Sembolizm Nedir? Özellikleri, Temsilcileri ve Türk Edebiyatındaki Yeri
Sembolizm, görünen gerçekliği doğrudan anlatmak yerine semboller, imgeler ve çağrışımlarla duyurmayı amaçlayan edebî bir akımdır. 19. yüzyılın sonlarında realizm ve natüralizmin nesnel anlatımına tepki olarak gelişmiştir. Şiirde musiki, sezdirme, kapalılık ve bireysel ruh hâlleri öne çıkar.
Bu yazıda (7)
- ›Sembolizmin tanımı ve ortaya çıkış koşulları
- ›Sembolizmin temel özellikleri
- ›Sembolist şiirde dil, biçim ve musiki anlayışı
- ›Sembolizmde başlıca temalar ve imgeler
- ›Dünya edebiyatındaki başlıca temsilciler ve eserleri
- ›Türk edebiyatında sembolizmin etkisi ve temsilcileri
- ›Sembolizmin edebiyat tarihindeki yeri
Sembolizm, 19. yüzyılın sonlarında özellikle Fransız ve Belçika edebiyatı çevresinde gelişen bir edebî akımdır. Sembolist sanatçı, dış dünyayı olduğu gibi kopyalamak yerine nesneleri ve olayları kendi iç dünyasındaki duygu, düş ve çağrışımları yansıtacak biçimde kullanır.
Sembolizmin tanımı ve ortaya çıkış koşulları
Sembolizm, görünür dünyanın ardında daha derin, doğrudan açıklanamayan anlamların bulunduğunu savunan bir sanat anlayışıdır. Bu anlayışta şiirin amacı, bir düşünceyi açık bir cümleyle öğretmek ya da dış dünyayı ayrıntılarıyla belgelemek değildir. Nesneler, sesler, renkler ve olaylar; şairin sezdiği ruhsal veya soyut anlamlara açılan işaretler hâline gelir. Bu yüzden sembolist şiirde anlam çoğu zaman tek ve kesin bir sonuca indirgenmez; okurun sezgileriyle tamamlanan bir çağrışım alanı oluşur.
Akım, 19. yüzyılın ikinci yarısında realizm ve natüralizmin gerçekliği gözleme, belgeleme ve nedensellik içinde açıklama eğilimine tepki olarak ortaya çıktı. Realist ve natüralist sanatçı dış dünyadaki somut ayrıntılara yönelirken sembolist sanatçı iç yaşantıyı, hayali, ruhsal titreşimleri ve sezgiyi öne çıkardı. Sanayileşmenin ve modern hayatın güç kazandığı dönemde yalnızca gözle görülebilen gerçeklikle yetinmeyen sanatçılar, sanatın manevi ve düşsel boyutunu savundu. Akımın edebî başlangıcı genellikle Charles Baudelaire’in 1857’de yayımlanan Kötülük Çiçekleri adlı eseriyle ilişkilendirilir; anlayış Stéphane Mallarmé ve Paul Verlaine tarafından 1860’lı ve 1870’li yıllarda geliştirildi. Jean Moréas ise 1886’da yayımladığı bildiriyle sembolizm adını ve ilkelerini açıkça ortaya koydu.
Sembolizmin Parnasizmle ilişkisi de önemlidir. Sembolistler Parnasçıların ölçülü ve ses bakımından özenli şiir anlayışından etkilenmiş, ancak Parnasizmin açıklık ve nesnellik anlayışından uzaklaşmıştır. Realizm dış dünyadaki insanı ve toplumu gözleme dayalı biçimde anlatırken sembolizm, aynı gerçekliği kişinin iç dünyasında bıraktığı izlenimle vermeye çalışır. Örneğin bir göl, sembolist şiirde yalnızca fiziksel bir su birikintisi değil, durgunluk, yalnızlık veya ulaşılması güç bir ruh hâlinin çağrışımı olabilir.
Sembolizmin temel özellikleri
Sembolizmin en belirgin özelliği, açıkça anlatmak yerine sezdirme yöntemini kullanmasıdır. Şair bir duyguyu doğrudan adlandırmak yerine onu çağrıştıran görüntüler, sesler ve nesneler aracılığıyla hissettirir. Böylece şiirde kapalılık ve gizem ortaya çıkar. Kapalılık, metnin anlaşılmaz olması demek değildir; anlamın tek bir açıklamaya bağlanmaması ve okurun metne kendi duyarlığıyla katılmasıdır. Sembol, okura hazır bir sonuç vermek yerine farklı çağrışımlara ulaşma imkânı sağlar.
Akımda bireysel duyarlık, hayal ve iç dünya dış gerçeklikten daha önemli bir yere sahiptir. Şairin gördüğü bir manzara, yaşadığı olaydan çok onda bıraktığı izlenim bakımından değer kazanır. Bu nedenle sembolist şiirde melankoli, yalnızlık, korku, özlem ve belirsizlik gibi ruh hâlleri sık görülür. Doğa da çoğu zaman bağımsız ve nesnel bir varlık olarak değil, insan ruhunun yansıması olarak ele alınır. Sisli bir akşam, solgun bir ışık veya sessiz bir bahçe; şairin kararsızlığını ve iç sıkıntısını duyurabilir.
Sembolistler şiiri doğrudan bir fikir aktarma aracı olarak görmez. Güzellik, ses ve çağrışım kendi başına önem taşır; şiirin anlamı yalnızca sözcüklerin sözlük anlamından oluşmaz. Bu nedenle alışılmış bağdaştırmalar kırılabilir, kişisel ve belirsiz imgeler kullanılabilir. Baudelaire’in şiirlerinde doğadaki nesnelerin insan duyuları ve ruhsal durumlarla ilişkilendirilmesi bu anlayışa örnek gösterilebilir. Bir şiirde kullanılan sembollerin ayrıntılı biçimde nasıl çözümleneceği ve yorumlanacağı ise ayrı bir inceleme konusudur.
Sembol ile alegori aynı şey değildir. Alegoride bir kişi, olay veya nesne çoğunlukla belirli ve baştan kurulmuş bir düşüncenin karşılığıdır. Sembol ise tek bir anlama kapanmaz; metnin bağlamına ve okurun çağrışımlarına göre genişleyebilir.
Sembolist şiirde dil, biçim ve musiki anlayışı
Sembolist şiirde dil, yalnızca bilgi vermek için değil, duygu ve atmosfer oluşturmak için kullanılır. Sözcüklerin anlamı kadar sesleri, tekrarları, ritmi ve birbirini çağrıştırma biçimi de önemlidir. Şair, nesneyi doğrudan tanımlamak yerine onun uyandırdığı etkiyi vermeye çalışır. Bu nedenle renk, koku ve ses gibi farklı duyusal alanlar aynı imge içinde buluşabilir. Sinestezi adı verilen bu yaklaşım, bir duyunun başka bir duyuya ait niteliklerle anlatılmasıdır; örneğin bir kokunun renkli veya bir sesin tatlı olarak duyumsatılması buna örnek olur.
Musiki anlayışı, şiirde ölçü ve uyaktan tamamen vazgeçmek anlamına gelmez; asıl amaç sözcüklerin ses değerleriyle şiirin ruh hâlini güçlendirmektir. Sembolistler daha akışkan bir ritim aramış, gerektiğinde serbest nazma ve geleneksel ölçünün esnetilmesine yakın durmuşlardır. İç ahenk, aliterasyon, asonans, tekrarlar ve ses bakımından uyumlu sözcükler şiirin anlamını destekler. Rimbaud’nun Ünlüler şiirinde ünlü harfleri renklerle ilişkilendirmesi, duyular arası çağrışımın şiir dilinde nasıl kullanılabildiğini gösterir. Mallarmé’nin Kuğu şiirinde ise kuğu ve donmuş göl görüntüsü, doğrudan açıklanmayan bir ruhsal sıkışmışlık duygusunu kurar.
Sembolizmde başlıca temalar ve imgeler
Sembolist şiirin başlıca temaları düş, gizem, melankoli, yalnızlık, ölüm, özlem ve iç çatışmadır. Şair, dış dünyadaki bir görüntüden yola çıkarak ruhsal bir duruma ulaşır. Gece, sis, göl, mezarlık, solgun ışık, uzak yol, kapalı oda ve sonbahar gibi imgeler bu atmosferi kurmak için kullanılabilir. Bu imgelerin anlamı sabit değildir; aynı görüntü bir şiirde huzuru, başka bir şiirde korkuyu veya umutsuzluğu çağrıştırabilir.
Doğa, sembolist anlayışta insan ruhundan ayrı düşünülemez. Ağaçların gölgeleri, rüzgârın sesi veya uzak bir çanın titreşimi yalnızca betimlenen ayrıntılar değildir; şairin iç dünyasına açılan duyusal işaretlerdir. Şiir, bu işaretleri birbirine bağlayarak açık bir olay örgüsünden çok sezgisel bir atmosfer oluşturur. Baudelaire’in Kötülük Çiçekleri içindeki Uygunluklar (Correspondances) şiiri, kokular, sesler ve renkler arasında ilişkiler kurması bakımından sembolist duyarlığın önemli örneklerinden biridir. Burada doğadaki unsurların ortak bir çağrışım ağı kurması, sembolistlerin dünyayı yalnızca görünen yüzüyle ele almadığını gösterir.
Dünya edebiyatındaki başlıca temsilciler ve eserleri
Charles Baudelaire, sembolizmin öncüsü kabul edilen en önemli şairlerden biridir. 1857 tarihli Kötülük Çiçekleri, güzellik ile çirkinliği, ideal ile günlük hayatın sıkıntılarını ve duyusal izlenimlerle ruh hâllerini bir araya getirir. Baudelaire’in Edgar Allan Poe’dan etkilenmesi ve Poe’nun eserlerini Fransızcaya çevirmesi de sembolist estetiğin oluşumunda etkili olmuştur. Baudelaire’in Uygunluklar şiiri, doğadaki görüntü ve kokuların daha derin anlamlara açılabileceği düşüncesini somutlaştırır.
Paul Verlaine, şiirde açıklıktan çok ezgiye, ritme ve duyguya önem vermiştir. Şairleri tanıttığı Lanetli Şairler adlı çalışması, sembolist çevrede görülen bireysel ve toplumla çatışan sanatçı imgesinin yaygınlaşmasına katkı sağlamıştır. Verlaine’e göre bu şairlerin farklı ve kapalı anlatımları, yalnızca bir kusur değil, sanatçı duyarlığının sonucu olarak da görülebilir.
Stéphane Mallarmé, sembolist şiirin kapalılık, sezdirme ve dilin müzikal olanakları bakımından en etkili adlarındandır. Kuğu şiirinde görünen anlatı, donmuş bir gölde sıkışıp kalan kuğu görüntüsü çevresinde kurulsa da şiirin etkisi yalnızca bu olayın anlatılmasından doğmaz; görüntü, ulaşılması güç bir kurtuluş ve ruhsal sıkışmışlık duygusunu çağrıştırır. Mallarmé’nin şiir anlayışında bir nesneyi doğrudan adlandırmak yerine onu okurun sezgisine bırakmak önemlidir.
Arthur Rimbaud ise alışılmamış imgeleri, duyular arası ilişkileri ve özgür çağrışımlarıyla akımın gelişimini etkiledi. Ünlüler şiirinde harfleri renklerle eşleştirmesi, sözcüklerin yalnızca anlam taşıyan araçlar değil, farklı duyulara seslenen işaretler olarak da kullanılabileceğini gösterir. Bu dört isim aynı tarzda yazmasa da sembolist şiirin öncü ve geliştirici temsilcileri olarak anılır.
Türk edebiyatında sembolizmin etkisi ve temsilcileri
Sembolizm Türk edebiyatına özellikle Fransız edebiyatıyla kurulan ilişkiler ve Servetifünun dönemindeki Batılılaşma arayışları üzerinden yansıdı. Servetifünun sanatçıları, şiirde biçim güzelliğine, ses uyumuna, bireysel duygulara ve hayal dünyasına önem verdiler. Bu dönemde şiir, toplumsal gerçekliği doğrudan anlatan bir araç olmaktan çok sanatçının iç yaşantısını ve estetik duyarlığını yansıtan bir alan olarak görüldü. Ancak Türk edebiyatındaki şairler sembolizmi olduğu gibi kopyalamadı; onu kendi dil, kültür ve şiir gelenekleriyle birleştirdi.
Cenap Şahabettin, özellikle musikiye, renkli imgelere ve duyusal çağrışımlara dayanan şiir diliyle sembolist etkilerin görüldüğü Servetifünun şairlerinden biridir. Şiirlerinde doğa manzaraları yalnızca dış dünyanın betimi olarak kalmaz; şairin ruh hâlini yansıtan bir atmosfer kurar. Tevfik Fikret ise Servetifünun içinde yer almakla birlikte tek bir akıma indirgenemeyecek farklı yönler taşır; onun şiirinde biçim ve ses arayışının yanında toplumsal ve düşünsel meseleler de bulunur.
Ahmet Haşim, Türk edebiyatında sembolizmin en belirgin temsilcilerinden biri olarak kabul edilir. Şiiri açıklanacak bir düşünceden çok sezilecek bir duygu ve musiki olarak görür. Akşam, gece, göl, ay, yalnızlık ve belirsizlik gibi imgeler onun şiir dünyasında sıkça görülür. Ahmet Haşim’in şiirlerinde dış manzara, doğrudan betimlenen bir görüntü olmaktan çıkarak şairin iç dünyasını yansıtan bir hâle gelir. Böylece sembolizmin sezdirme, kapalılık, musiki ve bireysel duyarlık ilkeleri Türk şiirinde kendine özgü bir biçimde karşılık bulur.
Sembolizmin edebiyat tarihindeki yeri
Sembolizm, 19. yüzyılın sonlarında ortaya çıkmış olsa da etkisi sonraki şiir anlayışlarına ve modernist edebiyata uzanmıştır. Akım, şiirin yalnızca açık düşünceler ve gözlemlenebilir olaylar üzerine kurulması gerekmediğini göstererek şairin bilinç, düş, sezgi ve ses dünyasına daha geniş bir alan açtı. Fransız şiirinden başka edebiyatlara da yayıldı; özellikle 20. yüzyılın başındaki modernist şairler üzerinde etkileri görüldü.
Sembolizmi ayırt etmek için temel ölçüt, şiirin anlamı doğrudan bildirmek yerine imge ve çağrışımlarla kurmasıdır. Gerçekçi bir şiir yağmuru hava olayının ayrıntılarıyla anlatabilir; sembolist şiirde yağmur, bir ruh hâlinin, anının veya belirsiz bir özlemin duyusal karşılığı olabilir. Bu yaklaşım, şiiri açıklama ve öğretme zorunluluğundan kurtararak okurun sezgisine ve metnin ses örgüsüne önem veren modern bir şiir anlayışının gelişmesine katkı sağlamıştır.
Bir odada kullanılan loş ışık, çalan müziğin tonu veya yağmurlu bir hava kişide farklı duygular uyandırabilir. Sembolist şiir, bu tür dış unsurları yalnızca betimlemek yerine onların kişide oluşturduğu duygu ve çağrışımı anlatımın merkezine alır.
Sembolizm sorularında ayırt edici nokta, gerçekliği doğrudan ve nesnel biçimde anlatmak yerine sezdirme, kapalılık, musiki, imge ve bireysel ruh hâllerine yönelmesidir. Baudelaire, Verlaine, Mallarmé ve Rimbaud dünya edebiyatındaki; Cenap Şahabettin ve Ahmet Haşim Türk edebiyatındaki başlıca isimler arasında anılır.
Sık sorulan sorular
Sembolizm hangi edebî akıma tepki olarak doğmuştur?
Başta realizm ve natüralizmin dış gerçekliği gözleme ve nesnel biçimde anlatma anlayışına tepki olarak gelişmiştir.
Sembolizmde anlam neden kapalıdır?
Sembolist şair duygu ve düşünceyi doğrudan açıklamak yerine imgeler, sesler ve çağrışımlarla sezdirir. Bu nedenle şiir tek bir kesin anlama kapanmaz.
Sembolizmde musiki ne anlama gelir?
Musiki, şiirde sözcüklerin ses, ritim, tekrar ve iç ahenk değerlerinin duygu oluşturmada kullanılmasıdır. Şiirin etkisi yalnızca sözlük anlamına dayanmaz.
Türk edebiyatında sembolizmin en belirgin temsilcisi kimdir?
Ahmet Haşim, sembolist şiir anlayışının Türk edebiyatındaki en belirgin temsilcilerinden biridir. Cenap Şahabettin’de de sembolist etkiler görülür.
- •Wikipedia (EN) — Symbolism (movement) — Symbolism (movement) / girisen.wikipedia.org