalışır.

İzositratın oksidatif dekarboksilasyonunu katalizleyen basamak da önemli bir kontrol noktasıdır. ATP ve NADH bu reaksiyonu negatif geri bildirimle baskılarken ADP, hücrenin enerji talebinin arttığını göstererek reaksiyonu destekler. Alfa-ketoglutaratın süksinil-CoA’ya dönüştüğü sonraki oksidatif dekarboksilasyon basamağı da ATP, NADH ve süksinil-CoA tarafından geri bildirim yoluyla baskılanabilir.

Bu düzenleme mantığında ATP ve NADH yüksekliği genellikle enerji ve indirgenme kapasitesinin yeterli olduğunu, ADP yüksekliği ise ATP’ye olan ihtiyacın arttığını gösterir. Dolayısıyla döngü, her zaman en yüksek hızda değil, hücrenin mevcut enerji durumuna uygun hızda çalışır. Ayrıntılı enzim kinetiği ve termodinamik analiz bu kapsamın dışındadır.

Diğer metabolik yollarla bağlantısı

Karbonhidratlardan gelen karbonlar glikoliz sonrasında asetil-CoA üzerinden Krebs döngüsüne ulaşabilir. Yağ asitlerinin yıkımı da asetil-CoA oluşturabildiği için döngüye karbon sağlayabilir; amino asitlerin karbon iskeletleri ise asetil-CoA’ya veya çeşitli döngü ara ürünlerine katılabilir. Bu nedenle Krebs döngüsü, farklı besin maddelerinin enerji metabolizmasında birleştiği merkezi bir kavşaktır.

Formül

Bir asetil-CoA turu: 2 CO2 + 3 NADH + 1 FADH2 + 1 GTP veya ATP Bir glikozdan gelen iki asetil-CoA için: 4 CO2 + 6 NADH + 2 FADH2 + 2 GTP veya ATP

Günlük hayatta

Yemeklerden alınan karbonhidrat, yağ ve proteinlerin hücresel enerjiye dönüştürülmesi sırasında Krebs döngüsü mitokondride çalışır. Örneğin fiziksel aktivitede ATP gereksinimi arttığında ADP düzeyinin yükselmesi, döngünün enerji taşıyıcıları üretmesini destekleyen düzenleyici sinyallerden biridir.

Sınavda

Tek tur ile bir glikozdan gelen iki turun ürünlerini ayırt etmek gerekir: bir asetil-CoA için 2 CO2, 3 NADH, 1 FADH2 ve 1 GTP/ATP; iki tur için bu değerlerin iki katı oluşur. Ayrıca NADH ve FADH2’nin doğrudan ATP değil, elektron taşıyan indirgenmiş koenzimler olduğu unutulmamalıdır.

Sık sorulan sorular

Krebs döngüsü hücrenin neresinde gerçekleşir?

Ökaryot hücrelerde reaksiyonların büyük bölümü mitokondri matriksinde gerçekleşir. Süksinat dehidrogenaz ise mitokondrinin iç zarına gömülüdür.

Bir Krebs döngüsü turunda kaç NADH ve FADH2 oluşur?

Bir asetil-CoA’nın döngüye girdiği her turda üç NADH ve bir FADH2 oluşur.

Krebs döngüsü bir turda ne kadar ATP üretir?

Bir turda doğrudan bir GTP veya ATP üretilir. Döngünün daha büyük enerji katkısı, üretilen NADH ve FADH2’nin elektron taşımasıyla sağlanır.

Oksaloasetat Krebs döngüsünde neden önemlidir?

Oksaloasetat asetil-CoA ile birleşerek sitratı oluşturur ve döngünün sonunda yeniden üretilir. Bu nedenle döngünün devam etmesini sağlayan başlangıç bileşenidir.

Krebs döngüsünde oksijen doğrudan kullanılır mı?

Döngü basamakları oksijeni doğrudan tüketmez. Ancak oluşan NADH ve FADH2 elektronlarını sonraki oksijenli enerji üretim basamaklarına aktaramazsa döngünün oksidasyon basamakları sürdürülemez.

Kaynaklar
SıradakiDNA ve RNA

Bu konu şu silolarda da geçer: kimya