Matematik Keşif mi, İcat mı? İki Yönüyle Matematik
Matematik, hem insan zihninin oluşturduğu tanım, sembol ve yöntemleri hem de bu çerçeveler içinde ortaya çıkan ilişkileri içerir. Bu nedenle matematiği yalnızca keşif ya da yalnızca icat olarak görmek eksik kalır. Sayı örüntüleri, geometri ve günlük yaşamdan örnekler bu iki yönün nasıl birlikte bulunduğunu gösterir.
Bu yazıda (6)
- ›Keşif ve icat kavramlarının matematikteki anlamı
- ›Matematikte keşfedilen yapılar ve ilişkiler
- ›Matematikte icat edilen tanımlar, semboller ve yöntemler
- ›Keşif ile icadın aynı matematiksel çalışmada birlikte bulunması
- ›Günlük ve temel matematikten açıklayıcı örnekler
- ›Matematiğin keşif mi icat mı olduğu sorusuna dengeli sonuç
Matematiğin insan tarafından mı icat edildiği, yoksa doğada ve düşüncede zaten var olan ilişkilerin mi keşfedildiği uzun süredir sorulan temel bir sorudur. Dengeli cevap, matematiğin ifade biçimlerinin icat edildiğini; bu biçimler arasındaki birçok tutarlı ilişkinin ise keşfedildiğini kabul eder.
Keşif ve icat kavramlarının matematikteki anlamı
Matematikte keşif, insanın kendi tercihinden bağımsız olarak belirli koşullar altında geçerli olan bir yapı, örüntü veya ilişkiyi fark etmesidir. Bir ilişki keşfedildiğinde onu insanlar seçerek var etmez; tanımlanmış nesneler arasında zaten bulunan bağlantıyı ortaya çıkarır. Örneğin belirli sayılarla yapılan işlemlerde tekrar eden bir örüntünün fark edilmesi ya da bir şeklin kenarları ve açıları arasında her durumda geçerli bir ilişkinin bulunması keşif olarak değerlendirilebilir.
İcat ise matematiksel düşünceleri ifade etmek ve incelemek için insanların oluşturduğu tanım, gösterim, sınıflandırma veya yöntemdir. Sayılara ad vermek, bir noktayı koordinatlarla göstermek ya da iki noktayı ayırt etmek için alt indis kullanmak, düşünmeyi düzenleyen insan tercihlerini içerir. Bu seçimler değişebilirdi; farklı semboller veya farklı bir anlatım yolu kullanılabilirdi. Ancak bir çerçeve kurulduktan sonra o çerçevede hangi sonuçların geçerli olduğu yalnızca keyfî bir tercihe bağlı değildir.
Bu iki kavram aynı çalışmanın farklı aşamalarını açıklayabilir. İnsan önce neyi inceleyeceğine karar verir ve uygun tanımları kurar; ardından bu tanımlardan doğan sonuçları araştırır. Dolayısıyla matematikte icat, keşfin yapılabilmesi için bir dil ve çalışma alanı sağlayabilir; keşif de icat edilmiş bu dilin içinde zorunlu ilişkileri görünür hâle getirir.
Matematikte keşfedilen yapılar ve ilişkiler
Matematikte yapı, nesnelerin nasıl düzenlendiğini; ilişki ise bu nesnelerin birbirleriyle nasıl bağlantılı olduğunu anlatır. Sayılar arasındaki örüntüler, şekillerin özellikleri ve işlemlerin belirli koşullarda verdiği sonuçlar bu kapsama girer. Matematikçi, önce hangi nesnelerin ve koşulların ele alınacağını belirler; sonra bu koşullardan mantıksal olarak hangi sonuçların çıktığını araştırır. Sonuç, kişisel beğeniyle değişmeyen bir tutarlılığa sahipse keşif yönü ağır basar.
Örneğin farklı paket büyüklükleriyle satılan ürünlerde iki paketin içerik sayısını eşitlemek için ortak bir katın bulunması gerekir. Onlu paketlerdeki ürünlerle sekizli paketlerdeki ürünleri eşitleme fikri, en küçük ortak kat kavramıyla düzenli biçimde açıklanabilir. Burada paketlerin 10 ve 8 olarak seçilmesi günlük durumun verisidir; bu sayılar arasındaki ortak kat ilişkisi ise onları inceleyen kişinin tercihinden bağımsız olarak ortaya çıkar. İnsan bu ilişkiyi üretmekten çok, onu fark eder ve adlandırır.
Geometride de benzer bir durum görülür. Bir üçgenin tabanı ve yüksekliği belirli bir ilişki içindedir; aynı şekil büyütüldüğünde alanın nasıl değiştiği, kullanılan ölçü biriminden bağımsız bir örüntü gösterir. Üçgenin alanına ilişkin bu düzenlilik, onu ifade etmek için kullanılan çizimlerden ve sembollerden ayrı düşünülebilir. Çizimi kâğıda aktarmak bir temsil tercihidir; ölçüler arasındaki ilişkinin kendisi ise matematiksel bir yapı olarak araştırılır.
Keşif, matematikte yalnızca dış dünyada görülen nesneleri bulmak anlamına gelmez. Soyut olarak tanımlanan sayı kümeleri veya şekiller üzerinde de yeni sonuçlar ortaya çıkarılabilir. Önemli olan, tanımlar belirlendikten sonra sonuçların bu tanımlardan tutarlı biçimde çıkmasıdır.
Matematikte icat edilen tanımlar, semboller ve yöntemler
Matematiğin insan tarafından icat edilen yönü, öncelikle neyin inceleneceğini belirleyen tanımlarda görülür. Bir nesneye “sayı”, “nokta”, “doğru” veya “fonksiyon” demek; hangi özelliklerin dikkate alınacağını seçmek anlamına gelir. Bu tanımlar, karmaşık düşünceleri ortak bir çerçevede incelemeyi sağlar. Tanımın kendisi insan ürünü olsa da tanım kabul edildikten sonra onun sonuçları rastgele belirlenmez.
Semboller de matematiksel iletişimi kısa ve düzenli hâle getiren icatlardır. Örneğin iki noktanın koordinatlarını birbirinden ayırmak için alt indislerden yararlanılabilir. Böylece ilk ve ikinci noktanın koordinatlarının karıştırılması önlenir; sembol, iki nesne arasındaki farkı görünür kılar. Bu gösterim biçimi yerine başka bir gösterim seçilebilirdi, fakat seçilen sistem içinde sembollerin nasıl kullanılacağı belirli kurallara bağlanır.
Yöntemler de insanların geliştirdiği çalışma araçlarıdır. Bir ilişkinin grafikle, tabloyla, cebirsel gösterimle veya sözel açıklamayla incelenmesi farklı yöntem seçimleridir. Örneğin iki nokta arasındaki eğimi bulurken yükselme ve yatay ilerleme arasındaki oranı koordinat farklarıyla ifade etmek, geometrik gözlemi cebirsel bir yönteme dönüştürür. Yöntem, soruyu çözmeyi ve sonucu başkalarının denetleyebileceği şekilde yazmayı kolaylaştırır; ancak yöntemin kullanıldığı koşullarda elde edilen ilişkinin geçerliliği yalnızca yöntemi seçen kişiye bağlı değildir.
Aksiyomlar ve matematiksel çerçeveler de hangi başlangıç kabullerinden hareket edileceğini belirleyen seçimlerdir. Başlangıç kabulleri değiştiğinde incelenen sonuçlar veya ortaya çıkan geometri değişebilir; bu yüzden çerçevenin seçimi icat yönünü, çerçeve içindeki zorunlu sonuçların ortaya çıkarılması ise keşif yönünü gösterir.
Keşif ile icadın aynı matematiksel çalışmada birlikte bulunması
Bir matematiksel çalışmada icat ve keşif genellikle birbirini izleyen ve birbirini tamamlayan adımlardır. Araştırmacı önce inceleme alanını belirler, nesneleri tanımlar ve uygun sembolleri seçer. Bu aşama, düşünceleri düzenlemek için insan tarafından kurulan bir sistemdir. Ardından tanımlanan nesnelerin hangi özellikleri taşıdığını araştırır; tanımlardan zorunlu olarak çıkan ilişkiler bu aşamada keşfedilir.
Örneğin iki nokta arasındaki eğimi ele alalım. Noktaları sıralı ikililerle gösterme, birinci ve ikinci noktayı alt indislerle ayırma ve eğim için belirli bir oran kullanma, matematiksel anlatımın insan tarafından kurulmuş tarafıdır. Buna karşılık, yükselme ile yatay ilerleme arasındaki oranın koordinat farklarıyla aynı sonucu verdiğinin görülmesi, seçilen çerçeve içinde araştırılan bir ilişkidir. Farklı bir sembol kullanılsa bile bu ilişki değişmez; değişen yalnızca onu yazma biçimidir.
Aynı ayrım sayıların düzenlenmesinde de görülebilir. Bir sayıyı parçalara ayırmak veya ortak katları incelemek için kullanılan adlandırmalar ve yöntemler insanlar tarafından geliştirilmiştir. Fakat belirli paket sayılarının aynı toplamda buluşmasını sağlayan en küçük ortak kat ilişkisi, yöntemi kullanan kişinin kararından bağımsızdır. İnsan, bu ilişkiyi ifade etmek için kavramı icat eder ve sonra kavramın sonuçlarını keşfeder.
Matematiksel modeller gerçek durumları açıklamak için seçilmiş sembolik çerçevelerdir; gerçeklikle hangi ölçüde örtüştükleri ise modelin hangi özellikleri temsil ettiğine bağlıdır. Modelleme teknikleri ve başarı ölçütleri ayrı bir inceleme alanıdır; burada önemli olan, gerçek bir durumu matematiksel olarak ifade etmenin de hem seçim hem araştırma içerdiğidir.
Matematiğin felsefesi içindeki platonculuk, formalizm ve sezgicilik gibi akımlar bu keşif–icat ayrımını farklı biçimlerde yorumlar; ayrıntıları ayrı bir konudur. Aksiyomatik sistemler ile Öklid dışı geometrilerin ayrıntılı incelenmesi de bu çerçevenin ötesindedir.
Günlük ve temel matematikten açıklayıcı örnekler
Günlük yaşamda matematiğin keşif ve icat yönü birlikte görülebilir. Bir markette ürünlerin farklı büyüklükte paketlenmesi, toplamları eşitlemek için ortak bir düzen aramayı gerektirir. Paket sayıları ve kullanılan semboller insan kararlarıdır; buna karşılık iki farklı paket düzeninin hangi sayıda ilk kez eşleşeceği, sayıların aritmetik ilişkilerinden doğar. Bu nedenle aynı durumda hem oluşturulmuş bir yöntem hem de keşfedilen bir örüntü vardır.
Geometrik ölçümlerde de benzer bir ayrım bulunur. Bir üçgenin alanını ifade etmek için taban ve yükseklik gibi kavramlar ile bir hesaplama kuralı kullanılır. Bu ifade biçimi matematiksel bir icattır; şekil büyüdüğünde alanın nasıl değiştiğini belirleyen ilişki ise geometrik yapının keşfedilen yönünü gösterir. Çemberin çevresi ile çapı arasındaki sabit oranı anlatmak için kullanılan pi sembolü ve tanımı insanlara aittir; bu oranın farklı çemberlerde aynı kalması ise incelenen geometrik ilişkinin bir özelliğidir. Pi’nin hesaplanma yöntemleri bu konunun kapsamı dışındadır.
Matematiğin keşif mi icat mı olduğu sorusuna dengeli sonuç
Matematiği yalnızca keşif olarak görmek, tanımların, sembollerin ve yöntemlerin insanlar tarafından oluşturulduğunu gözden kaçırır. Yalnızca icat olarak görmek ise bir kez tanımlanan nesneler arasındaki birçok ilişkinin kişisel tercihle değişmediğini açıklayamaz. İnsanlar hangi sayıları veya sembolleri inceleyeceklerini seçebilir; ancak seçilen çerçevede tutarlı biçimde ortaya çıkan sonuçları istedikleri gibi değiştiremez.
Bu yüzden matematik, insanın kurduğu bir dil içinde keşfedilen ilişkiler bütünü olarak düşünülebilir. Örneğin pi için kullanılan gösterim değişebilirdi; fakat uygun koşullardaki çemberlerde çevre ile çap arasındaki ilişkinin sabit olması, yalnızca sembol seçimine bağlı değildir. Benzer biçimde ortak kat kavramı insanlar tarafından adlandırılmıştır, fakat belirli sayıların ortak katları arasındaki düzenlilik adlandırmadan bağımsızdır.
En dengeli sonuç şudur: Matematiğin nesneleri ve çalışma çerçeveleri belirli ölçüde icat edilir, bu çerçevelerin içindeki zorunlu yapılar ve ilişkiler ise keşfedilir. İcat, matematiğe konuşulabilir ve araştırılabilir bir biçim verir; keşif, bu biçimin içinde insan tercihlerini aşan sonuçları ortaya çıkarır. İki yön birlikte ele alındığında matematiğin hem yaratıcı hem de nesnel tarafı anlaşılır.
Marketlerde farklı büyüklükteki paketleri eşitleme, ortak kat ilişkisini; bir yüzeyin veya şeklin ölçüsünü belirleme ise geometrik ilişkileri günlük yaşamda görünür kılar. Bu durumlarda kullanılan adlar ve yöntemler insanlara aitken, sayıların ve ölçülerin ilişkileri seçime göre değişmez.
Soruda matematiğin keşif mi icat mı olduğu sorulursa iki seçeneği karşıt ve tek başına doğru kabul etmeyin: tanım, sembol ve yöntemler icat edilir; bu çerçeveler içindeki tutarlı ilişkiler keşfedilir.
Sık sorulan sorular
Matematik tamamen insan icadı mıdır?
Hayır. Matematiksel semboller, tanımlar ve yöntemler insanlar tarafından oluşturulur; ancak bu çerçeveler içinde ortaya çıkan birçok ilişki kişisel tercihe bağlı değildir ve keşfedilir.
Matematikte keşif ne anlama gelir?
Keşif, belirli tanım ve koşullar altında zaten geçerli olan bir örüntünün, yapının veya ilişkinin ortaya çıkarılmasıdır.
Matematikte icat edilen şeyler nelerdir?
Tanımlar, semboller, gösterim biçimleri, sınıflandırmalar ve problem incelemek için kullanılan yöntemler matematiğin icat edilen yönünü oluşturur.
Keşif ve icat aynı anda nasıl bulunabilir?
Bir matematikçi önce nesneleri ve sembolleri tanımlayarak bir çerçeve kurar, ardından bu çerçevede zorunlu olarak ortaya çıkan sonuçları araştırır. Böylece icat ve keşif aynı çalışmanın farklı yönleri olur.
Pi matematikte keşif mi, icat mı?
Pi adı ve sembolü insan tarafından seçilmiştir; çemberin çevresi ile çapı arasındaki sabit ilişki ise geometrik yapının keşfedilen yönüdür.
- •Prealgebra — Prime Factorization and the Least Common Multiple / Everyday Mathopenstax.org
- •Elementary Algebra — Multiply and Divide Rational Expressions / Everyday Mathopenstax.org
- •Elementary Algebra — Understand Slope of a Line / Manipulative Mathematicsopenstax.org
- •openstax.orgopenstax.org
- •openstax.orgopenstax.org
- •openstax.orgopenstax.org