Charles Darwin
Charles Darwin, canlıların çeşitliliğini açıklayan doğal seçilim fikrinin geliştirilmesinde öncü olan İngiliz doğa bilimcisidir. Çocukluk merakı, eğitim hayatı ve HMS Beagle seferindeki gözlemleri bilimsel düşüncesinin temelini oluşturdu. Alfred Russel Wallace ile ortak bildirisi ve başlıca eserleri, evrimsel biyolojinin gelişiminde belirleyici oldu.
Charles Robert Darwin, 1809-1882 yılları arasında yaşamış İngiliz doğa bilimci, jeolog ve biyologdur. Canlı türlerinin ortak atalardan değişerek geldiğini ve bu değişimde doğal seçilimin önemli bir rol oynadığını savundu. Evrim, canlı topluluklarının nesiller boyunca değişmesini; doğal seçilim ise bu değişimi açıklamak için Darwin’in öne sürdüğü bilimsel süreci ifade eder.
Çocukluğu, ailesi ve eğitim hayatı
Charles Darwin 12 Şubat 1809’da İngiltere’nin Shrewsbury kentinde, Robert Darwin ile Susannah Darwin’in çocuğu olarak doğdu. Altı kardeşin beşincisiydi. Babası doktor ve finansçıydı; büyükbabaları Erasmus Darwin ile Josiah Wedgwood da dönemin tanınmış isimleri arasındaydı. Ailesindeki doğa, bilim ve toplumsal reform ilgisi Darwin’in erken çevresini etkiledi. Darwin daha sekiz yaşındayken doğa tarihiyle ilgileniyor, özellikle canlıları ve çeşitli nesneleri toplamaktan hoşlanıyordu. Annesinin 1817’deki ölümünden sonra eğitimine devam etti ve 1818’de Shrewsbury School’a yatılı olarak gönderildi.
1825’te babasına Shropshire’da yoksul hastaların tedavisinde yardımcı oldu, ardından ağabeyi Erasmus ile Edinburgh Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne başladı. Ancak dersleri sıkıcı buluyor, ameliyatlardan rahatsız oluyor ve tıp eğitimini ihmal ediyordu. Bunun yerine deniz omurgasızlarını inceleyen Robert Edmond Grant’ın çalışmalarına katıldı; Plinian Society adlı doğa tarihi topluluğunda tartışmalara girdi ve taksidermi öğrendi. Bu deneyimler, canlıları gözlemleme ve sınıflandırma becerisini geliştirdi.
Babası, tıp yerine doğa tarihiyle ilgilenen Darwin’i 1828’de Cambridge’deki Christ’s College’a gönderdi. Burada din adamı olma yolunda eğitim alması bekleniyordu. Darwin ders dışı zamanının bir bölümünü böcek, özellikle de kınkanatlı toplamakla geçirdi; botanik profesörü John Stevens Henslow ile yakınlık kurdu. William Paley’nin doğa düzeni hakkındaki eserleriyle ve John Herschel’in gözleme dayalı bilim anlayışıyla ilgilendi. 1831’deki sınavında 178 aday arasında onuncu oldu. Cambridge’de aldığı jeoloji eğitimi ve Adam Sedgwick ile yaptığı arazi çalışması, onu doğa bilimlerine daha sistemli biçimde yöneltti.
HMS Beagle seferi ve gözlemleri
Darwin’in yaşamındaki en büyük dönüm noktalarından biri, HMS Beagle adlı gemiyle yaptığı beş yıllık seferdir. Yolculuk 1831’de başladı ve 1836’da sona erdi. Darwin bu seferde doğa bilimci olarak gözlem yaptı; canlıları, fosilleri ve kayaçları topladı, farklı bölgelerin doğal özelliklerini karşılaştırdı. Bu çalışma biçimi, tek bir yerdeki canlıları incelemekten daha geniş bir bakış sağladı: Türlerin coğrafi dağılımı ile fosillerin dağılımı birlikte değerlendirilebiliyordu.
Sefer sırasında yaptığı jeolojik gözlemler, yeryüzünün bugünkü biçiminin uzun zaman içinde gerçekleşen değişimlerle oluştuğu görüşünü destekledi. Bu yaklaşım, Charles Lyell’ın kademeli jeolojik değişim düşüncesiyle uyumluydu. Darwin’in gözlemleri yalnızca kayaçlarla sınırlı kalmadı; farklı bölgelerden yabanıl canlılar ve fosiller topladı. Aynı canlı grubunun farklı yerlerde birbirinden ayrılan özellikler göstermesi ve fosillerin geçmiş yaşam hakkında bilgi vermesi, türlerin değişmez olduğu fikrini sorgulamasına yol açtı.
Darwin’in gezi notları ve yolculuk hakkındaki yayını onu tanınan bir yazar hâline getirdi. Daha önemlisi, Beagle seferi onun sonraki araştırmaları için karşılaştırmalı bir malzeme birikimi oluşturdu. Canlı çeşitliliğini açıklarken çevre koşulları, üreme, coğrafi ayrılık ve kalıtsal farklılıklar arasındaki ilişkiyi düşünmeye başladı. Bu nedenle Beagle yolculuğu, Darwin’in yalnızca keşif yaptığı bir gezi değil, gözlemleri daha sonra bir bilimsel açıklamaya dönüştürdüğü araştırma dönemi oldu.
Darwin’in doğal seçilim fikrine ulaşma süreci
Darwin’in doğal seçilim fikri tek bir gözlemden değil, uzun süreli karşılaştırma ve araştırmalardan doğdu. Beagle seferinde topladığı canlı ve fosilleri incelerken türlerin coğrafi dağılımının ve geçmişte yaşamış canlıların özelliklerinin nasıl açıklanabileceği sorusuna odaklandı. 1838’de Thomas Malthus’un nüfus üzerine yazdıklarını okudu. Malthus’un temel düşüncesi, nüfusun kaynaklardan daha hızlı artabileceği ve bu durumda yaşam için rekabetin ortaya çıkacağıydı. Darwin bu düşünceyi, hayvan ve bitkilerin yaşam alışkanlıklarına ilişkin uzun gözlemleriyle birleştirdi.
Darwin’in vardığı akıl yürütme şuydu: Canlılar, aynı tür içinde tamamen birbirinin kopyası değildir; bazı farklılıklar bulunur. Her bireyin yaşaması için yeterli kaynak olmadığında bu farklılıklar önem kazanır. Yaşam koşullarında avantaj sağlayan özelliklere sahip bireylerin hayatta kalma ve bu özellikleri yavrularına aktarma olasılığı daha yüksek olabilir. Dezavantaj sağlayan özellikler ise zamanla daha az görülebilir. Böylece nesiller boyunca biriken farklılıklar, türlerin değişmesine ve yeni türlerin ortaya çıkmasına katkı sağlayabilir.
Darwin bu süreci, insanların hayvan ve bitki yetiştirirken belirli özellikleri seçmesine benzetti; ancak insanın bilinçli seçimi yerine doğada çevre koşullarının etkili olduğunu düşündü. Örneğin yetiştiriciler daha çok istenen özelliği gösteren bireyleri seçerek farklı özellikte soylar oluşturabilir. Darwin’e göre doğada da kalıtsal farklılıklar, yaşam koşulları ve sınırlı kaynaklar birlikte işlediğinde benzer bir sonuç ortaya çıkabilirdi. Doğal seçilimin ayrıntılı işleyişi, evrimle ve adaptasyonla farkları ya da Darwin’in görüşlerine ilişkin kanıtlar ayrı konulardır.
Darwin, bu fikre ulaştıktan sonra hemen yayımlamadı. Çok sayıda gözlem, örnek ve karşılaştırma üzerinde çalıştı; jeoloji araştırmalarına da öncelik verdi. 1838’de teorisini oluşturmuş olsa da düşüncelerini destekleyecek kapsamlı bir çalışma hazırlamak için yıllar harcadı.
Başlıca eserleri ve yayımlanma süreci
Darwin’in ilk bilimsel monografı, 1842’de yayımlanan The Structure and Distribution of Coral Reefs adlı çalışmaydı. Cirripedia (kabuklu deniz canlıları) üzerine çalışmalarıyla birlikte bu eser, 1853’te Royal Medal ile ödüllendirildi. Ancak doğal seçilim fikrini geniş bir bilimsel ve kamusal tartışmaya taşıyan asıl eser, 1859’da yayımlanan On the Origin of Species’tir. Darwin bu kitapta ortak atadan türemeyi; gözlemler, çıkarımlar ve öngörülen itirazlara verilen yanıtlar üzerinden savundu. İnsanların kökenini açıkça ele almadı, fakat kitabın sonunda insanın kökeni ve geçmişi hakkında gelecekte ışık tutulacağını belirtti. Kitabın ilk baskısı beklenenden büyük ilgi gördü ve satışa sunulmadan önce tüm nüshaları tükenmek üzere ayrıldı.
Darwin daha sonra farklı alanlara yöneldi. Fertilisation of Orchids 1862’de yayımlandı ve orkidelerin böceklerle tozlaşmasını inceledi. The Descent of Man, and Selection in Relation to Sex 1871’de insan evrimi ve eşeysel seçilim konularını ele aldı. The Expression of the Emotions in Man and Animals 1872’de insanların ve hayvanların duygularının ifadelerini inceledi; fotoğraflara yer veren erken çalışmalardan biri oldu. Son kitabı The Formation of Vegetable Mould, through the Actions of Worms ise 1881’de yayımlandı. Böylece Darwin’in yayınları yalnızca türlerin kökeniyle sınırlı kalmadı; jeoloji, bitkilerin üremesi, insanın evrimi, davranış ve toprak oluşumu gibi konulara da yayıldı.
Alfred Russel Wallace ile ortak bildiri
Darwin doğal seçilim üzerine çalışırken düşüncelerini uzun süre yayımlamadı. 1856’dan itibaren kısa bir makale hazırlamaya başladı; sorulara yanıt buldukça çalışmasını genişleterek Natural Selection adlı büyük bir kitaba dönüştürmeyi planladı. Dünyanın farklı yerlerindeki doğa bilimcilerden bilgi ve örnekler topluyor, Alfred Russel Wallace ile de yazışıyordu.
Wallace, 1858’de doğal seçilim fikrini açıklayan bir makale gönderdi. Darwin, 18 Haziran 1858’de bu metni okuyunca kendi çalışmalarıyla güçlü benzerlikler bulunduğunu fark etti. Bunun üzerine Charles Lyell ve Joseph Hooker, Darwin ile Wallace’ın görüşlerinin Linnean Society’de birlikte sunulmasını kararlaştırdı. Ortak sunum 1 Temmuz 1858’de yapıldı. Bu olay, doğal seçilim düşüncesinin iki araştırmacının birbirinden bağımsız çalışmaları sonucunda aynı dönemde ortaya çıktığını gösterir.
Darwin, ardından büyük kitabının daha kısa bir özeti üzerinde yoğunlaştı. On üç aylık yoğun çalışmanın sonunda On the Origin of Species 1859’da yayımlandı. Wallace’ın çalışması, Darwin’in yıllardır sürdürdüğü araştırmayı kamuoyuna ve bilim çevrelerine sunma kararını hızlandırdı; Darwin’in öncelik tartışmasını Wallace’la ortak sunum yoluyla ele almasına zemin hazırladı.
Bilimsel mirası ve biyoloji tarihindeki yeri
Darwin’in en önemli mirası, canlıların çeşitliliğini ortak atadan türeme ve değişim fikriyle açıklayan kapsamlı bir bilimsel çerçeve kurmasıdır. Onun çalışmaları, türleri birbirinden tamamen bağımsız ve değişmez varlıklar olarak ele alan yaklaşımlar yerine, canlılar arasındaki akrabalıkları ve tarihsel değişimi merkeze aldı. Doğal seçilim de bu değişimi açıklayan temel mekanizmalardan biri olarak Darwin’in biyoloji tarihindeki yerini belirledi.
Darwin’in görüşleri yayımlandıktan sonra uluslararası ilgi gördü. Bilim insanları arasında evrimin gerçekleştiği düşüncesi giderek kabul görürken, doğal seçilimin temel mekanizma olduğu görüşünün geniş kabul kazanması daha uzun sürdü. 1930’lardan 1950’lere uzanan modern evrimsel sentez döneminde doğal seçilim, evrimin temel açıklamalarından biri olarak daha geniş bir uzlaşmanın parçası hâline geldi. Bu gelişme, Darwin’in çalışmalarının yalnızca kendi dönemindeki bir tartışmayı değil, yaşam bilimlerini birleştiren uzun süreli bir bilimsel araştırma alanını etkilediğini gösterir.
Darwin’in sonraki yılları sağlık sorunlarıyla geçti; buna rağmen araştırmalarını ve yazışmalarını sürdürdü. 1881’de solucanların toprak oluşumundaki etkisini konu alan son kitabını yayımladı ve 19 Nisan 1882’de öldü. Westminster Abbey’e gömülmesi, bilim tarihindeki etkisinin döneminde de ne kadar önemsendiğini gösteren simgesel bir olaydır.
Köpek ırkları, tarım bitkileri ve evcil hayvanlar gibi canlılarda insanların belirli özellikleri seçerek nesiller boyunca farklı soylar oluşturması, Darwin’in doğal seçilim düşüncesini kurarken yararlandığı yapay seçime somut bir örnektir.
Darwin’in doğal seçilim fikrini 1838’de Malthus’un nüfus düşüncesiyle kendi doğa gözlemlerini birleştirerek geliştirdiği; Wallace’ın 1858’de benzer bir fikir sunmasının ardından görüşlerin ortak bildiriyle yayımlandığı ayrıntıları ayırt edicidir.
Sık sorulan sorular
Charles Darwin neyle tanınır?
Canlıların ortak atalardan değişerek geldiğini ve doğal seçilimin bu değişimde önemli bir rol oynadığını savunmasıyla tanınır.
Darwin’in HMS Beagle seferi ne zaman gerçekleşti?
Darwin’in HMS Beagle seferi 1831’de başladı ve 1836’da sona erdi.
Darwin doğal seçilim fikrini ne zaman geliştirdi?
Darwin, Beagle seferinden sonraki araştırmaları sırasında, özellikle 1838’de Malthus’un nüfus üzerine düşüncelerini okuduktan sonra doğal seçilim teorisini geliştirdi.
Alfred Russel Wallace, Darwin’in çalışmalarını nasıl etkiledi?
Wallace’ın 1858’de doğal seçilim fikrini açıklayan bir makale göndermesi üzerine Darwin’in görüşleri Wallace’ın çalışmasıyla birlikte Linnean Society’de ortak olarak sunuldu.
Darwin’in en önemli eseri hangisidir?
Darwin’in en tanınmış eseri, doğal seçilim ve ortak atadan türeme görüşlerini savunduğu 1859 tarihli On the Origin of Species’tir.
- •Wikipedia (EN) — Charles Darwin — Charles Darwin / girisen.wikipedia.org