Victor Hugo
Victor Hugo, Fransız romantizminin şiir, roman ve tiyatro alanlarında öne çıkan en önemli yazarlarından biridir. Kraliyet yanlısı bir gençlik döneminden cumhuriyetçiliğe uzanan siyasi çizgisi, sürgün yılları ve toplumsal adalet savunusu eserlerine de yansımıştır. Notre-Dame’ın Kamburu, Sefiller, Cromwell ve Hernani başta olmak üzere eserleri Fransız ve dünya edebiyatında kalıcı bir etki bırakmıştır.
“To love is to act.”
Victor-Marie Hugo, 19. yüzyıl Fransız edebiyatının en etkili romantik yazarlarından biridir. Şair, romancı, tiyatro yazarı, gazeteci ve siyasetçi olarak çalışan Hugo; edebiyatı özgürlük, adalet ve toplumsal sorunlarla ilişkilendiren çok yönlü bir sanatçı kimliği geliştirmiştir.
Victor Hugo’nun yaşam öyküsü ve önemli dönüm noktaları
Victor-Marie Hugo 26 Şubat 1802’de doğdu. Edebiyata çok erken yaşta yöneldi ve ilk şiir kitabı Odes et poésies diverses 1822’de, henüz 20 yaşındayken yayımlandı. Bu kitap, ona XVIII. Louis tarafından bir kraliyet maaşı verilmesini sağlayacak kadar ilgi gördü. 1826’da yayımlanan Odes et Ballades ise onun lirik şiirdeki yeteneğini daha belirgin hâle getirdi. Hugo’nun ilk romanı Hans of Iceland 1823’te, ikinci romanı Bug-Jargal ise 1826’da yayımlandı. Evliliğinin ardından roman ve şiir çalışmalarını birlikte sürdürdü; 1829-1840 arasında yayımladığı şiir kitapları, onu döneminin önemli lirik şairlerinden biri olarak tanıttı.
Hugo’nun edebî kariyerindeki önemli dönüm noktalarından biri, romantik tiyatronun öncüsü hâline gelmesidir. Cromwell oyunu 1827’de, Hernani ise 1830’da yayımlandı. Hernani’nin sahnelenmesi, romantiklerle klasik tiyatro kurallarını savunanlar arasında büyük tartışmalara yol açtı. Böylece Hugo yalnızca eser veren bir yazar değil, Fransız edebiyatındaki estetik değişimin önde gelen temsilcisi oldu. 1841’de Académie française’e seçilmesi, edebiyat çevrelerindeki konumunu sağlamlaştırdı.
Hugo’nun yaşamında edebiyat kadar siyaset de belirleyici oldu. 1845’te Louis-Philippe’in aday göstermesiyle parlamentonun Üst Meclisi’ne girdi. Ölüm cezasına ve toplumsal adaletsizliğe karşı konuştu; basın özgürlüğünü ve Polonya’nın kendi kendini yönetmesini savundu. 1848’de İkinci Cumhuriyet’in Ulusal Meclisi’ne seçildi. 1849’da yoksulluk ve sefaletin sona erdirilmesi gerektiğini savunan bir konuşmayla muhafazakârlardan ayrıldı; genel oy hakkı ve bütün çocuklar için ücretsiz eğitim gibi düşünceleri destekledi.
1851’de Louis-Napoléon Bonaparte’ın yönetimi tek elde toplamasına karşı çıktı. Bu tutumu nedeniyle önce Brüksel’e, ardından Jersey’ye gitti; daha sonra ailesiyle Guernsey’deki Hauteville House’a yerleşti. Ekim 1855’ten 1870’e kadar süren bu kendi isteğiyle sürgün döneminde Napoléon le Petit ve Histoire d’un crime gibi siyasi broşürler yayımladı. Aynı dönemde Sefiller ile Les Châtiments, Les Contemplations ve La Légende des siècles adlı şiir kitaplarını hazırladı. Sürgün, Hugo için yalnızca bir uzaklaştırılma değil, siyasi yazılarını ve edebî üretimini yoğunlaştırdığı bir dönem oldu.
Napoléon III’ün düşmesinden ve Üçüncü Cumhuriyet’in kurulmasından sonra 1870’te Paris’e döndü. Fransa’da ulusal bir kahraman olarak karşılandı; ancak 1872’de Ulusal Meclis’e yeniden seçilemedi. 30 Ocak 1876’da Senato’ya seçildi, fakat siyasi kariyerinin bu son aşaması beklediği başarıyı getirmedi. 27 Haziran 1878’de hafif bir felç geçirdi. 1881’de 80 yaşına girişi büyük törenlerle kutlandı ve Paris’te yaşadığı caddenin adı Avenue Victor-Hugo olarak değiştirildi. Eşi Adèle 1868’de, hayat arkadaşı Juliette Drouet ise 1883’te öldü; çocuklarından ikisinin ölümü ve kızı Adèle’in akıl hastanesine yatırılması da son yıllarındaki büyük kayıplar arasındaydı.
Victor Hugo 22 Mayıs 1885’te, Paris’teki 50 Avenue Victor Hugo adresinde zatürre nedeniyle öldü. 83 yaşındaydı. Ölümü Fransa’da büyük bir yas doğurdu; iki milyondan fazla kişinin katıldığı cenaze töreninin ardından Paris Panthéon’unda toprağa verildi. Böylece hayatı, gençlik dönemindeki monarşi yanlılığından özgürlükçü cumhuriyetçiliğe, edebî ününden siyasi sürgüne ve ulusal bir simge hâline gelmesine uzanan uzun bir dönüşüm çizgisi oluşturdu.
Edebî kişiliği ve romantizm anlayışı
Victor Hugo, Fransız romantizmini yalnızca duygusal ve bireysel bir anlatım biçimi olarak görmedi; edebiyatı özgürlük, toplumsal adalet ve insanın ahlaki sorumluluklarıyla ilişkilendirdi. Şiirlerinde lirik söyleyiş, güçlü duygular ve geniş tarihsel bakış öne çıkarken romanlarında yoksulluk, suç, ceza ve sosyal eşitsizlik gibi sorunlara yer verdi. Bu nedenle edebî kişiliği, sanat ile toplumsal vicdanı bir araya getiren bir yapı kazandı.
Hugo’nun romantizm anlayışının temelinde katı klasik kurallara karşı çıkmak bulunur. Cromwell ve özellikle Hernani, klasik tiyatronun yerleşmiş kurallarına uymayan romantik drama örnekleri olarak onun bu tavrını gösterir. Hernani’nin sahnelenmesi sırasında yaşanan tartışmalar, Hugo’nun edebiyat anlayışının yalnızca teorik bir görüş olmadığını; sahne dili, karakter anlayışı ve dramatik yapı üzerinde doğrudan değişiklik oluşturduğunu gösterir. Şair, romancı ve tiyatro yazarı yönleri bulunan Hugo’nun bu türler arasındaki üretimi, onu tek bir edebî alana sığmayan bir sanatçı hâline getirdi. Romantizm ve tiyatro anlayışının ayrıntılı incelemesi ayrı bir çalışmanın konusudur.
Başlıca eserleri
Victor Hugo’nun en tanınmış romanlarından biri Notre-Dame de Paris, Türkçede yaygın olarak Notre-Dame’ın Kamburu adıyla bilinir. 1831’de yayımlanan roman, Paris’teki Notre-Dame Katedrali çevresinde gelişen anlatısıyla büyük bir okur kitlesine ulaştı ve kısa sürede Avrupa’nın farklı dillerine çevrildi. Eserin gördüğü ilgi, uzun süre ihmal edilmiş olan Notre-Dame Katedrali’nin yeniden restore edilmesine yönelik kamuoyu ilgisini de artırdı. Romanın ayrıntılı tema ve karakter çözümlemesi ayrı bir çalışmanın konusudur.
Sefiller, Hugo’nun toplumsal sorunlara en güçlü biçimde yöneldiği romanıdır. Hugo bu eseri hazırlamaya 1830’lu yıllarda başladı; roman 1862’de yayımlandı. Sefiller, toplumsal sefalet ve adaletsizlik meselelerini merkeze alan büyük ölçekli bir anlatı olarak tasarlandı. Eserin yayımlanması geniş bir toplumsal yankı uyandırdı ve ele aldığı sorunların Fransa’daki siyasi gündemde daha görünür hâle gelmesine katkıda bulundu. Romanın ayrıntılı tema ve karakter incelemesi ayrı bir çalışmanın konusudur.
Hugo şiir alanında Les Contemplations ve La Légende des siècles ile tanınır. Les Châtiments, Les Contemplations ve La Légende des siècles, özellikle Guernsey’deki sürgün döneminde ortaya koyduğu önemli şiir çalışmaları arasındadır. Daha önce Les Orientales, Les Feuilles d’automne, Les Chants du crépuscule, Les Voix intérieures ve Les Rayons et les Ombres adlı şiir kitaplarını yayımlamıştı. Tiyatroda ise Cromwell ve Hernani’nin yanı sıra Marion Delorme, Le roi s’amuse ve Ruy Blas öne çıkar. İlk olgun düzyazı çalışmalarından Le Dernier jour d’un condamné ölüm cezasına mahkûm bir insanın yaşadığı ruhsal sıkıntıları ele alırken, Claude Gueux gerçek bir suçlunun idamından hareketle toplumsal adaletsizlik sorununa yönelir. Hugo’nun şair, romancı ve tiyatro yazarı olarak yönleri, eserlerinin bütününü anlamak için temel bir çerçeve sunar.
Siyasi ve toplumsal düşünceleri
Victor Hugo’nun siyasi düşünceleri hayatı boyunca değişti. Gençliğinde kraliyet yanlısı olan Hugo, ilerleyen yıllarda cumhuriyetçiliği güçlü biçimde savundu. Bu değişim, onun edebiyatla siyaset arasında kurduğu ilişkiyi de dönüştürdü: Yazar için edebiyat, yalnızca estetik bir uğraş değil, özgürlük ve adalet taleplerini dile getiren kamusal bir araçtı.
Hugo ölüm cezasına sürekli karşı çıktı. 1829’da yayımlanan Le Dernier jour d’un condamné, idam edilmeyi bekleyen bir insanın yaşadığı sıkıntıları anlatarak bu cezaya yönelik eleştirisini edebiyat yoluyla ortaya koydu. 1848’de Meclis’te yaptığı konuşmada ölüm cezasının kaldırılması gerektiğini savundu. Yoksulluğun sona erdirilmesi, basın özgürlüğü, kendi kendini yönetme hakkı, genel oy ve çocuklar için ücretsiz eğitim de desteklediği başlıca düşünceler arasındaydı. Köleliğin kaldırılması için de uzun süre mücadele etti ve bu konudaki tavrını yazılarıyla ve konuşmalarıyla duyurdu.
Hugo’nun özgürlük anlayışı Fransa sınırlarıyla sınırlı değildi. Avrupa ülkelerinin kendi özelliklerini koruyarak daha büyük bir birlik oluşturabileceğini savundu ve Avrupa halkları arasında bir kardeşlik fikrini destekledi. Siyasi iktidara yönelik muhalefeti, 1851’deki darbe sonrasında sürgüne gönderilmesine yol açtı. Sürgünde yazdığı siyasi broşürler Fransa’da yasaklanmasına rağmen etkili oldu. Bu tutum, onun edebî eserlerindeki yoksulluk ve adaletsizlik temalarıyla siyasi yaşamındaki özgürlük savunusunun aynı düşünsel temelden beslendiğini gösterir.
Victor Hugo’nun edebiyat tarihindeki etkisi
Victor Hugo, Fransız romantizminin yönünü belirleyen ve şiir, roman ile tiyatroda kalıcı iz bırakan başlıca yazarlardan biridir. Eserleri farklı dillere yayıldı; romanları, şiirleri ve oyunları sonraki yazarlar ile sanatçılar için önemli bir esin kaynağı oldu. Edebî etkisi, toplumsal adalet ve özgürlük gibi meseleleri geniş okur kitlelerine taşımasıyla Fransız edebiyatının sınırlarını aşarak dünya edebiyatına ulaştı.
Sık sorulan sorular
Victor Hugo hangi edebî akımın önemli temsilcisidir?
Victor Hugo, Fransız romantizminin en önemli temsilcilerinden biridir.
Victor Hugo’nun en tanınmış eserleri hangileridir?
En tanınmış eserleri Notre-Dame’ın Kamburu ve Sefiller romanlarıdır. Cromwell, Hernani, Les Contemplations ve La Légende des siècles de önemli eserleri arasındadır.
Victor Hugo neden sürgüne gönderildi?
Louis-Napoléon Bonaparte’ın 1851’de yönetimi tek elde toplamasına karşı çıktığı için Fransa’dan ayrıldı ve 1855-1870 arasında Guernsey’de kendi isteğiyle sürgün yaşadı.
Victor Hugo hangi toplumsal sorunlara karşı çıktı?
Ölüm cezasına, yoksulluğa, toplumsal adaletsizliğe ve köleliğe karşı çıktı; özgürlük, eğitim ve siyasal katılımı savundu.
Victor Hugo ne zaman ve nerede öldü?
Victor Hugo 22 Mayıs 1885’te Paris’te, 50 Avenue Victor Hugo adresinde zatürre nedeniyle öldü.
- •Wikipedia (EN) — Victor Hugo — Victor Hugo / girisen.wikipedia.org