Parnasizm Nedir? Özellikleri, Temsilcileri ve Türk Edebiyatındaki Etkisi
Parnasizm, 19. yüzyılın ikinci yarısında romantizmin aşırı duygusallığına tepki olarak ortaya çıkan Fransız şiir akımıdır. Sanat için sanat anlayışını, nesnel gözlemi, biçim kusursuzluğunu ve duyguya mesafeli anlatımı öne çıkarır. Tevfik Fikret, Cenap Şahabettin ve Yahya Kemal Beyatlı gibi Türk şairleri üzerinde de etkili olmuştur.
Bu yazıda (6)
Parnasizm, şiirde duyguların taşkın biçimde anlatılması yerine ölçü, uyak, kelime seçimi ve betimleme işçiliğini öne çıkaran bir edebiyat akımıdır. 19. yüzyılın ikinci yarısında Fransa’da gelişmiş; romantizmin ardından, sembolizmden önce ortaya çıkmıştır.
Parnasizmin tanımı ve ortaya çıkış koşulları
Parnasizm, 19. yüzyılın 1860’lardan 1890’lara uzanan döneminde Fransa’da gelişen bir şiir anlayışıdır. Akımın adı, Yunan mitolojisinde Musaların yaşadığına inanılan Parnassos Dağı’ndan gelir. Bu ad, Parnasyen şairlerin şiirlerini bir araya getiren Le Parnasse contemporain adlı yayından türemiştir. Antolojinin ilk sayısı 1866’da yayımlanmış, daha sonra 1871 ve 1876’da yeni sayıları çıkmıştır. Charles Leconte de Lisle, Théodore de Banville, Sully Prudhomme, Stéphane Mallarmé, Paul Verlaine, François Coppée, Nina de Callias ve José María de Heredia bu yayında yer alan isimler arasındadır.
Akım, romantizmin bazı özelliklerine karşı bir tepki olarak şekillenmiştir. Parnasist şairler, romantik şiirde gördükleri aşırı duygusallığı, biçim bakımından dağınıklığı ve şiirin sosyal-siyasal amaçlarla kullanılmasını benimsememiştir. Bunun yerine şiiri, üzerinde titizlikle çalışılan bağımsız bir sanat ürünü olarak görmüşlerdir. Théophile Gautier’nin sanatın kendi amacı için var olması gerektiğini savunan görüşü bu anlayışın oluşumunda etkili olmuştur. Arthur Schopenhauer’ın felsefi düşünceleri de Parnasistlerin duyguya mesafeli tutumunu besleyen etkiler arasında gösterilir.
Bu yaklaşımın nasıl işlediğini basit bir örnekle görmek mümkündür: Romantik bir şair, bir manzarayı kendi acısını veya coşkusunu anlatmak için kullanabilirken Parnasist şair, aynı manzarayı renkleri, biçimleri, ışığı ve ayrıntıları bakımından gözlemleyerek betimler. Böylece şiirin merkezine şairin kişisel heyecanı değil, işlenmiş ve düzenlenmiş sanat nesnesi yerleşir. Romantizmle arasındaki temel fark kısaca şudur: Romantizm duygu, hayal ve kişisel coşkuyu öne çıkarırken Parnasizm nesnellik, biçim disiplini ve duyguya uzak durmayı önemser.
Parnasizmin temel sanat ve şiir anlayışı
Parnasizmin temelinde “sanat için sanat” düşüncesi bulunur. Buna göre şiirin değeri, doğrudan bir ahlak dersi vermesine, toplumsal bir mücadeleyi savunmasına veya şairin kişisel duygularını açıklamasına bağlı değildir. Şiir, kendi güzelliği ve kuruluşundaki başarıyla değerlendirilir. Bu nedenle Parnasist şair, kelimeleri yalnızca anlam taşıyan araçlar olarak değil, şiirin biçimini ve sesini kuran malzemeler olarak ele alır.
Parnasist şiirde nesnellik önemli bir ilkedir. Şair, anlatacağı varlığa ya da olaya kendi duygularını hemen yüklemek yerine onu gözlemlemeye çalışır. Duygular tamamen yok sayılmaz; ancak şiirin görünür merkezine geçirilmez ve anlatımın yönünü belirlemesine izin verilmez. Şairin görevi, konuyu ölçülü bir dille ve dikkatli bir işçilikle yeniden kurmaktır. Bu yüzden tarihî bir olay, mitolojik bir figür veya uzak bir coğrafya anlatılırken kişisel yakınma ve coşku yerine dış görünüş, hareket, çevre ve ayrıntılar öne çıkabilir.
Örneğin bir savaşçıyı anlatan Parnasist şiirde şairin “ondan korktum” ya da “ona hayran kaldım” demesinden çok, savaşçının zırhını, duruşunu, silahını ve çevresindeki görüntüyü düzenli bir betimlemeyle vermesi beklenir. Okur, şairin anlık heyecanını değil, dikkatle kurulmuş bir sahneyi görür. Parnasizmin duyguya mesafeli tutumu ve biçim üzerindeki ısrarı bu çalışma biçiminden doğar.
Sembolizm ise Parnasizmden sonra gelen ve anlamı doğrudan açıklamak yerine çağrışım, sezgi ve simgeler yoluyla kurmaya yönelen bir şiir anlayışıdır; bu nedenle iki akımın şiirdeki anlam ve anlatım yolları aynı değildir.
Biçim ve dil özellikleri
Parnasist şiirde biçim, içeriğin taşıyıcısı olmanın ötesinde başlı başına bir değer taşır. Şair; ölçü, uyak, ritim, dize kuruluşu ve kelime seçimi üzerinde titizlikle çalışır. Amaç, şiiri ilk duygusal akışa bırakmak değil, kusursuz ve dengeli bir yapı meydana getirmektir. Bu nedenle Parnasist şiir, çoğu zaman düzenli ve işlenmiş bir görünüşe sahiptir.
Bu biçim anlayışı, konunun nasıl anlatıldığını da belirler. Şair önce gözlemlediği nesnenin veya sahnenin belirgin özelliklerini seçer; ardından bunları uygun kelimeler, sesler ve dizelerle düzenler. Betimleme yalnızca ayrıntı çoğaltmak değildir. Ayrıntılar, şiirin genel dengesini bozmayacak biçimde seçilir ve uyakla ölçünün oluşturduğu yapıya yerleştirilir. Böylece şiirin anlamı kadar ses düzeni ve dış görünüşü de önem kazanır.
Dil, açık ve görsel ayrıntılar kurmaya elverişli biçimde kullanılabilir. Tarihî bir yapı anlatılıyorsa taşın dokusu, sütunların düzeni veya mekânın görünüşü; doğa anlatılıyorsa renk, ışık, biçim ve hareket gibi unsurlar öne çıkar. Örneğin bir heykeli konu alan şiirde yalnızca “güzel” demek yerine heykelin yüz çizgileri, duruşu ve maddesel görünüşü ölçülü dizeler içinde işlenebilir. Buradaki amaç, şairin o heykel karşısındaki kişisel heyecanını anlatmaktan çok, okurun zihninde belirgin ve dengeli bir görüntü oluşturmaktır.
Bu yüzden bir metinde kusursuz biçim arayışı, düzenli ölçü ve uyak kullanımı, yoğun betimleme, somut ayrıntılar ve şairin kendisini geri planda tutması Parnasist özellikleri düşündürür. Ancak yalnızca uyaklı veya ölçülü yazılmış olmak tek başına bir şiiri Parnasist yapmaz; biçim disipliniyle nesnel ve duyguya mesafeli anlatımın birlikte görülmesi gerekir.
İşlenen başlıca temalar ve konular
Parnasist şiirde tarih, Yunan ve Roma mitolojisi, doğa, heykel ve sanat eserleri, uzak ülkeler ve egzotik coğrafyalar sıkça işlenir. Klasik dönemlere ve farklı kültürlere yönelmek, şaire günlük ve kişisel duygulardan uzak, biçim bakımından düzenlenmeye elverişli konular sağlar. Bu temalar çoğunlukla güçlü betimlemeler ve dış görünüşe dayalı gözlemler aracılığıyla ele alınır. Örneğin mitolojik bir kahraman, onun şairde uyandırdığı duygudan çok görünüşü, eylemi ve içinde bulunduğu sahne üzerinden anlatılabilir.
Önemli Parnasist sanatçılar ve eser örnekleri
Fransız Parnasizminin öne çıkan temsilcileri Charles Leconte de Lisle ve José María de Heredia’dır. Théodore de Banville, Sully Prudhomme ve François Coppée de akımla ilişkilendirilen önemli şairlerdendir. Stéphane Mallarmé ile Paul Verlaine’in adları da Parnasyenlerin şiirlerini bir araya getiren yayınlarda yer alır; ancak bu isimler daha sonra sembolizmle de ilişkilendirilmiştir. Hareketin en tanınan iki üyesi Leconte de Lisle ile Heredia olarak öne çıkar.
Akımın başlıca eser örneği, şiir antolojisi niteliğindeki Le Parnasse contemporain’dir. 1866, 1871 ve 1876’da yayımlanan bu derlemeler, farklı şairlerin şiirlerini aynı edebî yönelim çevresinde buluşturmuştur. Böylece Parnasizm yalnızca tek bir şairin kişisel üslubu olarak değil, ortak sanat anlayışına sahip şairlerin oluşturduğu bir hareket olarak görünür. Bu sanatçıların ayrıntılı yaşam öyküleri ve eser incelemeleri ayrı bir konudur.
Türk edebiyatındaki yansımaları
Parnasizm, Fransız edebiyatıyla sınırlı kalmamış ve farklı ülkelerdeki şairleri etkilemiştir. Türk edebiyatında özellikle Servetifünun çevresindeki bazı şairler bu akımdan esinlenmiştir. Tevfik Fikret, Cenap Şahabettin ve Yahya Kemal Beyatlı, Parnasizmden etkilenen Türk şairleri arasında sayılır. Bu etki; şiirde biçime, ölçü ve uyak düzenine, gözleme dayalı betimlemeye ve sanat işçiliğine verilen önem üzerinden değerlendirilir.
Türk edebiyatındaki Parnasizm etkisi, şairlerin yalnızca kişisel duygularını aktarmak yerine doğa, tarih, sanat ve dış dünyaya ait görüntüleri düzenli bir şiir yapısı içinde işlemelerine katkı sağlamıştır. Tevfik Fikret ve Servetifünun şiiriyle ilgili ayrıntılı etkiler, bu akımın Türk edebiyatındaki yansımalarını daha geniş bir bağlamda ele alan ayrı bir incelemenin konusudur.
Bir nesneyi ya da manzarayı anlatırken “çok güzel” veya “beni mutlu etti” demek yerine renk, biçim, ışık ve konum gibi gözlenebilir ayrıntıları düzenli biçimde vermek, Parnasist betimleme anlayışını günlük yazma pratiğinde somutlaştırır.
Parnasizmi yalnızca ölçü ve uyakla eşleştirmek yanıltıcıdır. Ayırt edici birleşim; sanat için sanat anlayışı, nesnel ve duyguya mesafeli anlatım, yoğun betimleme ve biçim kusursuzluğudur. Romantizmde kişisel coşku öne çıkarken Parnasizmde dış dünyanın işlenmiş görünümü öne çıkar.
Sık sorulan sorular
Parnasizm nedir?
- yüzyılın ikinci yarısında Fransa’da ortaya çıkan; sanat için sanat, nesnellik, biçim disiplini ve duyguya mesafeli anlatımı savunan şiir akımıdır.
Parnasizm hangi akıma tepki olarak doğmuştur?
Romantizmin aşırı duygusallığına, biçim bakımından dağınık görülen yönlerine ve şiirin yoğun sosyal-siyasal amaçlarla kullanılmasına tepki olarak doğmuştur.
Parnasist şiirde hangi konular işlenir?
Tarih, Yunan ve Roma mitolojisi, doğa, sanat eserleri, uzak ülkeler ve egzotik coğrafyalar başlıca konular arasındadır.
Türk edebiyatında Parnasizmden etkilenen şairler kimlerdir?
Tevfik Fikret, Cenap Şahabettin ve Yahya Kemal Beyatlı Parnasizmden etkilenen Türk şairleri arasında gösterilir.
Bir şiirin Parnasist olduğunu anlamak için nelere bakılır?
Biçim kusursuzluğu arayışı, ölçü ve uyak düzeni, yoğun betimleme, gözleme dayalı anlatım ve şairin duygularını geri planda tutması birlikte değerlendirilir.
- •Wikipedia (EN) — Parnassianism — Parnassianism / girisen.wikipedia.org