Alexander Graham Bell
Alexander Graham Bell, telefonun ilk pratik biçimini patentleyen İskoçya doğumlu mucit, bilim insanı ve eğitimcidir. İşitme ve konuşma eğitimiyle ilgilenmiş, sesin elektrik yoluyla iletilmesi üzerine çalışmış ve telefonun yaygınlaşmasında etkili olmuştur. Hidrofoil, havacılık ve bilimsel kurumlara verdiği destek de mirasının önemli parçalarıdır.
“Mr. Watson—Come here—I want to see you”
Alexander Graham Bell, 3 Mart 1847’de Edinburgh’da doğan; mucit, bilim insanı, mühendis ve eğitimci olarak tanınan bir isimdir. En çok, insan sesinin elektrik yoluyla iletilmesini sağlayan telefonun geliştirilmesi ve 7 Mart 1876’da aldığı patentle bilinir.
Bell’in kimliği, ailesi ve yaşamındaki temel dönüm noktaları
Bell, İskoçya’nın Edinburgh kentinde Alexander Melville Bell ile Eliza Grace Bell’in oğlu olarak dünyaya geldi. Babası ses ve diksiyon alanında çalışan bir fonetikçiydi; dedesi ve amcası da hitabet ve konuşma öğretimiyle ilgileniyordu. Bu aile ortamı, Bell’in sesin oluşumu, konuşmanın öğretilmesi ve işitme sorunları üzerine erken yaşta düşünmesini sağladı. Annesi Eliza’nın işitme kaybı yaşaması da onun çalışmalarını kişisel olarak etkiledi. Bell, annesiyle iletişim kurabilmek için parmaklarla yapılan bir iletişim biçimi öğrendi ve sesini annesinin alnına yönelterek daha iyi duymasını sağlamaya çalıştı.
Bell’in Melville James ve Edward Charles adlarında iki erkek kardeşi vardı; ikisi de verem nedeniyle genç yaşta öldü. 1865’te ailesi Londra’ya taşındığında Bell burada öğretmen yardımcısı olarak çalışıyor ve sınırlı laboratuvar olanaklarıyla ses deneylerini sürdürüyordu. Kardeşi Edward’ın ölümü üzerine 1867’de ailesinin yanına döndü. Ailenin 1870’te Kanada’ya taşınmasıyla Bell’in yaşamında yeni bir dönem başladı. Daha sonra çalışmalarını Amerika Birleşik Devletleri’nde sürdürdü ve telefon deneylerini Boston’daki çalışma ortamında geliştirdi.
Bell’in çocukluk merakı yalnızca sesle sınırlı değildi. On iki yaşındayken bir un değirmeninde kullanılabilecek, döner parçalar ve çivi fırçalarından oluşan basit bir kabuk soyma makinesi yaptı. Bu düzenek uzun süre kullanıldı ve Bell’in küçük yaşta gözlemlediği bir soruna pratik bir araçla çözüm aradığını gösterdi. Piyano çalması, müzik ve taklit yeteneği de sesin özelliklerine olan ilgisini besledi.
Eğitimci kimliği ve işitme engellilerle çalışmaları
Bell’in mesleki kimliğinin önemli bir bölümü konuşma ve işitme eğitiminden oluşuyordu. Babasının geliştirdiği Visible Speech adlı sistem, konuşma seslerini sembollerle göstermeyi ve bu sembolleri kullanarak sözcüklerin doğru seslendirilmesini öğretmeyi amaçlıyordu. Bell bu sistemi öğrenerek farklı dillerdeki yazılı ses gösterimlerini okuyabiliyor ve daha önce telaffuzunu duymadığı metinleri seslendirebiliyordu. Böylece sesin yalnızca duyulan bir özellik değil, çözümlenip öğretilebilen bir yapı olduğunu savunan aile geleneğini sürdürdü.
Londra’da Susanna E. Hull’un işitme engelliler okulunda ders verdi ve ilk öğrencileri olan iki işitme engelli kızın eğitiminde görev aldı. Öğrencilerinin konuşma becerilerindeki ilerleme, Bell’in eğitimci yönünü güçlendirdi. İşitme engellilerle çalışması, onu ses üretimi, konuşmanın anlaşılır hâle getirilmesi ve işitme cihazları üzerine araştırmaya yöneltti. Bu deneyimler, daha sonra insan sesini uzak mesafeye taşıyabilecek araçlar geliştirme fikriyle birleşti.
Ses ve elektrik araştırmaları
Bell’in ses araştırmalarındaki temel amaç, konuşma seslerinin fiziksel titreşimlerini elektriksel değişimlere dönüştürmek ve bu değişimleri başka bir noktada yeniden sese çevirmekti. Ses, havada titreşim oluşturan bir olaydır; Bell bu titreşimlerin elektrik devresinde benzer biçimde değişen akımlarla temsil edilebileceğini düşündü. Bu yaklaşım, yalnızca tek bir tel üzerinden işaret gönderen telgrafın ötesine geçerek konuşma gibi sürekli değişen sesleri iletme arayışına dayanıyordu.
1874’te Brantford’da phonautograph adlı, ses titreşimlerini isli cam üzerine çizgiler olarak kaydeden bir araçla deney yaptı. Bu kayıtlar, ses dalgalarının biçimini gözlemlemesine yardım etti. Bell ayrıca farklı frekanslara tepki verecek metal parçalarla elektriksel iletimi denemeyi düşündü. Boston’daki laboratuvarında Thomas Watson ile akustik telgraf üzerinde çalışmaya başladı. 2 Haziran 1875’te Watson’ın bir parçayı yanlışlıkla çekmesi, Bell’in telin diğer ucunda sesin üst tonlarını duymasını sağladı. Bu olay, çok sayıda parçaya dayanan tasarım yerine tek bir titreşen parçanın konuşma iletimi için daha önemli olabileceğini gösterdi.
Telefonun geliştirilmesine katkısı ve 1876 patenti
Bell’in telefon çalışması, ses titreşimlerini elektrik devresindeki değişimlere dönüştürme fikrini çalışan bir aygıta uygulamasından oluşuyordu. Bir konuşmacı ses çıkardığında diyafram titreşiyor, bu titreşim elektrik devresindeki değişimi etkiliyor ve karşı taraftaki alıcıda benzer titreşimler oluşturuyordu. Böylece telgrafın kısa ve kodlanmış işaretleri yerine, insan konuşmasına benzeyen seslerin iletilmesi hedeflendi. Bell’in amacı birden fazla telgraf mesajını aynı hat üzerinden göndermekten konuşma sesini elektrikle aktarmaya doğru genişledi.
Bell, 1875’te akustik telgraf için patent başvurusu hazırladı. 14 Şubat 1876’da Elisha Gray telefon tasarımı için bir ön bildirim sunarken Bell’in avukatı da Bell’in başvurusunu patent ofisine verdi. Bell’in ABD telefon patenti 174,465 numarasıyla 7 Mart 1876’da yayımlandı. Patent, konuşma veya başka seslerin, ses titreşimlerine benzeyen elektriksel dalgalanmalar aracılığıyla telgrafla iletilmesini kapsıyordu.
Bell patentten sonra aygıtı çalışır hâle getirmeye devam etti. 10 Mart 1876’da sıvı verici kullandığı deneyde Thomas Watson başka bir odada Bell’in sesini açıkça duydu. Diyaframın titreşimi, su içindeki iğnenin hareketini ve dolayısıyla devrenin elektrik direncini değiştiriyordu. Bell daha sonra bu düzeni kamusal gösterilerde kullanmayıp elektromanyetik telefonun geliştirilmesine yöneldi. Aynı yıl Brantford ile Paris, Ontario arasındaki denemeler, telefonun yalnızca kısa mesafede değil, daha uzun hatlarda da çalışabileceğini gösterdi.
Telefon patentinin önceliği ve Bell’in Elisha Gray ile ilişkisi uzun süre tartışıldı; bu makale söz konusu hukuki davaların ayrıntılı tarihine girmez.
Bell’in telefon şirketi ve icadın yaygınlaşması
Telefonun kullanışlı bir iletişim aracına dönüşmesi, yalnızca çalışan bir aygıt yapılmasına değil, bu aygıtın hatlar, şirketler ve kullanıcılarla birlikte işletilmesine bağlıydı. Bell, Gardiner Hubbard ve Thomas Sanders ile birlikte patentin ticari değerini değerlendirdi ve 1877’de Bell Telephone Company kuruldu. Şirketin mühendisleri, telefonun uzak mesafelerde daha anlaşılır çalışması için çeşitli geliştirmeler yaptı. 1879’da Western Union’dan Edison’un karbon mikrofon patentlerinin alınması, alıcı tarafta duyulabilen sesi güçlendirdi ve konuşurken bağırma gereksinimini azalttı.
Bell, telefonun bilim çevrelerine ve halka tanıtılması için gösteriler ve konferanslar düzenledi. 1876 Philadelphia Centennial Exposition’daki prototip gösterisi, icadın uluslararası ölçekte tanınmasına katkı sağladı. 1878’de Birleşik Krallık’ta Kraliçe Victoria’ya telefon gösterisi yaptı. 1886’ya gelindiğinde Amerika Birleşik Devletleri’nde 150.000’den fazla kişi telefon kullanıyordu. Bell ayrıca 1885’te American Telephone and Telegraph Company’nin kurucuları arasında yer aldı; böylece telefon, tek bir deney olmaktan çıkıp genişleyen bir iletişim ağına dönüştü.
Telefon dışındaki çalışmaları ve bilimsel mirası
Bell’in ilgisi telefonla sınırlı kalmadı. Optik telekomünikasyon, hidrofoil araçlar ve havacılık alanlarında çalışmalar yaptı; ayrıca kalıtım bilimine güçlü bir ilgi duydu. Bu alanlardaki uğraşları, ses ve elektrik araştırmalarında olduğu gibi farklı bilim dalları arasında bağlantı kurmaya çalıştığını gösterir. Hidrofoil tasarımlarının teknik gelişimi ise ayrı bir inceleme konusudur.
Bell, bilimsel kurumların gelişmesini de destekledi. 1898-1903 yılları arasında National Geographic Society’nin ikinci başkanı olarak görev yaptı ve derginin gelişimi üzerinde etkili oldu. National Geographic için kendi adının harflerinden oluşturduğu H. A. Largelamb takma adıyla yazılar yazdı. Telefon dışındaki araştırmaları ve bilim kuruluşlarına desteği, Bell’in yalnızca bir telefon mucidi değil, bilimsel merakı geniş bir araştırmacı olarak değerlendirilmesini sağlar.
Bell 2 Ağustos 1922’de öldü. Yaşamının son yıllarına ilişkin ayrıntılar ve ölümünün kapsamlı tarihçesi bu makalenin konusu değildir.
Bell’in çalışmaları, bugün telefon görüşmelerinde sesin elektriksel ya da dijital sinyallere dönüştürülerek uzak bir noktaya aktarılması fikrinin tarihsel temelini gösterir. Ev ve iş yerlerindeki telefon ağları, bu fikrin bir iletişim hizmetine dönüşmüş biçimidir.
Bell’in 1876’daki ABD telefon patenti ile 1877’de kurulan Bell Telephone Company birbirinden ayrılmalıdır: ilki buluşun patentlenmesi, ikincisi ise telefon hizmetinin ticari olarak yaygınlaşmasıyla ilgilidir.
Sık sorulan sorular
Alexander Graham Bell ne zaman ve nerede doğdu?
3 Mart 1847’de Edinburgh, İskoçya’da doğdu.
Alexander Graham Bell’in ailesi çalışmalarını nasıl etkiledi?
Babası, dedesi ve amcası konuşma ve hitabet eğitimiyle ilgileniyordu. Annesinin işitme kaybı da Bell’in ses, konuşma ve işitme üzerine çalışmalarını etkiledi.
Bell telefonu ne zaman patentledi?
ABD telefon patenti 174,465 numarasıyla 7 Mart 1876’da verildi.
Bell’in eğitimci yönü neydi?
Londra’da işitme engelli öğrencilerle çalıştı ve konuşma eğitimi verdi. Babasının Visible Speech sisteminin öğretiminde de görev aldı.
Bell telefon dışında hangi alanlarla ilgilendi?
Optik telekomünikasyon, hidrofoil, havacılık ve kalıtım bilimiyle ilgilendi; ayrıca National Geographic Society’ye destek verdi.