Ana sayfabiyografilerSanatçılar ve YazarlarNâzım Hikmet Kimdir?
👤

Nâzım Hikmet

1902, Selanik — 3 Haziran 1963, Peredelkino, Moskova yakınları · Şair, oyun yazarı, romancı, senarist, yönetmen ve anı yazarı
Türk ŞiiriSerbest NazımToplumcu ŞiirModern Türk EdebiyatıSürgün Edebiyatı

Nâzım Hikmet Ran; şair, oyun yazarı, romancı, senarist, yönetmen ve anı yazarı olarak Türk edebiyatında iz bırakmış bir sanatçıdır. Serbest nazmı, lirik söyleyişi ve toplumcu duyarlılığıyla şiirin biçimini ve konu alanını genişletmiştir. Siyasi görüşleri nedeniyle tutuklanmış, uzun yıllar cezaevinde kalmış ve yaşamının son dönemini sürgünde geçirmiştir.

Hızlı bilgiler
Asıl Adı
Mehmed Nâzım Ran
Doğum Yeri
Selanik
Meslekleri
Şair, oyun yazarı, romancı, senarist, yönetmen ve anı yazarı
Öğrenimi
Osmanlı Bahriye Mektebi; Moskova’da ekonomi ve sosyoloji
Önemli Eseri
Memleketimden İnsan Manzaraları
Ölüm Yeri
Peredelkino, Moskova yakınları
Mezarı
Moskova’daki Novodeviçi Mezarlığı
Vatandaşlık
Türk vatandaşlığı 1951’de çıkarıldı, 2009’da iade edildi
Yaşam çizelgesi
1918
Bahriye Mektebinden mezun oldu
Heybeliada’daki Osmanlı Bahriye Mektebini tamamladı.
1921
Anadolu’ya geçti
Millî Mücadele’ye katılmak amacıyla İnebolu’ya, ardından Ankara’ya gitti.
30 Eylül 1921
Batum’a ulaştı
Bolu’daki görevlendirmenin ardından Vâlâ Nureddin’le Batum’a geçti.
Temmuz 1922
Moskova’ya gitti
Moskova’da ekonomi ve sosyoloji öğrenimi görmeye başladı.
1938
Uzun hapis cezası aldı
Farklı suçlamalarla toplam 28 yıl 4 ay hapse mahkûm edildi.
1950
Genel afla serbest kaldı
Tutukluluğuna yönelik protestoların ardından genel afla özgürlüğüne kavuştu.
17 Haziran 1951
Türkiye’den ayrıldı
Romanya üzerinden Sovyetler Birliği’ne geçti.
25 Temmuz 1951
Türk vatandaşlığından çıkarıldı
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı daha sonra 2009’da iade edildi.
3 Haziran 1963
Hayatını kaybetti
Moskova yakınlarındaki Peredelkino’da kalp krizi sonucu öldü.

Nâzım Hikmet, Türk şiirinde serbest nazmın öncü ve etkili temsilcilerinden biri olarak kabul edilen çok yönlü bir sanatçıdır. Yaşamı; şiir, tiyatro ve sinema çalışmaları kadar siyasi görüşleri nedeniyle karşılaştığı tutukluluklar, 1951’de Türkiye’den ayrılması ve Moskova’daki son yıllarıyla da şekillenmiştir.

Nâzım Hikmet’in kimliği ve edebiyat dünyasındaki yeri

Nâzım Hikmet’in asıl adı Mehmed Nâzım Ran’dır. Şairliğinin yanında oyun yazarı, romancı, senarist, yönetmen ve anı yazarı olarak da üretmiştir. Bu çok yönlülük, onun edebiyatı yalnızca şiir kitabıyla sınırlı görmediğini; sahne, sinema ve anlatı türlerini de kullandığını gösterir. Türk edebiyatındaki yeri özellikle şiirdeki yenilikçi tutumuyla belirginleşir: Geleneksel ölçünün sınırlarını aşmış, şiiri gündelik insanlara, toplumsal olaylara ve tarihsel deneyimlere açmıştır.

Onu ayırt eden temel özellik, düşünce ile duygu arasında bir denge kurmasıdır. Şiirlerinde toplumsal ve siyasal bir bakış bulunurken söyleyiş bütünüyle kuru bir bildiriye dönüşmez; lirik akış, kişisel duyarlılık ve güçlü bir anlatım da korunur. Bu nedenle edebî kişiliği, kaynaklarda düşünsel başkaldırı ile lirizmi, ideoloji ile şiir dilini bir araya getiren özgün bir sentez olarak değerlendirilir. Örneğin Memleketimden İnsan Manzaraları, ülkenin köy, kasaba ve şehirlerindeki insanları tarihsel bir panorama içinde ele alarak onun geniş gözlem alanını ortaya koyar.

Nâzım Hikmet’in etkisi Türkiye sınırlarıyla da kalmamıştır. Şiirleri elliden fazla dile çevrilmiş, bazı şiirleri bestelenerek farklı ülkelerde seslendirilmiştir. Böylece hem Türkçenin şiir imkânlarını genişleten hem de farklı dillerde okura ulaşan bir edebiyat kişiliği hâline gelmiştir.

Yaşamının başlıca dönüm noktaları

Nâzım Hikmet 1902’de Selanik’te doğdu. İstanbul’da Taşmektep’te, ardından Galatasaray Lisesinin ortaokul bölümünde ve Numune Mektebinde öğrenim gördü. 1918’de Heybeliada’daki Osmanlı Bahriye Mektebinden mezun oldu. Bir süre Hamidiye kruvazöründe deniz subayı olarak görevlendirildi; ancak 1919’da ağır bir hastalık geçirdi ve 1920’de deniz hizmetinden muaf tutuldu. Bu yıllar, Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşı’na katıldığı ve siyasal çalkantıların yoğunlaştığı bir döneme denk geldi.

1921’de arkadaşlarıyla birlikte Anadolu’daki Millî Mücadele’ye katılmak üzere İnebolu’ya gitti ve Vâlâ Nureddin’le Ankara’ya yürüdü. Ankara’da Mustafa Kemal Paşa ile tanıştırıldı; iki arkadaşın İstanbul’daki gönüllüleri mücadeleye çağıran bir şiir yazması istendi. Daha sonra Bolu’da öğretmenlik yapmaları kararlaştırıldı. Bolu’daki muhafazakâr görevlilerin komünist görüşlerine olumlu yaklaşmaması üzerine Batum’a geçtiler. Bu yolculuk, Nâzım Hikmet’in siyasi ve sanatsal yönelimlerinin güçlendiği Moskova dönemine açıldı.

30 Eylül 1921’de Batum’a ulaşan Nâzım Hikmet, Temmuz 1922’de Moskova’ya gitti. Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesinde ekonomi ve sosyoloji öğrenimi gördü; Sovyet sanatındaki yeniliklerden ve Lenin’in düşünsel çizgisinden etkilendi. Moskova’da şiir biçimini değiştirerek serbest nazma yönelmesi, yaşamındaki en önemli sanatsal dönüm noktalarından biridir.

Türkiye’ye döndükten sonra şiir, oyun ve film senaryolarıyla avangart edebiyat çevresinde öne çıktı. Siyasi görüşleri nedeniyle 1930’lu yıllarda davalar ve tutuklamalar yaşadı. 1938’de verilen toplam 28 yıl 4 aylık hapis cezası sonucunda Ankara, Çankırı, Bursa ve İstanbul’daki cezaevlerinde kaldı. 1950’de genel afla serbest bırakıldı; 1951’de Türkiye’den ayrılarak önce Romanya’ya, ardından Sovyetler Birliği’ne geçti. Hayatının son dönemini sürgünde geçirdi ve Moskova yakınlarındaki Peredelkino’da yaşadı.

Siyasi düşünceleri ve yaşamına etkisi

Nâzım Hikmet komünist ve sosyalist düşünceleri benimsemiş, şiir ve yazılarında bu görüşleri savunmuştur. Ezilen topluluklara, emekçilere ve toplumsal eşitlik düşüncesine duyduğu ilgi, eserlerinin konu ve bakış açısını etkiledi. Bu nedenle onun siyasi düşüncesi yalnızca kişisel bir kanaat olarak kalmamış; yazma biçimini, seçtiği kişileri ve kamusal konumunu da belirlemiştir.

Bu görüşler Türkiye’de tutuklanmasına ve uzun süre cezaevinde kalmasına yol açtı. 1931’de bazı şiir ve yazıları nedeniyle komünizm propagandası yaptığı iddiasıyla suçlandı; 1933 ve 1934’te farklı suçlamalarla hapis cezaları aldı. 1938’de askerî isyanı teşvik ettiği ve orduda komünizmi yaymaya yönelik talimat verdiği iddialarıyla toplam 28 yıl 4 ay hapse mahkûm edildi. 1950’deki genel afla özgürlüğüne kavuştu; ancak 17 Haziran 1951’de Türkiye’den ayrıldı ve 25 Temmuz 1951’de Türk vatandaşlığından çıkarıldı. Vatandaşlığı 2009’da iade edildi.

Başlıca eserleri

Nâzım Hikmet’in eserleri şiir, oyun, roman, senaryo ve anı türlerine yayılır. Şiirlerinde ülkenin insanlarını, savaşları, özgürlük arzusunu ve toplumsal mücadeleleri işler. Memleketimden İnsan Manzaraları, 1939’da üzerinde çalışmaya başladığı ve 1960’a kadar üzerinde çalıştığı, tamamı ölümünden sonra yayımlanan, 16.000 dizeyi aşan büyük ölçekli bir eserdir. Beş bölümden oluşan bu çalışmanın beşinci bölümü tamamlanmamıştır. Türkiye’nin 20. yüzyılın ilk yarısındaki önemli olaylarını farklı insanların bakışları üzerinden ele alması, eserin geniş tarihsel ve toplumsal kapsamını gösterir.

Kuvâyi Milliye ve Kurtuluş Savaşı Destanı, Türkiye’nin bağımsızlık mücadelesini ve bu mücadeledeki insanları konu alan başlıca eserleri arasındadır. Kız Çocuğu ise Hiroşima ve Nagazaki’deki atom bombası saldırılarından on yıl sonra, barış çağrısı yapan yedi yaşındaki bir çocuğun sesiyle kurulan ve dünya çapında tanınan bir savaş karşıtı şiirdir. Şiirlerinin bir bölümü daha sonra şarkı olarak da yorumlanmıştır.

Nâzım Hikmet’in Gece Gelen Telgraf, Jokond ile Si-Ya-U, Varan 3 ve Sesini Kaybeden Şehir adlı eserleri de siyasi görüşleriyle bağlantılı tartışmaların konusu olmuştur. Eserlerinin yayımlandığı dönem, Türkiye’de siyasal baskıların ve sansür uygulamalarının bulunduğu yılları da içerir; şiirleri 1938-1965 arasında Türkiye’de yasaklı kalmıştır.

Şiir anlayışı ve Türk edebiyatına katkısı

Nâzım Hikmet şiire hece ölçüsüyle başladı; ancak zamanla bu ölçünün dar kalıplarının kendi şiir anlayışını sınırladığını düşündü. Moskova’da bulunduğu 1922 yılında biçim arayışını değiştirerek serbest nazma yöneldi. Serbest nazım, dizelerin belirli bir hece sayısına veya düzenli kafiye kalıbına bağlanmadan kurulmasına imkân verir. Böylece şiir cümlesinin doğal akışı, konuşma ritmi ve düşüncenin hareketi daha esnek biçimde yansıtılabilir. Nâzım Hikmet’in bu tercihi, şiirin ritmini yalnızca ölçüyle değil, dize düzeni, tekrarlar, ses akışı ve anlamın ilerleyişiyle kurmasına yardımcı oldu.

Serbest nazım onun için sadece biçimsel bir değişiklik değildi. Şiirin konusu ve seslendiği çevre de değişti: Köylüler, işçiler, mahkûmlar, askerler, şehir insanları ve savaşın etkilediği topluluklar şiirin merkezine girdi. Toplumcu gerçekçi şiir, toplumsal eşitsizlikleri ve insanların ortak yaşamını dikkate alan bir duyarlılığı ifade eder; Nâzım Hikmet bu yönelimin Türkçe şiirdeki en belirgin temsilcilerinden biridir. Ancak şiirleri yalnızca siyasal düşünceleri aktaran metinler değildir. Lirik söyleyiş, aşk, özlem, umut ve barış gibi duygular da toplumsal bakışla birlikte bulunur.

Bu anlayışın somut örneği Memleketimden İnsan Manzaraları’dır. Eser, tek bir kişinin hayatını anlatmak yerine farklı insanları ve tarihsel olayları geniş bir bütün içinde görünür kılar. Böylece şiir, bireysel duygudan toplumsal manzaraya uzanan bir anlatım alanı kazanır. Kuvâyi Milliye ve Kurtuluş Savaşı Destanı da tarihsel mücadeleyi insan unsuru üzerinden şiirleştirir.

Nâzım Hikmet’in Türk edebiyatına katkısı, şiirin biçimini yenilemesiyle konu ve ses alanını genişletmesini birlikte gerçekleştirmesidir. Türkiye’ye döndüğünde yenilikçi şiirleri, oyunları ve film senaryolarıyla avangart edebiyatın öne çıkan isimlerinden biri oldu. Şiirleri elliden fazla dile çevrildi; bazıları Zülfü Livaneli ve Cem Karaca gibi sanatçılar tarafından bestelendi. Nâzım Hikmet şiirlerinde ayrıntılı edebî inceleme, bu biçimsel ve tematik özelliklerin daha kapsamlı çözümlemesini gerektirir.

Ölümü ve edebî mirası

Nâzım Hikmet, 3 Haziran 1963’te Moskova yakınlarındaki Peredelkino’da kalp krizi sonucu öldü. Novodeviçi Mezarlığı’na gömüldü. Son isteği, Anadolu’daki herhangi bir köy mezarlığında bir çınar ağacının altında yatmaktı; bu isteği gerçekleşmedi. Ölümünden sonra da eserleri farklı ülkelerde yayımlanmaya ve çevrilmeye devam etti.

Nâzım Hikmet’in edebî mirası, Türk şiirinde serbest nazmın ve toplumcu duyarlılığın güçlü bir örneğini oluşturur. Memleketimden İnsan Manzaraları, Kuvâyi Milliye ve Kurtuluş Savaşı Destanı gibi eserleri Türkiye edebiyatının önemli ürünleri arasında değerlendirilir. Şiirlerinin farklı dillere çevrilmesi ve bestelenmesi, mirasının yalnızca kitaplarla sınırlı kalmadığını gösterir. Ölümünden sonra Bulgaristan’ın Sofya kentinde 1967-1972 yılları arasında sekiz ciltlik Türkçe toplu eserlerinin yayımlanması da eserlerinin sürgün koşullarında bile dolaşımını sürdürdüğünü ortaya koyar.

Günlük hayatta

Nâzım Hikmet’in şiirleri yalnızca kitaplarda kalmamış, farklı dillere çevrilmiş ve bazıları bestelenerek şarkı olarak seslendirilmiştir. Kız Çocuğu şiirinin dünya çapında savaş karşıtı bir şarkı olarak yorumlanması, edebî bir metnin müzik ve kültür yoluyla günlük yaşama taşınmasına somut bir örnektir.

Sık sorulan sorular

Nâzım Hikmet hangi alanlarda eser vermiştir?

Şiirin yanı sıra oyun, roman, senaryo, yönetmenlik ve anı yazarlığı alanlarında eser vermiştir.

Nâzım Hikmet neden hapse girdi?

Komünist ve sosyalist görüşleriyle bağlantılı yazıları nedeniyle çeşitli davalarda yargılandı; 1938’de askerî isyanı teşvik ettiği ve orduda komünizmi yaymaya çalıştığı iddialarıyla uzun süreli hapis cezası aldı.

Nâzım Hikmet’in şiir anlayışındaki temel yenilik nedir?

Hece ölçüsünün sınırlı kalıplarından uzaklaşıp 1922’den itibaren serbest nazma yönelmesi, şiir dilini ve ritmini daha özgür biçimde kurmasını sağladı.

Nâzım Hikmet’in en önemli eserleri arasında hangileri sayılır?

Memleketimden İnsan Manzaraları, Kuvâyi Milliye ve Kurtuluş Savaşı Destanı başlıca eserleri arasında yer alır.

Nâzım Hikmet ne zaman ve nerede öldü?

3 Haziran 1963’te Moskova yakınlarındaki Peredelkino’da kalp krizi sonucu öldü.

Kaynaklar
SıradakiYaşar Kemal