Ana sayfafelsefeFilozoflarSokrates
🤔

Sokrates

MÖ 470 ya da 469, Atina’nın Alopeke bölgesi — MÖ 399, Atina · Antik Yunan filozofu
Antik Yunan FelsefesiAhlak FelsefesiSokratik YöntemBilgi ve ErdemKlasik Atina

Sokrates, felsefenin merkezini doğa araştırmalarından insanın yaşamına, bilgisine ve erdemine yönelten Antik Yunan filozofudur. Sorgulama yöntemiyle insanların bildiklerini sandıkları konuları yeniden düşünmelerini sağlamıştır. Ona göre gerçek bilgi, erdemli yaşamın temelidir; davası ve ölümü de bu düşüncelerle tutarlı bir yaşam sürdüğünü gösterir.

Hızlı bilgiler
Doğum Yeri
Atina’nın Alopeke bölgesi
Doğum Tarihi
MÖ 470 ya da 469
Baba
Sophroniskos, taş işçisi
Anne
Phaenarete, ebe
Ölüm Tarihi
MÖ 399
Ölüm Biçimi
Baldıran zehri içerek
Yaşam çizelgesi
MÖ 470 ya da 469
Sokrates’in doğumu
Atina’nın Alopeke bölgesinde, Sophroniskos ve Phaenarete’nin çocuğu olarak doğdu.
MÖ 404
Leon’un tutuklanması emri
Otuz Tiranlar döneminde Leon’u tutuklama emrine karşı çıktı ve bu eyleme katılmadı.
MÖ 399
Dava ve suçlama
Gençleri yozlaştırmak ve dinsizlikle suçlandı; jüri tarafından suçlu bulundu.
MÖ 399
Ölümü
Kaçma teklifini reddettikten sonra verilen karara uygun biçimde baldıran zehri içerek Atina’da öldü.

I know that I know nothing

Sokratik cehalet anlayışı

Sokrates, MÖ 5. yüzyılda Klasik Atina’da yaşamış ve Batı felsefesinin ahlak merkezli gelişiminde belirleyici olmuş bir filozoftur. Hiçbir eser yazmadığı için düşünceleri, özellikle öğrencileri Platon ve Ksenophon’un aktardığı diyaloglar aracılığıyla bilinir; bu nedenle tarihsel Sokrates’i kesin biçimde yeniden kurmak kolay değildir.

Sokrates’in yaşamı ve yaşadığı dönem

Sokrates, MÖ 470 ya da 469’da Atina’nın Alopeke bölgesinde doğdu. Babası taş işçisi Sophroniskos, annesi ise ebe Pha parç? [No, need clean]

Sokrates’in felsefi yöntemi

Sokrates’in felsefi yöntemi, bir konu hakkında hazır tanımlar vermek yerine sorular aracılığıyla düşünmeyi sağlayan diyaloglu bir sorgulamadır. Kısa ve birbirini izleyen sorularla karşısındaki kişinin “adalet”, “cesaret” ya da “erdem” gibi kavramları gerçekten tanımlayıp tanımlayamadığını araştırır. Amaç, yalnızca karşı tarafı susturmak değil, kişinin kendi düşüncelerindeki belirsizlikleri ve çelişkileri fark etmesini sağlamaktır. Bu yöntem, felsefi bilginin ezberlenmiş cevaplardan çok gerekçelendirilmiş düşünme süreciyle oluştuğu fikrine dayanır.

Sorgulama sırasında Sokrates çoğu zaman kendisini bilgeliği kesin olan biri gibi sunmaz; bilmediğini kabul ederek konuşmayı başlatır. Böylece karşısındaki kişi, kendi görüşünü açıklamak ve savunmak zorunda kalır. Örneğin bir kişi cesareti korkusuzluk olarak tanımlarsa, Sokrates bu tanımın her korkusuz davranışı açıklayıp açıklamadığını sorabilir. Kişi, düşüncesini farklı durumlara uyguladığında tanımının yetersiz kaldığını görebilir. Diyalog bazen kesin bir sonuca ulaşmadan, tarafların başlangıçta bildiklerini sandıkları şeyi tanımlayamadıklarını fark etmeleriyle sona erer. Sokrates için bu farkındalık, daha dikkatli düşünmenin başlangıcıdır.

Bu yaklaşım, Sokratik yöntem ya da sorgulama yöntemi olarak bilinir. Sokrates’in “I know that I know nothing” sözüyle özetlenen tavrı, her konuda hiçbir şey bilmediği anlamına gelmez; özellikle erdem gibi kavramların özünü kesin olarak bildiği iddiasından kaçınması anlamına gelir. Sofistlerle arasındaki temel fark da burada belirginleşir: Sokrates, tartışmayı başarı veya ücret karşılığında ikna etme aracı olmaktan çok hakikati ve erdemi araştırma yolu olarak görür.

Bilgi ve erdem ilişkisi

Sokrates’in düşüncesinde bilgi ile erdem birbirinden ayrı değildir. Erdem, yalnızca iyi davranışlarda bulunmak değil, iyinin ne olduğunu kavramaktır. İnsan adaletin, cesaretin veya ölçülülüğün ne anlama geldiğini gerçekten bilirse, davranışlarını da bu bilgiye göre düzenler. Bu nedenle Sokrates, erdemlerin temelinde ortak bir bilgi bulunduğunu ve farklı erdemlerin birbirinden tamamen kopuk olmadığını savunur.

Bu görüşün çalışma biçimi, ahlaki davranışı kişinin bilgi durumuyla açıklamasıdır. Bir insan iyinin ne olduğunu gerçekten ve doğru biçimde biliyorsa, bile bile kötülüğü seçmesi beklenmez. Sokrates’in “kimse isteyerek yanılmaz” düşüncesi bu kabule dayanır: Yanlış davranışın kaynağı, çoğu zaman neyin gerçekten iyi olduğunu bilememektir. Dolayısıyla ahlaki gelişim, yalnızca davranışları dışarıdan denetlemekle değil, kişinin iyi, adil ve doğru olanı sorgulayarak anlamasıyla gerçekleşir.

Örneğin cesaret, her tehlikeye düşünmeden atılmak değildir. Bir kişinin hangi tehlikeyle karşı karşıya olduğunu ve hangi davranışın doğru olduğunu bilmesi, cesaretin bilinçli bir nitelik olmasını sağlar. Tehlikenin niteliğini anlamadan hareket eden kişi cesur değil, yalnızca düşüncesiz davranıyor olabilir. Bu örnekte bilgi, erdemli davranışın yönünü belirler. Sokrates’in felsefesi bu yüzden ahlakı soyut bir öğüt olarak bırakmaz; insanın kendi bilgisini sınamasını ve davranışlarının dayanağını araştırmasını ister.

Sokrates’in temel ahlak anlayışı

Sokrates’e göre iyi yaşam, para, ün veya bedensel rahatlıktan çok ruhun ve karakterin geliştirilmesine dayanır. Bunun yolu özbilgiden, yani kişinin ne bildiğini ve neyi bilmediğini fark etmesinden geçer. İnsan kendi düşüncelerini sorguladıkça adalet, cesaret ve erdem gibi kavramları daha bilinçli biçimde değerlendirebilir. Bu nedenle felsefe, Sokrates için yalnızca teorik bir uğraş değil, insanın nasıl yaşaması gerektiğini araştıran bir yaşam biçimidir.

Sokrates’in kendi hayatı da bu anlayışla ilişkilendirilir. Maddi zevklere, dış görünüşe ve kişisel rahatlığa önem vermediği; sade yaşadığı aktarılır. Atina’daki demokratlar ile oligarşi yanlıları arasındaki mücadelede iki tarafı da eleştirmesi, onun bağlılığını belirli bir siyasi gruptan çok doğru ve adil olduğunu düşündüğü ilkelere yönelttiğini gösterir. Böylece özbilgi ve erdem, yalnızca konuşulan kavramlar değil, kişinin gündelik seçimlerini belirleyen ölçütler hâline gelir.

Sokrates hakkında bilgi edinirken temel güçlük, onun kendi yazdığı bir metnin bulunmamasıdır. Yaşamı ve düşünceleri başta Platon ile Ksenophon olmak üzere sonraki yazarların anlatılarından izlenir; bu anlatılar arasındaki farklılıklar tarihsel Sokrates’i kesin biçimde belirlemeyi zorlaştırır.

Davası, ölüm kararı ve felsefi tutarlılığı

Sokrates, MÖ 399’da Atina’da gençleri yozlaştırmak ve dinsizlikle suçlandı. Dinsizlik suçlaması, Atina’nın tanrılarına saygı göstermediği ve yanlış tanrılara inandığı iddialarını içeriyordu. Dava, Atina’nın siyasal açıdan gergin bir dönem geçirdiği bir ortamda görüldü. Sokrates savunma yaptı ancak jüri tarafından suçlu bulundu. Kendisi için önerilecek ceza konusunda, kente yaptığı hizmetler nedeniyle devletten ücretsiz yemek verilmesini, ardından arkadaşlarının önerisiyle para cezası uygulanmasını gündeme getirdi; jüri bu yaklaşımı kabul etmeyerek ölüm cezasına karar verdi.

Sokrates’in önünde Atina’dan kaçma veya sürgünü kabul etme imkânı bulunduğu aktarılır. Son gününü hapiste dostları ve öğrencileriyle geçirdi; arkadaşları ona kaçması için bir yol önerse de bunu reddetti. Ardından verilen karara uygun biçimde baldıran zehri içerek öldü. Bu tutum, onun yasaya ve kendi felsefi ilkelerine bağlılığı açısından önemlidir. Sokrates, adaleti ve doğru yaşamı savunurken kendi çıkarı için ilkelerinden vazgeçmemiş; yaşamı ile düşünceleri arasındaki tutarlılığı ölüm karşısında da korumuştur.

Dava ve ölümünün yalnızca kişisel bir trajedi olarak değil, düşüncenin siyasal ve toplumsal sonuçları bakımından da değerlendirilmesi gerekir. Sokrates’in sürekli sorgulayan tavrı, Atina toplumunda rahatsızlık ve tartışma yaratmıştı. Bununla birlikte suçlamaların asıl nedeninin dinsel, siyasal ya da bu iki alanın birlikte etkisiyle açıklanıp açıklanamayacağı kesin değildir.

Günlük hayatta

Bir öğrencinin “başarı”, “adalet” veya “özgürlük” gibi kavramları ilk aklına gelen tanımla bırakmayıp karşı örneklerle sınaması, Sokrates’in sorgulama anlayışının günlük yaşamdaki karşılığıdır. Örneğin bir davranışın adil olduğunu söylemeden önce aynı ölçütün benzer durumlarda herkese uygulanıp uygulanamadığı sorulabilir.

Sınavda

Sokrates’i ayırt eden temel nokta, felsefeyi insanın ahlaki yaşamına yöneltmesi ve soru-cevap yoluyla kişinin bilmediğini fark etmesini sağlamasıdır. Bilgi-erdem ilişkisi, “kimse isteyerek yanılmaz” düşüncesiyle birlikte değerlendirilmelidir.

Sık sorulan sorular

Sokrates neden hiçbir eser yazmamıştır?

Sokrates’in kendi yazdığı bir eser günümüze ulaşmamıştır. Düşünceleri, özellikle Platon ve Ksenophon gibi yazarların aktardığı anlatılar ve diyaloglar üzerinden bilinir.

Sokratik yöntem neye dayanır?

Sokratik yöntem, bir kavramı hazır biçimde açıklamak yerine kısa ve yönlendirici sorularla kişinin kendi düşüncesini sınamasına dayanır.

Sokrates’e göre bilgi ile erdem arasındaki ilişki nedir?

Sokrates’e göre gerçek bilgi, insanın iyi ve doğru davranmasına temel olur. Yanlış davranışın kaynağı çoğu zaman iyinin ne olduğunu bilmemektir.

Sokrates nasıl öldü?

MÖ 399’daki davada ölüm cezasına çarptırıldı ve hapisten kaçmayı reddettikten sonra baldıran zehri içerek öldü.

Kaynaklar
SıradakiPlaton