Ana sayfabiyografilerBilim İnsanlarıLouis Pasteur Kimdir?
👤

Louis Pasteur

27 Aralık 1822, Dole, Jura, Fransa — 28 Eylül 1895 · Kimyager, eczacı ve mikrobiyolog
Fransız Bilim İnsanıMikrobiyolojiPastörizasyonAşı AraştırmalarıFermantasyon

Louis Pasteur, fermantasyon, pastörizasyon ve aşı araştırmalarıyla modern mikrobiyolojinin gelişmesine öncülük eden Fransız bilim insanıdır. Çalışmaları, mikroorganizmaların hem üretim süreçlerinde hem de hastalıklarda rol oynadığını göstermeye yardımcı oldu. Pasteur’ün yaşamı kimya araştırmalarından halk sağlığına uzanan önemli dönüm noktalarıyla şekillendi.

Hızlı bilgiler
Doğum Tarihi
27 Aralık 1822
Doğum Yeri
Dole, Jura, Fransa
Uzmanlık Alanı
Kimya, eczacılık ve mikrobiyoloji
Önemli Çalışmaları
Fermantasyon, pastörizasyon ve aşı araştırmaları
Pasteur Enstitüsü
1887’de Paris’te kuruldu
Ölüm Tarihi
28 Eylül 1895
Yaşam çizelgesi
1822
Doğumu
Louis Pasteur, Dole kentinde doğdu.
1831
İlkokula başlaması
Pasteur ilkokul eğitimine başladı.
1843
École Normale Supérieure’e girişi
Giriş sınavını yüksek dereceyle kazanarak Paris’te öğrenim görmeye başladı.
1847
İki tez sunması
Kimya ve fizik alanlarında iki tez verdi.
1854
Lille’de araştırmalara başlaması
Lille Üniversitesinin fen fakültesinde dekan oldu ve fermantasyon çalışmalarına yöneldi.
1862
Alhumbert Ödülü
Kendiliğinden oluşum görüşüne karşı deneyleri nedeniyle ödül aldı.
1865
Pastörizasyon sürecinin patentlenmesi
Şarapların bozulmasıyla mücadele amacıyla geliştirdiği ısıtma sürecinin patentini aldı.
1881
Şarbon aşısı denemesi
Pouilly-le-Fort denemesinde aşılanan hayvanlar, aşılanmayanlara göre hayatta kaldı.
1887
Pasteur Enstitüsünün kurulması
Paris’te Pasteur Enstitüsünü kurdu ve yöneticiliğini üstlendi.
1895
Ölümü
Louis Pasteur 28 Eylül’de hayatını kaybetti.

Louis Pasteur (1822-1895), Fransız kimyager, eczacı ve mikrobiyologdur. Fermantasyonun mikroorganizmalarla ilişkisini araştırmış, kendiliğinden oluşum görüşüne karşı deneyler yapmış, pastörizasyon yöntemini geliştirmiş ve şarbon ile kuduz aşılarının geliştirilmesiyle tanınmıştır.

Louis Pasteur’ün Yaşamı ve Eğitim Geçmişi

Louis Pasteur, 27 Aralık 1822’de Fransa’nın Jura bölgesindeki Dole kentinde doğdu. Dericilik yapan, maddi durumu sınırlı bir ailenin çocuğuydu. Ailesi önce Marnoz’a, ardından Arbois’a taşındı. Pasteur 1831’de ilkokula başladı ve eğitim hayatının ilk dönemlerinde olağanüstü başarılı bir öğrenci olarak görülmüyordu. Balık tutmaya ve resim yapmaya ilgi duyuyor, ailesinin ve çevresindeki insanların portrelerini çiziyordu.

Ortaöğrenimini Collège d’Arbois’da sürdürdü. 1838’de Paris’teki bir yatılı okula gitmeyi denedi; ancak kısa süre sonra Arbois’a döndü. 1839’da Besançon’daki Collège Royal’e girerek felsefe eğitimi aldı ve 1840’ta Edebiyat Lisansı derecesini kazandı. Bunun yanında matematik ve fen dersleriyle ilgilenmeyi sürdürdü. İlk sınavlarından birinde başarısız olması, bilimsel eğitim yolundaki güçlüklerden biriydi; daha sonra Dijon’da fen ve matematik alanlarında dereceler aldı.

1843’te École Normale Supérieure sınavını yüksek bir dereceyle kazanarak Paris’te öğrenim görmeye başladı. Jean-Baptiste Dumas’ın derslerini izledi ve Jean-Baptiste Boussingault’un öğrencisi oldu. 1845’te bilim lisansı aldı; 1847’de biri kimya, diğeri fizik alanında iki tez sundu. Bu çalışmalar, onun kimya, fizik ve kristalografi arasında bağ kuran bir araştırmacı olarak yetişmesini sağladı. Özellikle tartrat kristalleri üzerine incelemeleri, moleküllerin uzaydaki asimetrik düzenlenişi ile ışığın yön değiştirmesi arasındaki ilişkiyi fark etmesine yardımcı oldu.

Pasteur 1846’da Collège de Tournon’da fizik öğretmenliği yaptı. 1848’de kısa süreli bir Dijon görevinin ardından Strasbourg Üniversitesinde kimya profesörü oldu ve 1849’da Marie Laurent ile evlendi. Böylece öğretmenlik, laboratuvar çalışması ve kimyasal araştırma deneyimini bir araya getiren bilimsel kariyerinin temeli oluştu.

Bilimsel Kariyerinin Önemli Dönüm Noktaları

Pasteur 1848’de Strasbourg Üniversitesinde kimya profesörü oldu. 1852’de aynı alanda kürsü başkanlığına getirildi. 1854’te Lille Üniversitesinin yeni fen fakültesinde dekan oldu ve burada fermantasyon üzerine araştırmalara yöneldi. Bu değişim, erken dönem kristalografi ve kimya çalışmalarından gıda ve içeceklerdeki biyolojik süreçlerin incelenmesine geçişini gösterir.

1857’de Paris’e taşınarak École Normale Supérieure’de bilimsel çalışmalar yöneticisi oldu. 1858-1867 arasında kurumda araştırma düzenini ve sınavları daha sıkı hâle getiren reformlar yaptı. 1863’te École nationale supérieure des Beaux-Arts’ta jeoloji, fizik ve kimya profesörlüğüne başladı; 1867’de Sorbonne’da organik kimya kürsüsüne geçti. Aynı yıl fizyolojik kimya laboratuvarının kurulmasını sağladı ve bu laboratuvarı 1888’e kadar yönetti.

1865’te şarap hastalıklarıyla mücadele amacıyla geliştirdiği ısıtma sürecinin patentini aldı. 1870’e kadar ipekböceklerini etkileyen hastalıklar üzerinde çalıştı. 1887’de Paris’te Pasteur Enstitüsünü kurdu ve yaşamının sonuna kadar bu kurumun yöneticiliğini yaptı. Böylece araştırma, eğitim ve hastalıklarla mücadeleyi aynı bilimsel çatı altında birleştiren bir kurum modeli oluşturdu.

Fermantasyon ve Mikroorganizmalar Üzerine Çalışmaları

Pasteur’ün fermantasyon araştırmaları, 1854’te Lille’de görev yaparken başladı. Bu çalışmalara yönelmesinde, pancardan alkol üretiminde yaşanan sorunlar ve şarabın ekşimesi gibi pratik problemler etkili oldu. Pasteur, fermantasyonun yalnızca şekerin kimyasal olarak parçalanmasından ibaret olmadığını; belirli mikroorganizmaların bu süreçte etkin rol oynadığını savundu.

Maya ile şekerden alkol oluşumu arasındaki ilişkiyi inceledi. Laktik fermantasyonda ise farklı bir mikroorganizmanın etkin olduğunu ve bu organizmanın laktik asit oluşumuyla bağlantılı olduğunu gösterdi; şarapta görülen ekşime ve bozulmaların ise başka mikroorganizmalardan kaynaklandığını ortaya koydu. Böylece aynı başlangıç maddesinin farklı mikroorganizmaların etkisiyle farklı sonuçlara dönüşebileceğini ortaya koydu. Mikroorganizmaların çoğalması içeceklerin bozulmasına da yol açabiliyordu; bira, şarap ve süt üzerinde yaptığı gözlemler bu bağlantıyı güçlendirdi.

Bu çalışmalar, canlıların çok küçük ölçekteki faaliyetlerinin üretim süreçlerini değiştirebildiğini gösterdi. Fermantasyonun kimyasal ve mikrobiyolojik açıklaması ise ayrı bir inceleme konusudur. Fermantasyon araştırmaları aynı zamanda Pasteur’ün hastalıkları mikroorganizmalarla ilişkilendiren mikrop kuramına katkı sağlayan düşünsel zemini oluşturdu.

Kendiliğinden Oluşum Görüşüne Karşı Deneysel Çalışmaları

  1. yüzyılda bazı araştırmacılar, canlı mikroorganizmaların cansız maddelerden kendiliğinden ortaya çıkabileceğini düşünüyordu. Pasteur, fermantasyon ve bozulma çalışmalarından elde ettiği bulguların bu görüşle uyuşmadığını fark etti. Ona göre bir sıvıda mikroorganizmaların gelişmesi, dışarıdan gelen canlı parçacıklarla ilişkiliydi; sıvının kendi içinde sebepsiz biçimde canlı oluşması gerekmiyordu.

Ayrıntılı deney düzeneklerinin açıklaması başka bir konunun kapsamına girer; Pasteur’ün temel karşılaştırması steril koşullarda tutulan kapalı ortamlarla dışarıya açık ortamlar arasındaki gelişme farkına dayanıyordu. Sterilize edilip kapalı tutulan kaplarda gelişme görülmezken, açık bırakılan kaplarda mikroorganizmalar gelişebiliyordu. Ayrıca havadaki toz miktarı ve mikroorganizma oluşumu arasındaki ilişkiyi inceleyerek canlıların dış ortamdan taşındığı sonucunu destekledi.

Bu sonuç, bilimsel bir iddianın yalnızca düşünceyle değil, kontrol edilen koşulların karşılaştırılmasıyla sınanabileceğini gösterdi. Fransız Bilimler Akademisi 1862’de bu çalışmaları nedeniyle Pasteur’e 2.500 franklık Alhumbert Ödülü verdi. Pasteur’ün çalışmaları, mikrop kuramının bilimsel kabul görmesine katkıda bulundu.

Pastörizasyonun Geliştirilmesi

Pastörizasyon, süt, şarap ve benzeri sıvıların içindeki zararlı ya da bozucu mikroorganizmaların büyük bölümünü azaltmak amacıyla kontrollü biçimde ısıtılmasıdır. Pasteur, içeceklerin bozulmasının mikroorganizmaların çoğalmasıyla ilişkili olduğunu gösterdikten sonra bu soruna ısı uygulamasıyla müdahale etmeye yöneldi. Kullandığı yöntemde sıvılar 60 ile 100 °C arasındaki sıcaklıklara ısıtılıyordu.

Isı, sıvıda önceden bulunan bakterilerin ve küflerin büyük bölümünü etkisiz hâle getirerek bozulmayı yavaşlatır. Böylece sıvının özellikleri tamamen farklılaştırılmadan, mikrobiyal bulaşmanın sonuçları azaltılabilir. Pasteur ve Claude Bernard 20 Nisan 1862’de kan ve idrar üzerinde testler yaptı; Pasteur şarapların hastalıklarıyla mücadele etmek amacıyla bu sürecin patentini 1865’te aldı. Yöntem kısa süre içinde bira ve süte de uygulandı.

Örneğin ekşime eğilimi gösteren şarap, uygun ısı işlemiyle bozulmaya yol açan mikroorganizmaların etkisi azaltılarak daha uzun süre korunabilir. Bu uygulama, laboratuvar araştırmasının gıda üretimi ve tüketici sağlığıyla doğrudan birleştiği önemli örneklerden biridir.

Şarbon ve Kuduz Aşısı Çalışmaları

Pasteur’ün aşı araştırmaları, mikroorganizmaların zayıflatılmış biçimlerinin hastalığa karşı korunma sağlayabileceği düşüncesi üzerine gelişti. İlk aşı araştırmalarından biri tavuk kolerası üzerineydi. Laboratuvar koşullarında beklemiş kültürlerle yapılan gözlemler, bakterilerin hastalık oluşturma gücünün değişebileceğine dair ipuçları verdi. Pasteur bu zayıflatma sürecini “attenuation” olarak adlandırdı; ancak tavuk kolerası aşısının bağışıklık oluşturması tutarlı değildi.

Şarbon çalışmalarında amaç, özellikle sığır ve koyunları etkileyen bu hastalığa karşı koruma sağlamaktı. Pasteur’ün laboratuvarı, şarbon bakterisinin uygun olmayan koşullarda spor oluşturmasını engelleyen bir yetiştirme yöntemi üzerinde çalıştı. 1881’de yapılan Pouilly-le-Fort denemesinde aşılanan koyun ve keçiler hayatta kalırken, aşılanmamış hayvanlar öldü ya da ölmek üzereydi. Bu sonuç, şarbona karşı aşının etkili olabileceğini geniş bir gözlem topluluğu önünde gösterdi. Çalışma ayrıca hastalığın kaynağının anlaşılması ve ölü hayvanların tarlalara gömülmemesi gibi uygulamalı önlemlerle de bağlantılıydı.

Pasteur, şarbon aşısıyla hastalık ortaya çıkmadan önce uygulanan koruyucu aşılamanın, kuduz çalışmasıyla da ısırık sonrasında belirtiler başlamadan uygulanan temas sonrası korunmanın gelişmesine katkı sağladı. Kuduz aşısının geliştirilme süreci ve bağışıklık mekanizması, ayrı bir makalenin konusudur.

Pasteur’ün Bilim Tarihindeki Mirası

Pasteur’ün mirası, kimya ile biyoloji ve tıp arasındaki ilişkiyi güçlendirmesinde görülür. Fermantasyon araştırmaları, mikroorganizmaların üretim süreçlerindeki rolünü açıklamaya yardım etti; pastörizasyon, bu bilginin gıda ve içeceklerin korunmasına uygulanmasını sağladı. Kendiliğinden oluşum görüşüne karşı çalışmaları ise mikroorganizmaların çevreden taşınabildiği ve uygun koşullarda çoğalabildiği fikrini destekledi.

Hastalıkların mikroorganizmalarla ilişkili olabileceğini gösteren araştırmaları, mikrop kuramının tıptaki etkisini artırdı. Mikropların girişini önleme düşüncesi, cerrahide antiseptik yöntemlerin gelişmesine giden yolu da destekledi. Bu nedenle Pasteur’ün çalışmaları yalnızca laboratuvar sonuçları olarak kalmadı; hijyen, hastalıkların önlenmesi ve halk sağlığı anlayışının gelişmesine katkı verdi. Hijyen ve sterilizasyonla ilişkisi, mikroorganizmaların yayılmasını azaltma ve bulaşmayı önleme amacı üzerinden kuruludur.

1887’de kurduğu Pasteur Enstitüsü, araştırma ve eğitim faaliyetlerini bir araya getiren kalıcı bir kurum oldu. Pasteur; modern bakteriyolojinin ve mikrobiyolojinin kurucuları arasında anılır. Bilim tarihindeki önemi, tek bir buluştan çok, mikroorganizmaları gözlem, deney, hastalıkların önlenmesi ve günlük yaşam uygulamalarıyla aynı araştırma çerçevesinde ele almasıdır.

Günlük hayatta

Pastörizasyon, süt ve bazı içeceklerin kontrollü ısıyla işlenerek içlerindeki bakterilerin ve küflerin büyük bölümünün azaltılması fikrine dayanır. Bu nedenle Pasteur’ün laboratuvar çalışmaları, gıdaların bozulmasını yavaşlatan uygulamalarla günlük yaşama yansır.

Sınavda

Pasteur’ün pastörizasyonu mikroorganizmaları tamamen yok eden bir işlem olarak değil, sıvılardaki bakteri ve küflerin büyük bölümünü azaltan kontrollü ısı uygulaması olarak açıklanması ayırt edicidir.

Sık sorulan sorular

Louis Pasteur kimdir?

Louis Pasteur, fermantasyon, pastörizasyon, mikrop kuramı ve aşı araştırmalarıyla tanınan Fransız kimyager, eczacı ve mikrobiyologdur.

Pasteur fermantasyon konusunda ne gösterdi?

Fermantasyonun yalnızca kimyasal bir parçalanma olmadığını, belirli mikroorganizmaların bu süreçte rol oynadığını gösterdi.

Pastörizasyon nasıl çalışır?

Süt ve şarap gibi sıvılar kontrollü biçimde ısıtılır; böylece içlerinde bulunan bakterilerin ve küflerin büyük bölümü etkisiz hâle getirilir.

Pasteur kendiliğinden oluşum görüşüne nasıl karşı çıktı?

Steril koşullarda kapalı tutulan ortamlarda mikroorganizma gelişmediğini, dış ortama açık ortamlarda ise gelişebildiğini göstererek mikroorganizmaların dışarıdan geldiği sonucunu destekledi.

Pasteur hangi aşı çalışmalarıyla tanınır?

Özellikle şarbon ve kuduz aşılarıyla tanınır. Şarbon çalışmalarında zayıflatılmış hastalık etkenleriyle koruma sağlamaya yönelik başarılı sonuçlar elde etti.

Kaynaklar
SıradakiCharles Darwin

Önce şunları oku

İlgili konular