Nihilizm Nedir? Türleri ve Nietzsche ile İlişkisi
Nihilizm, nesnel anlam, değer, hakikat veya varlık temellerinin bulunmadığını savunan farklı görüşlerin genel adıdır. Bu nedenle tek bir nihilizmden değil, varlık, bilgi, ahlak ve yaşamın anlamı hakkında farklı iddialardan söz edilir. Nietzsche ise nihilizmi basitçe savunan değil, modern insanın geleneksel değerlerini yitirmesiyle ortaya çıkan değer krizini teşhis eden başlıca düşünürlerden biridir.
Bu yazıda (5)
Nihilizm, en genel anlamıyla insan yaşamının, ahlaki yargıların, bilginin ya da varlığın arkasında herkes için geçerli ve nesnel bir temel bulunmadığını ileri süren felsefi görüşler ailesidir. Gündelik dilde ise çoğu zaman hiçbir şeyi önemsemeyen, yıkıcı veya umutsuz tutumları anlatmak için daha gevşek biçimde kullanılır.
Nihilizmin tanımı ve temel iddiası
Nihilizm, belirli bir alanla ilgili temel bir iddianın reddedilmesine dayanır. Bu reddedilen şey nesnel bir yaşam amacı, evrensel ahlaki değerler, herkes için geçerli hakikatler veya varlığın zorunlu bir temeli olabilir. Dolayısıyla nihilizm, “hiçbir şey hakkında hiçbir şey söylenemez” biçimindeki tek ve basit bir düşünce değildir; hangi kavramın temelsiz görüldüğüne göre farklı biçimler alır.
Nihilist bir yaklaşımın nasıl işlediğini görmek için “Bir insanın yaşamını herkes için anlamlı kılan, kişisel tercihlerden bağımsız bir amaç var mıdır?” sorusunu düşünelim. Varoluşsal nihilizm bu soruya olumsuz cevap verir: İnsanların kendi amaçları, ilişkileri veya başarıları olabilir; ancak bunların evrenin kendisinden gelen nesnel ve daha yüksek bir anlamı yoktur. Benzer biçimde ahlaki nihilizm, bir davranışın gerçekten doğru veya yanlış olmasını sağlayan nesnel ahlaki olgular bulunmadığını savunur. Buradaki mekanizma, alışılmış bir kavramı yalnızca insanların ona inanması veya onu kullanması nedeniyle nesnel gerçeklikte var kabul etmemektir.
Örneğin “Kariyer seçiminin herkes için kozmik bir anlamı vardır” iddiası ile “Bir kişi kariyerine kendi amaçları doğrultusunda anlam yükleyebilir” iddiası aynı değildir. Nihilizm ilk iddiayı reddeder; ikinci iddia ise kişisel anlam verme olasılığını ayrıca tartışabilir. Bu yüzden nihilizm zorunlu olarak hiçbir eylemde bulunmamak veya her şeyden vazgeçmek anlamına gelmez. Bir görüşün nihilist olup olmadığını anlamak için, onun nesnel anlamı, değeri, bilgiyi veya varlığın temelini reddedip reddetmediğine bakmak gerekir.
“Nihilizm” sözcüğü Latince nihil, yani “hiç” anlamındaki kelimeyle ilişkilidir. Kavram önce 18. yüzyıl Almanyası’nda edebî ve felsefi bir terim olarak ortaya çıkmış, 19. yüzyıl Rusya’sında yaygınlık kazanmış ve modern dünyadaki yerleşik değerlerin sorgulanmasıyla daha geniş bir anlam alanına taşınmıştır.
Nihilizmin başlıca biçimleri
Nihilizmin biçimleri, reddedilen alanın ne olduğuna göre ayrılır. Ontolojik veya metafizik nihilizm varlığın temel yapısını sorgular. Bu görüşün bir biçimine göre tek tek nesneler gerçekten var olsa bile hiçbir şeyin zorunlu olarak var olması gerekmez; başka bir deyişle, hiçbir şeyin bulunmadığı bir dünya düşünülebilir. Örneğin bir kaya parçası ortadan kaldırıldığında dünyanın varlığını sürdürmesi mümkün görünür. Bu düşünce adım adım bütün nesnelerin çıkarılabileceğini ve sonunda boş bir dünyanın kalabileceğini savunur. Daha sınırlı bir başka biçim ise masa veya ev gibi bileşik nesnelerin gerçekten var olmadığını, yalnızca daha basit parçaların belirli biçimde bir araya gelmesinin söz konusu olduğunu ileri sürer. Bu durumda “masa” yerine, masa düzeninde bulunan temel parçalar kabul edilir.
Epistemolojik nihilizm bilgi ve hakikat hakkındaki iddiaları hedef alır. Bazı biçimleri, bilginin ancak belirli kişi veya kültürlerin bakış açısından geçerli olduğunu ve bağımsız bir doğruluk ölçütü bulunmadığını savunur. Daha güçlü biçimleri ise bilgi iddialarının hiçbir sağlam temeli olmadığını ileri sürer. Örneğin aynı önerme farklı bakış açılarına göre doğru veya yanlış kabul ediliyorsa, bu görüşler arasında hangisinin nesnel olarak doğru olduğunu belirleyecek ortak bir ölçüt bulunmadığı sonucuna varılabilir. Böyle bir yaklaşım, yalnızca insanların farklı düşündüğünü söylemez; bu düşünceleri karşılaştıracak evrensel bir zemin olmadığını da iddia eder.
Ahlaki nihilizm, doğru ve yanlış gibi ahlaki olguların nesnel olarak varlığını reddeder. Buna göre “haksızlık”, “ödev” veya “ahlaki zorunluluk” gibi kavramlar dış dünyada bağımsız biçimde bulunan gerçekliklere dayanmayabilir. Örneğin bir davranışın yanlış olduğunu söylemek, bu davranışın doğasında bulunan ve herkes için geçerli bir özelliği bildirmek yerine, toplumsal bir uzlaşmayı veya kişisel bir değerlendirmeyi ifade ediyor olabilir. Değer nihilizmi bu iddiayı ahlakın ötesine taşıyarak estetik veya dinsel değerlerin de nesnel temeli olmadığını savunur.
Varoluşsal nihilizm ise yaşamın veya insan varoluşunun daha yüksek, nesnel bir amacı bulunmadığını ileri sürer. Burada mesele bir kişinin kendi hayatında amaç bulamaması değil, insan yaşamının genel olarak evrenden gelen zorunlu bir anlam taşımamasıdır. Örneğin bir insan eğitim, dostluk veya başarıya büyük önem verebilir; varoluşsal nihilist yorum, bu amaçların kişisel ya da toplumsal düzeyde anlamlı olabileceğini kabul etse bile onların herkes ve her koşul için geçerli kozmik bir amaca dayanmadığını söyler. Bu düşünce bazı kişilerde kayıtsızlık, kaygı veya varoluşsal bunalım doğurabilir; fakat farklı kişiler buna kabullenme, yeniden yorumlama veya kişisel anlam arayışı gibi farklı tepkiler verebilir.
Ontolojik, epistemolojik ve ahlaki nihilizmin kapsam sınırları
Ontolojik nihilizm “Ne vardır?” ve “Varlık neden vardır?” sorularına yönelir. Nesnelerin veya bileşik varlıkların temel düzeyde gerçekliğini, hatta bazı biçimlerinde herhangi bir şeyin zorunlu olarak var olmasını reddedebilir. Epistemolojik nihilizm ise “Neyi bilebiliriz?” ve “Bir inancı doğru yapan nesnel bir ölçüt var mıdır?” sorularını ele alır. Ahlaki nihilizm “Ne doğrudur?” sorusundan çok, doğru ve yanlışın dış dünyada nesnel ahlaki olgular olarak bulunup bulunmadığını sorgular. Bu üç iddia birbirine bağlanabilse de biri diğerini otomatik olarak gerektirmez: Varlığın zorunlu bir temeli olmadığını düşünen biri yine de bilgiye güvenebilir; bilginin nesnel temeli olmadığını savunan biri de ahlaki kuralları reddetmek yerine bu konuda kararsız kalabilir. Aynı şekilde ahlaki nihilizm, yaşamın genel anlamının bulunmadığını kanıtlamaz; yalnızca ahlaki değerlerin nesnel statüsünü hedef alır. Ahlaki nihilizmin metaetik temelleri, bu değerlerin ne tür bir gerçekliğe sahip olabileceği sorusunu ayrıca ele alan başka bir inceleme alanıdır.
Nietzsche’nin nihilizmle ilişkisi
Nietzsche, nihilizm denildiğinde en sık başvurulan düşünürlerden biridir; ancak onu doğrudan nihilizmi savunan bir filozof olarak tanımlamak eksik kalır. Nietzsche için nihilizm, modern kültürde insanların hayatlarını yönlendiren geleneksel değer ve ideallerin güç kaybetmesiyle ortaya çıkan kapsamlı bir değer krizidir. Özellikle sekülerleşme, daha önce sorgulanmadan kabul edilen dinsel ve ahlaki dayanakların etkisini azaltmış; bunun sonucunda insanlar neye göre yaşayacakları sorusuyla karşı karşıya kalmıştır. Nietzsche’nin ilgisi, yalnızca “hiçbir değer yoktur” cümlesine değil, böyle bir sonucun kültür ve insan yaşamı üzerindeki etkilerine yönelir.
Bu yaklaşımın mekanizması, değerlerin yaşamı yönlendirme gücü ile onların dayandığı inançların çözülmesi arasındaki gerilimde görülür. İnsanlar adalet, amaç, hakikat veya iyilik gibi kavramlarla yaşamlarını düzenlerken bu kavramların mutlak bir temeli olmadığı düşüncesi yaygınlaşırsa, eski değerler biçimsel olarak kullanılmaya devam etse bile ikna edici güçlerini kaybedebilir. Böylece kayıtsızlık, umutsuzluk veya yönsüzlük ortaya çıkabilir. Nietzsche nihilizmi bu nedenle bireysel bir ruh hâlinden daha geniş, tarihsel ve kültürel bir süreç olarak değerlendirir.
Örneğin bir toplumda geleneksel bir değer sistemi uzun süre bütün kararların ölçütü olabilir. İnsanlar bu sistemin temelini artık kabul etmediklerinde, yalnızca tek tek kuralları değil, “değerleri değerli yapan şeyin ne olduğu”nu da sorgulamaya başlar. Nietzsche’nin nihilizmle ilişkisi burada belirginleşir: O, modern insanın yaşadığı bu çözülmeyi teşhis eden ve nihilizmin sonuçlarını inceleyen bir düşünürdür. Nihilizmi aşma ve yerleşik değerleri yeniden değerlendirme projesinin ayrıntıları ise ayrı bir konudur.
Nietzsche’nin bazı yorumları, hakikat ve değer iddialarını belirli bakış açılarıyla ve güç ilişkileriyle ilişkilendirdiği için epistemolojik veya değerci nihilizm tartışmalarıyla da bağlantılıdır. Ancak bu bağlantı, Nietzsche’nin bütün felsefesinin “hiçbir şeyin anlamı yoktur” şeklinde özetlenebileceği anlamına gelmez. Onun temel önemi, değer kaybının nasıl ortaya çıktığını ve insanın bu kriz karşısında ne tür düşünsel tepkiler geliştirebileceğini görünür kılmasıdır.
Nihilizmin yakın kavramlardan farkı
Nihilizm kötümserlikle aynı değildir. Kötümserlik, dünyayı veya geleceği ağırlıklı olarak kötü sonuçlar, acı ve umutsuzluk açısından değerlendiren olumsuz bir bakıştır. Nihilizm ise dünyanın iyi veya kötü olduğuna dair nesnel bir anlam bulunduğunu reddedebilir. Bu nedenle bir kötümser hayatın kötü olduğunu savunurken, bir nihilist hayatın nesnel olarak iyi ya da kötü sayılmasını mümkün kılan temelin bulunmadığını ileri sürer.
Şüphecilik de nihilizmle özdeş değildir. Şüpheci, bir bilgi iddiası için yeterli kanıt bulunmadığında hükmünü erteleyebilir veya daha güçlü gerekçeler isteyebilir. Epistemolojik nihilizmin güçlü biçimi ise bilginin ya da hakikatin genel olarak mümkün olmadığını savunur. Varoluşçuluk, anlamsızlık ve kaygı gibi nihilizmin tartıştığı sorunlarla ilgilenebilir; fakat insanın özgürlüğü, seçimi, sorumluluğu ve kendi yaşamını kurması üzerine farklı cevaplar geliştiren daha geniş bir felsefi gelenektir.
Absürdizm de yaşamın anlamı sorununu ele alır, ancak yalnızca “anlam yoktur” demekle yetinmez. İnsanların anlam arayışı ile dünyanın sessizliği arasındaki çatışmayı absürt deneyimin kaynağı olarak inceler. Bu nedenle absürdizm, nihilizmle kesişebilir ama onunla aynı iddia değildir. Bir kişinin umutsuz, ilgisiz veya topluma güvensiz olması da tek başına nihilist olduğunu göstermez; bunlar sırasıyla kötümserlik, apati veya sinizmle ilişkili tutumlar olabilir.
Bir öğrencinin sınav, meslek veya başarı hedeflerinin kendisi için değerli olduğunu kabul etmesi, bu hedeflerin herkes için nesnel ve evrensel bir yaşam amacı olduğunu kabul etmesini gerektirmez; nihilizm tartışması bu iki anlam düzeyini ayırır.
Nihilizm ile kötümserlik arasındaki temel ayrım, kötümserliğin dünyayı kötü görmesi; nihilizmin ise iyi veya kötü gibi nesnel anlam ve değerlerin bulunmadığını savunabilmesidir. Nietzsche de basitçe nihilizmi savunan değil, geleneksel değerlerin çözülmesiyle oluşan modern değer krizini teşhis eden düşünür olarak ayırt edilmelidir.
Sık sorulan sorular
Nihilizm kısaca neyi savunur?
Nihilizm, seçtiği alana bağlı olarak nesnel anlamın, ahlaki değerlerin, bilginin, hakikatin veya varlığın zorunlu temelinin bulunmadığını savunur.
Nihilizm her şeyin fiziksel olarak var olmadığını mı söyler?
Hayır. Ontolojik nihilizmin bazı biçimleri varlığın temelini sorgular; ancak nihilizmin bütün biçimleri fiziksel nesnelerin varlığını reddetmez.
Nihilizm ile kötümserlik arasındaki fark nedir?
Kötümserlik dünyayı ağırlıklı olarak kötü ve umutsuz görür. Nihilizm ise dünyanın nesnel olarak iyi veya kötü sayılmasını sağlayan bir anlam temeli olmadığını ileri sürebilir.
Nietzsche nihilist miydi?
Nietzsche nihilizmi yalnızca savunan bir teorisyen olarak değil, geleneksel değerlerin çözülmesiyle ortaya çıkan modern değer krizini teşhis eden bir filozof olarak anlaşılmalıdır.
Nihilizm ile varoluşçuluk aynı şey midir?
Hayır. Varoluşçuluk anlamsızlık sorununu ele alsa da özgürlük, seçim, sorumluluk ve insanın yaşamını kurması gibi konularda nihilizmden farklı yaklaşımlar geliştirir.
- •Wikipedia (EN) — Nihilism — Nihilism / girisen.wikipedia.org