Ana sayfabiyografilerBilim İnsanlarıWerner Heisenberg Kimdir?
👤

Werner Heisenberg

5 Aralık 1901, Würzburg, Almanya — 1 Şubat 1976 · Alman teorik fizikçi
Kuantum FiziğiKuantum MekaniğiBelirsizlik İlkesiMatris MekaniğiNobel Fizik Ödülü

Werner Heisenberg, kuantum mekaniğinin kurucuları arasında yer alan Alman teorik fizikçidir. Eğitiminden Göttingen, Kopenhag ve Leipzig dönemlerine uzanan kariyeri boyunca matris mekaniğini geliştirdi ve belirsizlik ilkesini ortaya koydu. 1932 Nobel Fizik Ödülü, kuantum fiziğinin kuruluşundaki rolünü tescilledi.

Hızlı bilgiler
Tam adı
Werner Karl Heisenberg
Doğum
5 Aralık 1901, Würzburg, Almanya
Doktora
1923, Ludwig-Maximilians-Universität München
Önemli katkı
Matris mekaniği ve belirsizlik ilkesi
Nobel Ödülü
1932 Nobel Fizik Ödülü
Ölüm
1 Şubat 1976
Yaşam çizelgesi
1901
Doğumu
Werner Karl Heisenberg, 5 Aralık’ta Almanya’nın Würzburg kentinde doğdu.
1920-1923
Üniversite eğitimi
Münih ve Göttingen’de fizik ve matematik eğitimi aldı.
1923
Doktorasını tamamlaması
Ludwig-Maximilians-Universität München’de Arnold Sommerfeld’in danışmanlığında doktorasını aldı.
1925
Umdeutung makalesi
Kuantum mekaniğinin matris biçiminin gelişmesini sağlayan temel çalışmasını yayımladı.
1927
Belirsizlik ilkesi
Kopenhag’da kuantum mekaniğinin matematiksel temelleri üzerinde çalışırken ilkeyi geliştirdi.
1932
Nobel Fizik Ödülü
Kuantum mekaniğinin yaratılması nedeniyle 1932 Nobel Fizik Ödülü’ne layık görüldü.
1958
Enstitünün Münih’e taşınması
Yöneticiliğini yaptığı Max Planck Fizik Enstitüsü Münih’e taşındı.
1960-1970
Max Planck yöneticiliği
Max Planck Fizik ve Astrofizik Enstitüsü’nün yöneticiliğini yaptı.

Werner Karl Heisenberg, atom ve parçacıkların davranışını açıklayan modern kuantum mekaniğinin öncü isimlerinden biridir. Çalışmaları, klasik fiziğin atom ölçeğinde yetersiz kaldığı bir dönemde yeni bir fizik anlayışının kurulmasına yardım etti.

Heisenberg’in yaşamı ve eğitimi

Werner Karl Heisenberg, 5 Aralık 1901’de Almanya’nın Würzburg kentinde doğdu. Babası klasik diller alanında öğretmendi ve daha sonra üniversitede Orta Çağ ve modern Yunanca profesörü oldu. Heisenberg Lutheran Hristiyan bir çevrede yetişti. Gençlik yıllarında doğa, felsefe ve atomun yapısı üzerine düşünmeye ilgi duydu; Platon’un Timaios adlı eserini okudu ve arkadaşlarıyla öğretmenleriyle atomu anlamanın yollarını tartıştı. Bu ilgi, onun fiziği yalnızca deney sonuçlarını açıklayan bir alan olarak değil, doğanın temel düzenini anlamaya yönelik bir düşünme biçimi olarak görmesinde etkili oldu.

1920-1923 arasında Münih’teki Ludwig-Maximilians-Universität’te Arnold Sommerfeld ve Wilhelm Wien’in yanında fizik ve matematik, Göttingen Üniversitesi’nde ise Max Born ve James Franck’ın yanında fizik eğitimi aldı; matematik alanında David Hilbert’in derslerinden yararlandı. 1923’te Sommerfeld’in danışmanlığında doktorasını tamamladı. Doktora çalışması, düzgün akışın kararlılığı ve türbülanslı akışın özellikleri üzerineydi. Böylece erken döneminde, küçük değişimlerin bir sistemin davranışını nasıl etkilediğini inceleyen matematiksel fizik problemleriyle uğraştı.

Heisenberg’in eğitimindeki önemli dönüm noktalarından biri, 1922’de Sommerfeld ile Göttingen’de düzenlenen Bohr Festivali’ne katılmasıydı. Niels Bohr’un atom fiziği derslerini dinlemesi, Heisenberg’in bilimsel yönelimini güçlü biçimde etkiledi. 1924’te Göttingen’de, anormal Zeeman etkisi üzerine habilitasyonunu tamamladı. Bu eğitim süreci, onu hem matematiksel problemlere hem de atom fiziğinin yeni sorularına hazırladı; Münih’teki teorik eğitim ile Göttingen’deki araştırma ortamı, daha sonra kuantum mekaniğine yönelmesinin temelini oluşturdu.

Bilimsel kariyeri ve önemli çalışma dönemleri

Heisenberg’in bilimsel kariyeri, farklı araştırma merkezleri arasındaki yoğun etkileşimlerle ilerledi. 1924-1927 arasında Göttingen’de bağımsız ders verme ve sınav yapma yetkisine sahip Privatdozent olarak çalıştı. 17 Eylül 1924 ile 1 Mayıs 1925 arasında Rockefeller Vakfı bursuyla Kopenhag’a giderek Niels Bohr’un yönettiği Teorik Fizik Enstitüsü’nde araştırma yaptı. Bu dönem, atom fiziğinin temel sorunlarını tartıştığı ve yeni bir kuantum kuramının nasıl kurulabileceğini araştırdığı bir hazırlık evresiydi.

1925’te yayımlanan Umdeutung makalesinde, eski kuantum kuramındaki doğrudan gözlenemeyen atom yörüngeleri yerine ölçülebilir geçişlerle ilişkilendirilen niceliklere odaklandı. Heisenberg, bu çalışmayı Göttingen’e döndükten sonra Max Born ve Pascual Jordan ile birlikte geliştirdi; yaklaşık altı aylık ortak çalışma sonucunda kuantum mekaniğinin matris biçimi belirginleşti. Matris mekaniğinin temel fikri burada yalnızca tanıtılabilir: Fiziksel nicelikler, geçişlerle ilgili değerleri taşıyan ve çarpım sırası önem taşıyabilen matematiksel nesnelerle ifade edilir. Bu yaklaşımın ayrıntılı matematiksel yapısı başka bir konunun kapsamındadır.

1 Mayıs 1926’da Kopenhag’da Bohr’un asistanı ve üniversite okutmanı olarak göreve başladı. 1927’de burada belirsizlik ilkesini geliştirdi. Aynı yıl Leipzig Üniversitesi’nde teorik fizik profesörü ve fizik bölümü başkanı oldu; 1 Şubat 1928’de açılış dersini verdi. Leipzig dönemi, Heisenberg’in yalnızca araştırma yapan bir fizikçi değil, yeni kuantum fiziği için güçlü bir araştırma çevresi oluşturan bir akademisyen olarak öne çıktığı dönemdi. Edward Teller ve Robert Oppenheimer gibi fizikçiler derslerini izledi; daha sonra onun öğrencileri ve çalışma arkadaşları arasından çok sayıda tanınmış bilim insanı çıktı.

Leipzig’de ferromanyetizmanın bir yönünü Pauli dışarlama ilkesini kullanarak açıklamaya çalıştı. 1929’da Hans Kramers ile atomlardan saçılan ışınım üzerine çalıştı; aynı yıl kuantum mekaniği üzerine Çin, Japonya, Hindistan ve Amerika Birleşik Devletleri’ni kapsayan bir konferans gezisine çıktı. 1929’un başlarında Wolfgang Pauli ile göreli kuantum alan kuramının temellerine katkı sağlayan çalışmalar sundu. 1930’ların ortasında ise Paul Dirac’ın kuramı üzerine çalışarak pozitron kuramını yeniden yorumlayan makaleler yayımladı. Bu örnekler, kariyerinin yalnızca belirsizlik ilkesiyle sınırlı olmadığını; atom çekirdeği, ferromanyetizma, kozmik ışınlar ve atom altı parçacıklar gibi farklı alanlara uzandığını gösterir.

II. Dünya Savaşı yıllarında Heisenberg, Almanya’nın nükleer araştırma projesi Uranverein içinde yer aldı; savaş dönemindeki çalışmaları ve bu rolün tarihsel yorumu tartışmalıdır. Bu nükleer programdaki ayrıntılı tarihsel tartışma başka bir makalenin konusudur.

Kuantum fiziğine temel katkıları

Heisenberg’in en önemli katkısı, 1925’te yayımlanan çalışmasıyla kuantum mekaniğini gözlenebilir fiziksel nicelikler üzerinden yeniden kurmaya yönelmesidir. Max Born ve Pascual Jordan’ın katkılarıyla geliştirilen matris mekaniğinde atomdaki bir elektronun klasik anlamda belirli bir yörüngede nasıl dolaştığını anlatmak yerine, enerji düzeyleri arasındaki geçişlerle ilgili ölçülebilir değerler kullanılır. Matris çarpımında sıranın önem taşıyabilmesi, klasik fizik alışkanlıklarından farklı bir matematiksel davranış ortaya koyar; bu özellik kuantum sistemlerinde bazı fiziksel niceliklerin aynı anda klasik kesinlikle ele alınamamasının temel nedenlerinden biridir.

Bu yaklaşım, kuantum fiziğinin gelişiminde önemli bir dönüm noktası oldu. Heisenberg’in çalışmaları Bohr’un atom kuramıyla başlayan arayışları daha sistemli bir kuantum mekaniğine taşırken, Born ve Jordan’ın matematiksel düzenlemeleri kuramın kullanılabilirliğini artırdı. Heisenberg ayrıca atom çekirdeği, ferromanyetizma, kozmik ışınlar ve atom altı parçacıklarla ilgili çalışmalarıyla kuantum düşüncesinin farklı fizik problemlerine uygulanmasına katkı verdi.

Belirsizlik ilkesi ne anlatır?

Belirsizlik ilkesi, bir kuantum parçacığının konumu ile momentumunun aynı anda sınırsız kesinlikle bilinemeyeceğini söyler. Buradaki belirsizlik yalnızca ölçüm araçlarının kusurundan kaynaklanan geçici bir sorun değildir; kuantum sistemlerinin doğasında bulunan bir sınırlamadır. Bir parçacığın konumunu çok daha kesin belirlemeye çalıştığımızda, momentumuna ilişkin belirsizlik artar. Tersine, momentum daha kesin tanımlandığında konum bilgisi daha geniş bir aralığa yayılır.

Bu ilke, atom ölçeğinde klasik fiziğin “parçacığın konumu ve hızı her an kesin olarak bellidir” anlayışının geçerli olmadığını gösterir. Örneğin bir elektronu atom içinde küçük bir bölgeye sıkıştırılmış biçimde tanımlamak, onun momentumunu daha belirsiz hâle getirir; elektron bu nedenle klasik bir gezegen gibi tek bir yörüngede düşünülmez. Heisenberg ilkeyi 1927’de Kopenhag’da, kuantum mekaniğinin matematiksel temelleri üzerine çalışırken geliştirdi. İlkenin matematiksel türetimi ve hesaplamaları ayrı bir inceleme konusudur.

Nobel Ödülü ve bilimsel mirası

Heisenberg, 1932 Nobel Fizik Ödülü’ne kuantum mekaniğinin yaratılması nedeniyle layık görüldü; ödülün duyurusu 1933’te yapıldı. Nobel gerekçesinde kuantum mekaniğinin kurulmasına ve bunun hidrojenin allotropik biçimlerinin keşfi gibi sonuçlara yol açmasına dikkat çekildi. Bu ödül, Heisenberg’in tek bir deneysel buluşla değil, atom dünyasını açıklamak için yeni ve kapsamlı bir kuramsal çerçeve oluşturması nedeniyle öne çıktığını gösterir.

Savaş sonrasında Heisenberg, Kaiser Wilhelm Fizik Enstitüsü’nün yöneticisi oldu; enstitü daha sonra Max Planck Fizik Enstitüsü adını aldı. Enstitü 1958’de Münih’e taşınana kadar bu görevini sürdürdü. 1960-1970 arasında Max Planck Fizik ve Astrofizik Enstitüsü’nün yöneticiliğini yaptı. Ayrıca Alman Araştırma Konseyi başkanlığı, Atom Fiziği Komisyonu başkanlığı, Nükleer Fizik Çalışma Grubu başkanlığı ve Alexander von Humboldt Vakfı başkanlığı gibi görevler üstlendi. Böylece mirası yalnızca belirsizlik ilkesi ve matris mekaniğiyle değil, savaş sonrası bilim kurumlarının örgütlenmesine yaptığı katkıyla da sürdü.

II. Dünya Savaşı dönemi ve bilimsel tartışmalar

II. Dünya Savaşı’nın başladığı 1939’da Almanya’nın nükleer araştırma projesi Uranverein kuruldu ve Heisenberg kısa süre sonra bu projeye dahil oldu. 1942’de Alman yetkililere nükleer fisyondan enerji elde edilmesi ve araştırmanın kaynak ihtiyacı üzerine bir sunum yaptı; aynı yıl projenin nükleer silaha dönüştürülme ihtimali hakkında bir görüşmede bulundu. Bu dönemin tarihsel anlamı ve Heisenberg’in nükleer programdaki rolüne ilişkin tartışmalar, burada ayrıntılandırılmadan başka bir makaleye bırakılır.

Günlük hayatta

Kuantum fiziğinin etkileri günlük yaşamda lazerli barkod okuyucularında, telefon ve bilgisayarların elektronik bileşenlerinde ve tıbbi görüntüleme teknolojilerinde görülür. Heisenberg’in belirsizlik ilkesi ise atom ve elektron ölçeğinde ölçümlerin neden klasik cisimlerdeki kadar kesin düşünülemeyeceğini anlamaya yardımcı olur.

Sınavda

Belirsizlik ilkesi, ölçüm araçlarının yetersizliğiyle açıklanan sıradan bir hata payı değildir; konum ve momentumun aynı anda sınırsız kesinlikle belirlenememesini ifade eden temel bir kuantum özelliğidir. Ayrıca Nobel Ödülü’nün 1932 yılına ait olup 1933’te duyurulduğu ayrımı önemlidir.

Sık sorulan sorular

Werner Heisenberg ne zaman doğdu?

Werner Karl Heisenberg 5 Aralık 1901’de Almanya’nın Würzburg kentinde doğdu.

Heisenberg hangi üniversitelerde eğitim aldı?

Münih’teki Ludwig-Maximilians-Universität’te ve Göttingen Üniversitesi’nde fizik ve matematik eğitimi aldı; doktorasını 1923’te Münih’te tamamladı.

Heisenberg’in en önemli bilimsel katkısı nedir?

Kuantum mekaniğinin matris biçiminin geliştirilmesine öncülük etmesi ve 1927’de belirsizlik ilkesini ortaya koymasıdır.

Heisenberg Nobel Ödülü aldı mı?

Evet. 1932 Nobel Fizik Ödülü’nü kuantum mekaniğinin yaratılması nedeniyle aldı; ödül 1933’te duyuruldu.

Belirsizlik ilkesi ne demektir?

Bir kuantum parçacığının konumu ile momentumunun aynı anda sınırsız kesinlikle bilinemeyeceği anlamına gelir.

Heisenberg II. Dünya Savaşı sırasında ne yaptı?

Almanya’nın Uranverein adlı nükleer araştırma projesinde yer aldı ve 1942’de nükleer fisyondan enerji elde edilmesi üzerine yetkililere sunum yaptı.

Kaynaklar
SıradakiRichard Feynman